Faziletler ve Adaplar

728Hadislerin Listesi 5Alt Kategoriler

Hadislerin Listesi 728

Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlere emrettiğini Müminlere de emretti
Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
Yüce Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur
Sizden hiçbiriniz, arzusu benim getirdiğime tâbi olmadıkça gerçek iman etmiş olamaz
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı
Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak tut
‌Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?
Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin
Büyük günahlar; Allah'a şirk koşmak, ana babaya asi olmak, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir
Dul ve yoksulların ihtiyacını gidermek için gayret gösterip çabalamak Allah yolunda cihat etmek ya da gece namaz kılıp gündüz oruç tutmak gibidir
Helak eden yedi şeyden sakının!
Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim
Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Benim kabrimi de çokça ziyaret edilen bayram yerine çevirmeyin. Bana salat getirin, nerede olursanız olun bana salatlarınız ulaşır
her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır
Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer
Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki bacağı arasındaki (üreme organını haramdan) koruma sözü verirse, ben de ona Cennet sözü veririm
Zikrin en faziletlisi: “Lâ ilâhe illallah, duanın en faziletlisi ise: Elhamdulillah sözüdür
Cennet size, ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir
Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece beş vakit namaz, iki Cuma ve iki Ramazan, aralarında işlenen günahlara kefaret olur
Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar
Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; Cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır
Müslümanın, Müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek ve hapşırınca (Elhamdulillah dediğinde) yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin) demektir
Satarken, alırken, alacağını isterken, kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin
İnsanlara borç para veren bir adam vardı. O hizmetçisine şöyle derdi: Darda kalmış bir fakire vardığında onu affediver. Umulur ki Allah da bizim günahlarımızı affeder
«İlim tahsil etmek için (evinden) çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.»
Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın! Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran
İki Müslüman, kılıçları ile (birbirlerini öldürmek için) karşı karşıya gelirlerse, ölen de öldürülen de ateştedir
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
Allah her bir şey üzerine iyilik yazdı
Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve amellerinize bakar
Ameller niyetlere göredir
Kızma/öfkelenme!
Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O; sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı
Bir kul bir günah işlediğinde; "Allah'ım! Günahımı bağışla! derse,
Adaletli davrananlar, Allah katında Rahman’ın sağındaki nurdan minberler üzerindedir. Allah'ın iki eli de sağdır
Rıfktan (yumuşak huyluluktan) mahrum olan bütün hayırlardan mahrum olur
Gıybet nedir bilir misiniz?» Ashâb: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir." dediler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.» buyurdu
Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde Cehennem'i hak ederler
Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır
«Her ademoğlu çokça hata eder. Çokça hata edenlerin en hayırlısı çokça tövbe edenlerdir.»
Her iyilik bir sadakadır
Din kardeşini güler yüzle karşılaman gibi bir iyiliği (yapmayı bile) sakın küçük görme!
Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır
Kim bir hayra (iyiliğe) vesile olursa o kimseye hayrı yapan kimsenin ecri gibi ecir vardır
Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar (sağ iken hayırdan ve şerden) gönderdiklerine kavuştular
Bir Müslümanın, din kardeşini üç geceden (yani üç günden) fazla terk edip onunla küs durması helal değildir. İki Müslüman karşılaşırlar, biri bir tarafa, öteki öbür tarafa döner. Hâlbuki o ikisinin en hayırlısı önce selam verendir
Akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet'e giremez
Kovculuk yapan Cennet'e giremez
Kim; rızkının genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse akrabalık bağlarını gözetsin
Kulun Allah'a en yakın olduğu an, secdedeki anıdır. O halde secdede Allah'a çokça dua edin
Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır söylesin ya da sussun
Kim insanlara merhamet etmezse; Allah -Azze ve Celle- de ona merhamet etmez
Allah katında erkeklerin en sevimsizi husumet ve düşmanlığı şiddetli olandır
Allah'a en sevimli gelen dört söz vardır: Subhânallah, Elhamdulillah, Lâ ilâhe illallah, Allahu Ekber. Hangisinden başlarsan başla sana bir zararı olmaz
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları Cennet'e en fazla götürecek şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlaktır
Hayâ imandandır
Dua ibadetin ta kendisidir
Doğruluk üzere olun. Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennet'e götürür
İki kelime vardır ki dile kolay, mizanda ağır gelir ve Rahman'a sevimlidir
Allah Teâlâ'nın katında, duadan daha üstün (kıymetli) bir şey yoktur
Kim; din kardeşinin ırzını onun gıyabında müdafaa ederse, Allah da kıyamet günü onu Cehennem ateşinden uzaklaştırır
Kim, bir günde yüz defa: Subhânallâhi ve bi-hamdihî (Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim) derse, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır
Her kim on kere
Allah kimin için hayır dilerse onu dinde fakih (anlayış sahibi) kılar
Şüphesiz ki, Allah; takva sahibi, (gönlü) zengin ve gizli (şöhretsiz, gösterişsiz, riyasız, samimi) kulu sever
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- güzel kokuyu geri çevirmezdi
Müminlerin iman bakımından en kâmil olanları ahlak bakımından en hayırlı olanlarıdır ve sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en hayırlı olanınızdır
Nerede yumuşak huyluluk, kolaylık varsa orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir
Şüphe yok ki Allah, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden ve bir şey içtikten sonra hamdetmesinden razı olur
Muhakkak ki Mümin, güzel ahlakı sayesinde (gündüzleri) oruç tutan (geceleri) namaz kılan kimsenin derecesine erişir
Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır
Allah Teâlâ, zalime vakit verir, bir kerede ansızın onu yakaladı mı, artık bırakmaz (onun için kurtuluş yoktur
Benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı hiçbir fitne bırakmadım
Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz
Her kim bir konaklama yerine iner de şu duayı okursa oradan ayrılıncaya kadar kendisine hiçbir şey zarar veremez: Allah’ın yarattığı mahlukatın şerrinden, Allah’ın eksiksiz tam kelimelerine sığınırım
Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz
Bana (Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Hamt, yalnızca Allah'adır. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Allah en büyüktür) sözünü söylemek, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevimli gelir
Her kim Bakara Suresi'nin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter
Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir
«Kim bir şeye bağlanırsa, o şeyle başbaşa bırakılır.»
Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kaza' türü tıraşı yasakladı
Ömer -radıyallahu anh-’ın yanındaydık o şöyle dedi: «Tekellüf (etmek) bize yasak edildi
Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar
Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”
Biriniz yediği zaman sağ eliyle yesin, içtiği zamanda da sağ eliyle içsin. Çünkü Şeytan, sol eliyle yer ve sol eli ile içer
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmayanlara azap etmemesidir
Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
Allah Teâlâ kıyamet günü
Yüce Allah Cennet'i ve Cehennem'i yarattığında Cebrail -aleyhisselam-'ı
Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır
Müezzin; "Allahu Ekber, Allahu Ekber dediği zaman, sizlerden biri "Allahu Ekber, Allahu Ekber." derse,
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Namazı (Fâtiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım ve kulum dilediğini alacaktır.”
Ey Abbâs! Ey Allah Rasûlü'nün amcası! Dünyada ve ahirette Allah'tan afiyet dile
Saf ipek ve atlas elbise giymeyiniz. Altın ve gümüş kaptan bir şey içmeyiniz. Altın ve gümüş tabaklardan da yemek yemeyiniz! Bunlar dünyada kâfirler için, ahirette ise bizler içindir
Dünya'da ipek giyen ahirette giyemez
Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu
(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı
Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim
"Ya Rasûlallah! Bizden biri cünüp iken uyuyabilir mi?" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet, abdest aldığı zaman uyuyabilir, (bunda bir sakınca yoktur)» buyurdu.
Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın
Kişi evine girdiği za­man ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der
Dünya göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah, onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun
Biriniz idrarını yaparken zekerini (erkeklik organını) sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve (bir şey içerken) kabın içine solumasın
Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi
İyi kimseyle oturup kalkan kimsenin misali ile kötü kimseyle oturup kalkan kimsenin misali,
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey kalpleri evirip, çeviren (Allah'ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl
Kim, şehit olmayı içtenlikle dilerse; Allah, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun
Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz
«Dünyada sevdiği bir kimsesini (çocuğunu yahut ana babasını) aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah’tan bekleyen mü’min kulumun katımdaki karşılığı cennettir.»
Cabir -radıyallahu anh-'den rivayet olunan bir hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: "Kendi üzerinize beddua etmeyin. Çocuklarınızın aleyhine de beddua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de beddua etmeyin. Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiği saate rastgelir de, istediğiniz kabul ediliverir."
Cabir –radıyallahu anh-’tan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: ’’Herhangi biriniz acele etmediği müddetçe duası kabul edilir.(Acele eden kul:) 'Rabbime dua ettim de kabul edilmedi’ der. Muttefakun aleyhtir. Müslim’in rivâyetinde ise hadisin lafzı şöyledir: "Bir kul, günah olan veya akrabalık bağlarının kopmasına yol açan bir şey istemedikçe ve acele etmediği sürece duası kabul olunur." Ey Allah’ın Rasûlü! Acele etmek ne demektir? diye sorulunca şöyle o da buyurdu: ’’Defalarca dua ettim, ama Rabbimin duamı kabul ettiğini görmedim." der. Böylece (duasının hemen kabul edilmediğini görünce) usanır ve dua etmeyi bırakır.
Rabbin kuluna en yakın olduğu vakit gecenin son yarısıdır
Bir kimsenin harcadığı paraların en değerlisi ailesinin ihtiyaçlarına harcadığı para, Allah yolunda cihat etmek için beslediği atına harcadığı para ve bir de beraberce Allah yolunda cihat ettiği arkadaşlarına sarf ettiği paradır
Eğer sizlerden biri sevdiği bir rüya görürse, bu Allah'tandır. Bu güzel rüyadan ötürü Allah'a hamt etsin ve bu rüyayı anlatsın. Eğer hoşuna gitmeyen başka bir şey görürse, şüphesiz bu Şeytan'dandır. Onun şerrinden Allah'a sığınsın ve bu rüyayı kimseye anlatmasın. Bu rüya ona hiçbir zarar veremez
Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aksırdığı zaman elini veya elbisesini ağzına tutar, böylelikle sesini azaltmaya –veya ağzını kapatmaya– çalışırdı
«Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?» "Evet! Ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dedik. «Şirk-i hafîdir (gizli şirk). Meselâ, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar.» buyurdular.
Kıyamet gününde bir adam getirilir Cehennem'e atılır ve karnından bağırsakları dışarı fırlar ve o bununla değirmen döndüren bir eşek gibi Cehennem içinde döner
«Kabrimi (çokça gelinip, gidilen) bir yere çevirmeyiniz. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun, sizin salat ve selamınız bana ulaşır.»
Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp bakarsa, kıyamet günü o kimseyle ben böyle (bir arada) olacağız.» dedi ve parmaklarını birleştirdi
İman etmedikçe Cennet'e giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız
amellerin hangisi Allah'a en sevimlidir? diye sordum. «Vaktinde kılınan namazdır.» buyurdu. Sonra hangisidir? dedim. «Ana babaya iyilik etmektir.» cevabını verdi. Sonra hangisidir? dedim. «Allah yolunda cihat etmektir.» diye buyurdu
Bu, yetmiş sene önce Cehennem'e atılmış bir taştır ve şimdi dibine varıncaya kadar düşmüştür
Bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında sol eliyle yemek yedi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- adama: «Sağ elinle ye!» diye buyurdu. Adam: "Yiyemiyorum/Yapamıyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yiyemez/yapamaz ol!» dedi
Uğursuzluğa inanmak şirktir, uğursuzluğa inanmak şirktir, uğursuzluğa inanmak şirktir. Bizden (istemeden kalbine uğursuzluk vehmi gelip de içinde bazı şeylere karşı nefret duyandan) başka, hiç kimsede bu olmasın. Fakat Allah, onu/uğursuzluğu tevekkülle giderir
Advâ (hastalığın bir kişiden başka bir kişiye geçmesi) yoktur, Tıyera (uğursuzluk) yoktur, Hâmeh/Baykuş (Araplar bu kuşun birinin evine konmasını uğursuzluk sayarlardı) yoktur. Safer (safer ayının uğursuz sayılması) yoktur. Aslandan kaçtığın gibi cüzzamlıdan kaç
Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır
«Haksız olarak öldürülen her kişinin kanından bir pay, Adem’in ilk oğluna ayrılır. Çünkü o, insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.»
"Kul, (iyice düşünüp taşınmadan) bir söz söyler de bu söz yüzünden cehennemin, doğu ile batı arasındaki mesafeden daha derin bir yerine düşer."
"Kim evinden çıkarken: "Bismillahi tevekkeltü alallah vela havle vela kuvvete illa billah (Allah'ın adıyla başlarım, Allah'a tevekkül ettim, Güç ve kuvvet ancak Allah iledir,) derse kendisine, bu sana yeter, korundun ve doğru yolu buldun, denir ve şeytan ondan uzaklaşır."
Allah’tan korkun (takvalı olun). Beş (vakit namazınızı) kılın. (Oruç) ayınız (ramazan)ı tutun. Mallarınızın zekâtını verin. İdarecilerinize itaat edin (ki böylece) Rabbinizin Cennet'ine girin
Sizden biriniz din kardeşine ile karşılaştığında ona selam versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar bir araya gelirlerse, tekrar selam versin
Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri yükselteceği hayırları haber vereyim mi?
Size amellerinizin en hayırlısını, melikiniz olan Allah katında en değerlisini ve derecelerinizin en yüksek olanını
Öyle bir söz biliyorum ki, eğer onu söylerse kendisinden bu hal gider. Eğer ''Şeytan'dan Allah'a sığınırım.'' derse kendisinden bu hal gider
Salih rüya Allah'tan, kâbuslar ise Şeytan'dandır. Sizlerden biriniz korktuğu bir kâbus görürse, sol tarafına hafifçe tükürsün ve bu rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın. Böylece kâbus ona bir zarar veremez
Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!
Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum
"Ey Allah'ın Rasûlü! İşlediğim takdirde Cennet'e gireceğim bir amel söyle." Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın
Burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün.» Kimin ya Rasûlallah? diye sorulduğunda, Rasûlullah -aleyhisselâm- şöyle buyurmuştur: «İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sayesinde (onlara ihsanda bulunma ile) Cennet'e giremeyenin
Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar
Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der
İşlediği günahları açığa vuranlar
Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter
Sizden hiçbiriniz, Allah hakkında hüsnüzan beslemeden ölmesin
İsrâ Gecesi İbrahim -aleyhisselam- ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve onlara haber ver ki, Cennet'in toprağı temiz, suyu tatlı,
“Eğer Uhud dağı kadar altınım olsa, borç ödemek için ayıracağım hariç, hiçbirini yanımda üç günden fazla tutmak istemem.”
Eğer sen gerçekten söylediğin gibiysen, sanki onlara sıcak kül yedirmektesin. Sen bu hal üzere devam ettiğin müddetçe, senin yanında muhakkak Allah tarafından onlara karşı bir yardımcı bulunmaya devam edecektir
Herhangi bir topluluk, oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi yanından kalkmış gibi olur. O meclis de onlar için bir pişmanlık olur
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Benim yanımda şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi benim hiç hoşuma gitmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktarı müstesnadır. Beni sevindirecek olan, o kadar çok altını Allah’ın kulları arasında şöyle şöyle ve şöyle verip dağıtmaktır, buyurup sağına soluna ve arkasına eliyle verme işareti yaptı."
Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir
Benim ardımdan sizin adınıza korktuğum şeylerden biri de, sizin için dünyanın güzelliklerinin ve süslerinin bolca verilmesidir
Ey Allah’ın Rasûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Annen, sonra annen, daha sonra yine annen, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban.» buyurdu.
«Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah’ın kulu! Bu kapıdan girmen senin için daha hayırlıdır diye çağırılır. Namaz kılanlar namaz kapısından, mücahitler cihad kapısından çağrılır.»
«Beni rüyada gören kimse, uyanıkken de öylece görecektir. –veya sanki beni uyanıkken görmüş gibidir- Çünkü şeytan bana benzeyen bir şekle giremez.»
Şüphesiz cehennemliklerin azabı en hafif olanı, ateşten iki terliği ve bu terliğin iki bağı olan kimsedir ki, bunlardan dolayı tıpkı bir kazanın kaynaması gibi beyni kaynar. O, kendisinden daha şiddetli azap çeken hiç kimse olmadığını sanır. halbuki o, azabı en hafif olanlarındandır. Halbuki o, onların arasındaki en hafif azabı görmektedir
"Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri (onunla) kalır; ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle kalır."
Bineğe binen yürüyene, yürüyen oturana, az çoğa selam verir
«Allah, rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Doksan dokuz parçasını kendi katında alıkoymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. İşte varlıklar bu bir parça rahmet sebebiyle birbirlerine acıyıp, rahmet eder. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağı endişesiyle ayağını çekip kaldırır.»
İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlere emrettiğini Müminlere de emretti
Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder
Bir kimse Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e seferde/yolculukta oruç tutulur mu? diye sordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Dilersen oruç tut, dilersen tutma.» diye buyurdu.
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et
Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
Ateşe kimin haram kılındığını yahut ateşin kime haram kılındığını haber vereyim mi? (Cana) yakın, ağır başlı, yumuşak huylu, kolayca iş gören kimselere haram kılınmıştır.
Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- hiçbir yemeği hiçbir zaman ayıplamamış, yermemiştir. O eğer iştahı varsa yemeği yerdi, hoşlanmazsa bırakır yemezdi, demiştir.
Müslümana sövmek fasıklık, onunla savaşmak küfürdür
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor; Kimimiz ok atma talimi yapıyor, kimimiz de meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in müezzini: Namaza toplanın! Diye seslendi. Biz de Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafında toplandık. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şunları söyledi: “Benden önce gelen her peygamberin vazifesi, ümmetine, onlar hakkında hayırlı olduğunu bildiği şeyleri göstermek ve onlar için şer olduğunu bildiği şeylere karşı da onları uyarmaktı. Bu, ümmetinizin selameti, başında (ilk nesillerinde) olacaktır. Sonra gelenler ise belâlara ve yadırgadıkları bir takım hallere dûçar olacaklardır. Biri diğerini aratan fitneler gelecektir. Bu fitnelerden biri geldiğinde mü’min, ‘Bu beni helâk edecek! der. Ardından bu fitne kalkar, sonra bir fitne daha gelir. Mü’min yine,"Bu, (beni helâk edecek!) der ve bu şekilde devam eder. Cennete girmek ve cehennemden uzaklaştırılmak isteyen kimse, ölüm kendisine geldiğinde Allah’a ve ahiret gününe iman üzere olsun. İnsanlara da kendisine yapılmasını dilediği şeyleri yapsın. Kim, bir imama (hükümdara) bey'at edip, elini sıkıp ona yürekten bağlanırsa, gücü yettiği kadar ona itaat etsin. Eğer bir başkası çıkıp (iktidarı ele geçirmek için) onunla mücadeleye girişirse, onun boynunu vurun.”
Yahudi ve Hristiyanlara selama siz başlamayın. Onlarla yolda karşılaşırsanız onları yolun dar yerine gitmeye mecbur bırakın
Kıyamet günü, Müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Şüphesiz Yüce Allah, ahlaksız çirkin söz (ve davranış) sahiplerine buğzeder
'Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır'' buyurmuştu. Ashâb–ı kirâm: Yâ Rasûlallah! İnsan kendi ana babasına hiç söver mi? deyince: “Evet, tutar birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Birinin anasına söver, o da onun anasına söver'' buyurdu.
Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelmişti. Kendisine: "Yâ Rasûlallah! Allah sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavat getireceğiz?
Asıl cimri, yanında ismim anıldığı halde bana salavat getirmeyendir
Kim yemek yedikten sonra; "Benim hiçbir etkim ve gücüm olmaksızın bu yemeği bana yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun." derse geçmiş günahları affolunur
«Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, ardından da istiğfar eden (af dileyen) bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi (bağışlardı).»
Ey âdemoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümit ettikçe, ben senden her ne sadır olsa aldırmam, seni affederim
Ezan ile kamet arasındaki dua reddolunmaz
Allah'ım! Bütün işlerimin başı olan dinimi ıslah eyle!
Ey Rabbim! Benden daha iyi bildiğin hatalarımı, cahilliğimi ve işimdeki aşırılığımı bağışla! Ey Allah'ım! Bütün bende var olan, bilerek ve bilmeyerek, kasıtlı ve kasıtsız işlediğim günahlarımı bağışla! Ey Allah'ım! Senin benden daha iyi bildiğin yaptıklarımı ve yapacaklarımı, gizlediğimi ve açığa vurduklarımı bağışla! Sen, her şeyi hakkıyla önceden veren ve erteleyensin. Sen, her şeye gücü yetensin
Allah'ım! Senden dünya ve ahirette afiyet diliyorum
Allah'ım! Kuşkusuz ben, acil olsun ertelenmiş olsun, bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları senden isterim. Acil olsun ertelenmiş olsun, bildiğim ve bilmediğim bütün şerlerden de sana sığınırım
Allah'ım! Nimetinin zevalinden, afiyetin gidip de yerini hastalıklara bırakmasından, ansızın gelen azabından ve öfkene sebep olan her şeyden Sana sığınırım
Allah’ım! Borcun beni ezip alt etmesinden, düşmanın galip gelmesinden ve düşmanların sevinip beni ayıplamasından Sana sığınırım
Allahumme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da Sensin
(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır
«Sakın yollarda oturmayın!» buyurdu. Bunun üzerine; "Ya Rasûlullah! Oturmadan edemeyiz, oralarda (oturup) konuşuyoruz, dediler." Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Mutlaka oturacaksınız, bari yola hakkını verin!» buyurdu. Bunun üzerine: "Ey Allah`ın Rasûlü, onun hakkı nedir?" diye sordular. Şöyle buyurdu: «Gözlerinizi kısmak (harama bakmamak), (gelip geçeni) rahatsız etmemek, selamı almak ve emr bi`l-ma'ruf nehy-i ani`l-münker yapmak (iyiliği emredip kötülükten alıkoymak) tır!»
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- çoğu zaman şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!
Seyyidu'l-istiğfar duası
Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namazı kılın ki, selametle cennete giresiniz
Zulümden sakınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde (zalime) zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helak etmiş,
Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, İslam'ın en hayırlısı hangisidir? diye sordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yemek yedirmen ve tanıdık tanımadık herkese selam vermendir.» diye cevap verdi
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları cennete en fazla girdiren şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlâktır.» buyurdu. "İnsanları cehenneme en fazla götürecek şey nedir?" diye sorulunca da: «Ağız ve cinsel organdır.» diye buyurdu.
«Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, – ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez– Allah o sadakayı sağı ile kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.»
“Elhamdu lillâhillezî et‘amenâ ve sekânâ ve kefânâ ve âvânâ, fe–kem mimmen lâ kâfiye lehû velâ mu’vî" Bize yedirip içiren, koruyup barındıran Allah’a hamd olsun. Koruyup barındıranı bulunmayan nice kimseler var.
Allah’ım! Beni hidayete erdir ve beni dosdoğru kıl. Hidayet isterken, yolunu bulmayı; doğruluk isterken de okun hedefi tam isabetle vurmasını hatırla
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, hasta ziyareti yaptığında (bir hastayı ziyaret ettiğinde) hastanın yanına girince şöyle derdi:«Lâ be'se tahûrun inşâallah.» (Geçmiş olsun, hastalığın günahlarına keffâret olur inşallah)
Size hizmetçiden daha hayırlı olan bir şeyden haber vereyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman -veya istirahate çekildiğiniz zaman- otuz üç defa "Subhânallah", otuz üç defa "Elhamdülillah" ve otuz dört defa "Allahu Ekber" deyin. Bu sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır
{Kul huvallahu ehad} (ihlas suresi) ile Muavvizeteyn (Felak ve Nâs surelerini) üç defa oku! Her türlü şerre karşı sana yeter» diye buyurdu
Kim, Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil'-Ardi ve'lâ fi's-Semâi ve Huve's-Semî’u'l-Alîm "Yerde de gökte de O’nun ismiyle birlikte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, her şeyi işiten ve bilendir." duasını akşamleyin üç defa okursa, sabaha kadar ona ani bir musibet isabet etmez
Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur. Allah büyüklerin en büyüğüdür. Bitip tükenmeyen hamt O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!. Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir
Yâ Rasûlallah! Bana bir dua öğret! dedim. Bunun üzerine bana: «Allah'ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım, de!» buyurdu.
Peş peşe söylenen bazı kelimeler vardır ki onları her farz namazın ardında söyleyen -ya da yapan- asla zarar etmez. Bunlar da, otuz üç defa tesbih (Subhânallah), otuz üç defa tahmîd (Elhamdülillah), otuz dört defa tekbir (Allahu Ekber) zikirlerini söylemektir
Bir kimse yemin eder de yemininde, Lât ve Uzzâ’ya yemin olsun ki derse, derhal ‘’La ilâhe illallah’’ desin. Yine bir kimse, arkadaşına: "Gel, seninle kumar oynayalım" derse, hemen sadaka versin
Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu
Yalan olduğunu zannettiği bir hadisi benden nakleden kimse yalancılardan biridir
"Kul, herhangi bir şeye lanet ettiğinde o lanet gökyüzüne çıkar. Semanın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola gider, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner.
«Sırat, Cehennem’in ortasına kurulur. Sıratın üzerinde, Sa’dân’ (bölgesinin) in dikenleri gibi dikenler vardır. Sonra insanlara (geçiş için) izin verilir. Onun üstünde yürürler. Onlardan kimi o dikenlerin zarar vermesinden korunmuştur. Kimi de onun tarafından tutulur, derileri yırtılır ve başı yerde ayakları ise yukarıda olur.»
camiye girerken: «Kovulmuş Şeytan'dan, azim olan Allah'a, O'nun kerîm vechine ve ka­dîm kuvvet ve galebesine sığınırım
«Allah şöyle buyurmaktadır: "Kulum kötü bir amel yapmak isterse, onu yapmadıkça yazmayın! Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın! Eğer benim için terk ederse bunu onun lehine bir sevap yazın! Kulum iyi bir iş yapmayı arzu ederse, yapmasa bile ona bir sevap yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar ona sevap yazın."
Bir münadi şöyle seslenecek: "Sağlıklı olacaksınız ve asla hastalanmayacaksınız. Yaşayacaksınız ve asla ölmeyeceksiniz. Genç olacaksınız ve asla yaşlanmayacaksınız. Nimetler içinde yaşayacaksınız ve asla acı çekmeyeceksiniz
Allah Tebâreke ve Teâlâ Cennet ehline şöyle der: "Ey Cennet ehli!" Onlar da: "Buyur Rabbimiz emrine amadeyiz" derler. Allah: "Cennet'e girmekten dolayı memnun musunuz?" der. Cennet ehli: "Nasıl memnun olmayız. Yarattıklarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” derler
Cennet ehli Cennet'e girdikleri zaman Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurur: Size daha da artırmamı istediğiniz bir şey var mı?’
"Şüphesiz cennetlikler, aralarındaki üstünlükten dolayı köşklerde bulunanları, doğu veya batı ufkunda bulunan parlak yıldızı gördükleri gibi görürler."
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bazı sahabeler birlikte bulunurlarken onların yanından bir cenaze geçti. Ashâptan bazıları o cenazeyi hayırla andı. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-:“Kesinleşti” buyurdu. Sonra bir cenaze daha geçti. Orada bulunanlar onu da kötülükle andılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yine:“Kesinleşti” buyurdu. Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb: Ne kesinleşti Ya Rasûlallah? Diye sordu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- da şöyle buyurdu: “Şu önce geçen cenazeyi hayırla andınız; bu sebeple onun cennete girmesi kesinleşti. Bu berikini kötülükle andınız; onun da cehenneme girmesi kesinleşti. Çünkü siz (mü’minler), yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz.''Müttefakun aleyh.
Şeytan, Arap Yarımadası'nda namaz kılanların kendisine ibadet etmelerinden ümidini kesmiştir. Ancak onları birbirlerine düşürmeye, aralarını açmaya çalışacaktır
«Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir ya da boşa çıkarır.»
Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi kamçılar taşıyıp onu insanlara vuran insanlar ve de giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah'a itaatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar
Erkek, erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakamaz
‘’Bu rüzgâr Allah’ın rahmetindendir. Rahmeti de, azabı getirir. Onu görünce sakın ona sövmeyin. Allah’tan rüzgârın hayır getirmesini dileyin, şer getirmesinden Allah’a sığının.’’
Ey kadınlar, sadaka verin! Zira sizin cehennemliklerin çoğunluğu olduğunuzu gördüm.» Onlar: “Neden, ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. Dedi ki: «Çok lanet okuyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Akıllı adamın aklını başından alan sizden daha akıl ve dince eksik birini görmedim
Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir
Kur'ân'ı ustalıkla ve düzgün bir şekilde okuyan kimse, şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur'ân'ı güçlük çekerek okuyan, okurken dili dolaşan ve buna rağmen okumaya devam eden kimseye ise iki ecir vardır
«Ben cehennemden en son çıkacak (veya cennete en son girecek) kimseyi biliyorum. O adam cehennemden emekleye emekleye çıkar. Allah Teâlâ ona: – Haydi git, cennete gir, buyurur. Adam cennete gider, fakat ona cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah Teâlâ’ya: – Yâ Rabbi! Cennet ağzına kadar dolmuş! der.»
Hiç göğün bulutsuz / berrak olduğu bir günde güneşe bakmakta / görmekte bir sıkıntı çekiyor musunuz?” buyurdu. “Hayır, dediler. “Peki bulutsuz Ayın ön dördüncü gecesinde aya bakmakta / görmekte hiç zorlanıyor musunuz?
Bedir'e ve Hudeybiye'ye katılmış olan hiçbir kimse Cehennem ateşine girmeyecektir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekir ve Ömer için şöyle buyurdu: «Bu ikisi, peygamberler ve rasûller hariç, gelmiş geçmiş tüm cennet ehli yetişkinlerinin efendisidir
Ya Rasûlallah! Büyük küçük ne kadar günah varsa hepsini işledim, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?
Şeytan, sizden birinize gelir ve şunu kim yarattı, bunu kim yarattı? diye sorar ve en son olarak; Rabbini kim yarattı? diye sorar. Kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, Allah'a sığınsın ve bu vesveseye son versin
Ameller altı türlü, insanlar ise dört çeşittir. Gerekli kıldığı iki husus vardır. Bazı iyilikler vardır misline karşılık misli vardır. Başka bir iyilik vardır, karşılığında on katı verilir. Başka bir amel vardır, karşılığında yedi yüz katı verilir
İlmin kaldırılması, cehaletin yayılması, zinanın artması, içki içenlerin artması ve kadınların çoğalıp, erkeklerin azalması kıyamet alametlerindendir. Öyle ki, elli kadının işlerini yalnız bir erkek idare edecek
Bir kişi bir kabrin yanından geçerken keşke bu mezar sahibinin yerinde ben olsaydım diye temennide bulunmadıkça kıyamet kopmayacaktır
Ölüm, alaca bir koç
Yaktığınız ateş var ya, bu Cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!
Kim benim adıma bilerek yalan uydurursa, Cehennem'deki yerine hazırlansın
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir şey anlattı: «Bu, ilmin kaldırılması (yok olması) zamanında olur.» diye buyurdu
İlmi, âlimlere karşı övünmek, cahillerle münakaşa etmek
Sırat-ı müstakim dosdoğru bir yoldur
Sizden biriniz ailesinin yanına döndüğünde orada üç şişman büyük hamile deve bulmak ister mi?
Her zaman Kur’an okuyan kimseye: Oku ve yüksel, dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun son ayete kadardır.» denilecektir
Kur'an'ı açıktan okuyan açıktan sadaka veren gibidir, Kur'an'ı gizli okuyan ise gizli sadaka veren gibidir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on ayet öğrenirlerdi. Bu on ayetteki ilim ve ameli hayatlarına geçirmeden başka bir on ayete geçmezlerdi
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Ebu’l-Münzir, Allah’ın kitabından ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük olduğunu biliyor musun?» diye bir daha sordu. Ben de {O Allah ki, O’ndan başka hak ilah yoktur, O, Hayy’dır, Kayyûm’dur.} [Bakara Suresi: 255. Ayet] Âyetü'l-Kürsî- dedim. Bunun üzerine göğsüme vurdu ve: «Vallahi ilim sana mübarek olsun ey Ebu’l-Münzir!» dedi
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her gece yatağına yatacağı zaman, avuçlarını birleştirir üfler, sonra ellerine "Kul huvallâhu ahad", "Kul eûzü bi-rabbi’l-felak" ve "Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs" surelerini
Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının
Bir kimse bir günah işler sonra kalkar abdest alır, namaz kılar sonra Allah’tan bağışlanmasını isterse Allah onu mutlaka affeder
Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek
Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim
{Sonra o gün, size verilen nimetlerden dolayı hesaba çekileceksiniz.}
Müezzini duyduğunuzda, sizde söylediklerini tekrar edin. Sonra da benim için salavat getirin
Sizden birisi camiye girdiğinde «Allah’ım! Bana rahmet kapılarını aç! Camiden çıktığı zaman ise Allah'ım! Senin lütfundan isterim.» desin
Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür
Allah ancak kendi rızası gözetilerek samimi bir niyetle yapılan ibadetleri kabul eder
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi iyi bir Müslüman olmasının alametlerindendir
Bir insan öldüğü zaman, üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat
Mümin kınayan, lanet eden, kaba ve çirkin sözlü ve edepsiz değildir
Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" (Allah'tan başka hak ilâh yoktur. O, tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamt O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter.) sözünü günde yüz defa söylerse,
İnsan yaşlansa da kalbi iki hususta gençliğini korur: Dünyaya olan sevgisi ve uzun emeller beslemesi (çok yaşayacağını umarak bitmek tükenmek bilmeyen arzular peşinde olması)
Lezzetleri (dünyevî zevkleri) yıkıp sona erdiren şeyi çokça hatırlayın.» Yani: ölümü
Onların başlarına gelen musibetin sizin de başınıza gelmemesi için, (kendilerine) zulmetmiş olan kimselerin yerleşim yerlerine ağlayarak (ibret alarak) girin
Fitneler, hasırın çubuklarının birbiri ardınca örülmesi gibi kalplere arz edilir
Allah -Azze ve Celle- Kıyamet Günü gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya toplayacaktır. Her hain için (ihanetini teşhir eden) bir sancak dikilir ve: 'İşte bu, falan oğlu falanın ihanetidir!' denilir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize yedi şeyi emredip, yedi şeyden de yasaklamıştır
Allah yolunda bir gün nöbet tutmak (ribat), dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlıdır
«Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri, Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.»
«Allahumme fâtıra’s-semâvâti ve’l-ardi âlime’l-ğaybi ve’ş-şehâdeti , rabbe kulli şey’in ve melîkehu, eşhedu en lâ ilâhe illâ ente, eûzu bike min şerri nefsî ve şerri’ş-şeytâni ve şirkihi.(Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Gizliyi ve açığı bilen! Her şeyin Rabbi ve meliki olan Allah’ım! Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım.)»
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece­lediği zaman şöyle derdi: «Emseynâ ve emse’l-mulku li’llâh, ve’l-hamdu li’llâh, lâ ilâhe illâ’llâhu vahdehû lâ şerîke leh. (Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.)»
Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır.
Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşlarımda bir çocuk, içinde su bulunan bir su kabı (idâve) ile kısa uçlu bir mızrak (aneze) taşırdık. O da su ile istincâ (temizlik) yapardı
«Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
"Sen kıble dışında bir başka yöne doğru namaz kılıyorsun!" Şöyle cevap verdi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in böyle yaptığını görmeseydim ben de yapmazdım."
«Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, ikramda bulunsun.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Misafirin (caizesi) ikramı nedir? diye sordular. O (sallallahu aleyhi ve sellem) da şöyle buyurdu: «Misafiri, bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gün gündür. Bundan sonrası da ona sadakadır.»
Nebi-sallallahu aleyhi ve sellem, zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan biri Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelir bir şeyler öğrenmeye çalışır, diğeri de sanatkâr olup geçimlerini temin etmek için çalışırdı. Çalışan kardeş Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e diğer kardeşini şikayet etti de bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Belki de sen o kardeşinin sebebi ile rızıklandırılıyorsun.»
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken ben çocuk denecek yaştaydım. Bu sebeple kendisinden (duyduklarımı) ezberliyordum. Ne var ki, burada hazır bulunan yaşlı kimselere duyduğum saygı, onları söylemekten beni alıkoyuyor.
Şüphesiz Allah, bu davranışı sebebiyle ona Cennet'i vacip kılmıştır; yahut bu davranışı sayesinde onu Cehennem'den azat etmiştir
«Tâuna (veba hastalığına) yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı gibi sevap verilir.»
"Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnat ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biten, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.
Sizden biriniz bir meclise vardığında selam versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selam versin. Önce verdiği selam, sonraki selamından daha üstün değildir
Bir kimsenin din kardeşine gıyabında gizli yaptığı dua kabul olunan bir duadır
«Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yarattıklarının huzurunda çağıracak, hatta onu cennet hurilerinden dilediğini (al­makta) muhayyer bırakacaktır.»
Kim bu kız çocuklarının bakım ve sorumluluğunu üstlenir de onlara güzel davranırsa, onlar kendisi için Cehennem ateşine karşı bir perde (koruyucu) olurlar
Siz ancak içinizdeki zayıflar sebebiyle yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz
«Kim bir hastaya geçmiş olsun ziyaretinde bulunur yahut Allah rızası için bir kardeşini ziyaret ederse, bir münadi ona şöyle nida eder: Dünya ve ahirette hoş yaşayışa eresin. Bu gidişin de hoş oldu. Kendine cennette bir yer hazırladın!»
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbından iki kişi karanlık bir gecede Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanından ayrıldılar. Önlerinde meş'ale gibi iki ışık meydana geldi.
Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü! Ben yolculuğa çıkmak istiyorum benim için hayır duâ et. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Allah azığını takva etsin dedi.»
Annem: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sırrını kimseye söyleme!" dedi. Enes -radıyallahu anh-, bu olayı anlattıktan sonra Sâbit el–Bunânî’ye şunları söyledi: "Şayet bu sırrı birine açacak olsaydım, vallahi sana söylerdim, Sâbit!"
Şüphesiz Şeytan, üzerine Allah'ın adı anılmayan yemeği kendisine helâl kılmaya çalışır
Allah, Adem -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yarattığında kendisine: "Git, meleklerden şu oturan topluluğa selam ver, sana nasıl selam vereceklerine kulak kesil. O, senin ve neslinin selamı olacak" diye buyurdu. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler "ve rahmetullah" ibaresini de ilave ettiler.
Yâ Rasûlallah! Bir adam gelip malımı zorla almak isterse ne yapayım, ne buyurursun?
«Kırk iyilik vardır. Bunların en üstünü, birisine sağıp sütünden faydalanması için ödünç olarak sütlü bir keçi vermektir. Kim, sevabını umarak ve mükâfatını Allah’ın vereceğine inanarak bu kırk hayırdan birini işlerse, Allah Teâlâ, onu bu sebeple cennete koyar.»
Ebu Musa el-Eşarî -radıyallahu anh- naklediyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir kimse gelip bir şey istediğinde oturanlara yüzünü yönelip, döner ve şöyle buyururdu: «Aracı olun ki ecir alasınız. Allah böylece peygamberinin diliyle sevip, razı olduklarını hükmeder.» buyurdu. Muttefakun aleyh. Bir rivayette "dilediklerini" ifadesi geçmektedir.
«İnsan sabahlayınca, bütün organları dile başvurur ve (adeta ononun önünde boyun bükerek) şöyle derler: Bizim haklarımızı korumakta Allah’tan kork. Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz, sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan, biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz.»
Dünya Müminin zindanı, kâfirin Cennet'idir
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre Nebî -salallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:"Kul, Allah'ın hoşnut olduğu bir sözü önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onun derecesini yüceltir. Yine bir kul Allah'ın gazabını gerektiren bir sözü hiç önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onu bu sözü sebebiyle cehennemin dibine atar.''Buhârî rivayet etmiştir."Ebû Abdurrahman Bilâl İbni'l-Hâris el-Müzeni -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:"Kul, Allah'ın hoşnut olduğu bir sözü söyler, fakat onunla Allah'ın rızâsını kazanacağı hiç aklına gelmez. Hâlbuki Allah, o söz sebebiyle, kendisine kavuştuğu kıyamet gününe kadar o kimseden hoşnut olur. Yine bir kul da Allah'ın gazabını gerektiren bir söz söyler fakat o sözün kendisini Allah'ın gazabına çarptıracağını düşünmez. Oysa Allah, o kimseye o kötü söz sebebiyle kendisine kavuşacağı kıyamet gününe kadar gazap eder."Mâlik Muvatta'da,Tirmizî:Hasen Sahih Hadis demiştir.
İftiraların en büyüğü kişinin kendi babasından başkasına nesep (soy) iddiasında bulunması, görmediği rüyayı gördüğünü iddia etmesi, Allah Rasulü'nün -sallallahu aleyhi ve sellem- söylemediği bir sözü ona nispet etmesidir.
Bir adam bir kadını öptü. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek böyle yaptığını haber verdi: -Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: «Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.»
Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal, çekici ve tatlıdır
Saçı-başı dağınık, toz toprak içinde ve kapılardan geri çevrilen nice insan var ki, Allah adına yemin etse Allah yeminini yerine getirir
Biz, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in süt hissesini ayırıp kaldırırdık. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olanlara işittirecek şekilde selam verirdi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gece geldi, yine her zamanki gibi selam verdi.
‘Sizden biri, her gün bin sevap kazanmaktan aciz mi kalır?’
Ey Allah'ım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur; öyleyse Ensar'ı ve Muhacirler'i bağışla
Biliniz ki, dünya ve onun içinde bulunanlar lanetlenmiştir (değersizdir). Ancak Allah’ı zikretmek, O’na yaklaştırıcı şeyler (salih ameller), öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci müstesnadır
Yemeğinizi birlikte yiyin ve üzerine Allah'ın adını (besmeleyi) anın. Böyle yaparsanız yemeğinize bereket verilir
Miraca çıkarıldığım gece, bakırdan tırnakları olan bir topluluğun yanından geçtim
Allah'ın beni kendisiyle gönderdiği hidayet ve ilmin misali, bir araziye yağan bol yağmura benzer
Dilediğiniz kadar yeyip içtiğiniz bir bolluk ve refah içinde değil misiniz? Oysa ben Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, karnını doyuracak kadar kötü kaliteli hurma bile bulamadığı günlerde gördüm
«Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? denilir. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der.»
Dünyaya karşı zâhid ol (ondan yüz çevir), Allah seni sever. İnsanların elindekine karşı zâhid ol (göz dikme), insanlar da seni sever
«Ey Ensar topluluğu! Ben, sizleri dalâlet üzere bulmadım mı? Allah, benimle sizi hidayete erdirmedi mi? Sizler, dağılmış haldeydiniz de Allah, sizleri benimle bir araya getirmedi mi? Sizler fakirlik içinde iken Allah, sizleri benimle zenginleştirmedi mi?»
Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacağı kadar birkaç lokma yemesi yeterlidir. Şayet yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır
Cennet ve Cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.» buyurdu
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sofrası önünden kaldırıldığında şöyle söylerdi: «Elhamdulillâhi hamden kesîran tayyiben mubâraken fîhi, ğayra mekfiyyin velâ muveddein velâ musteğnen anhu Rabbenâ. (Çok, temiz, bereketli, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden mustağni olunmayarak yapilan hamd Rabbimizedir.)»
Cebrâil – aleyhisselam- Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve selem-‘e gelerek “İçinizdeki Bedir ehlini nasıl görüyorsunuz?” diye sordu. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- de “Müslümanların en faziletlileridir.” buyurdu. Ya da buna benzer bir şeyler söyledi. Cebrâil -aleyhisselam- “Biz de Bedir’e katılan melekleri en faziletlilerimiz olarak kabul ediyoruz.” dedi.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in hutbe okurken üzerine yaslandığı bir hurma kütüğü vardı. Minber koyulduğu zaman, bu kütükten gebe develerin iniltisine benzer sesler çıktığını duyduk. Ta ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberden inerek, elini kütüğe koydu da inilti kesildi.
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın kenarlı bir elbise vardı. Çölde yaşayan bir bedevi Arap yaklaşarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesinin kenarından kuvvetlice çekti. O kadar ki, elbisesinin kenarı boyun bölgesinde iz bıraktı."
Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsaydı, mutlaka üçüncüsünü de isterdi
«Ey Allahım, benim (yegâne) dayanağım ve yardımcım sensin. (Düşmanların hilesini) senin (desteğin)le önlerim. Senin (verdiğin güç)le (düşmana) saldırırım ve (yine) senin (desteğin)le (düşmana karşı) savaşırım.»
İki şey vardır, asla geri çevrilmez yahut çok az geri çevrilir: Ezan esnasında yapılan dua ile, (insanların birbirine girdiği) savaşın kızıştığı esnada yapılan dua.
Allah'ım! Kötü ahlâktan, kötü amellerden ve sapkın arzu ve heveslerden sana sığınırım
Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet olunan bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "Üç kişi bir arada bulunduğunuz vakit, başka insanlara karışıncaya kadar,(içinizden) iki kişi, diğerini bırakıp fısıldaşmasın. Çünkü bu fısıldaşma, o kişiyi üzer.”
"Elbisemin etekleri topuklarımdan aşağı sarkmış vaziyette Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzuruna uğramıştım. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Abdullah, elbisenin eteklerini yukarıya kaldır!» buyurdular. Ben de hemen kaldırdım. Sonra: «Biraz daha kaldır!» buyurdu, ben biraz daha kaldırdım. Ondan sonra elbisemin Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- tasvip ettiği şekilde olmasına daima dikkat etmişimdir. Topluluktan biri: Nereye kadar kaldırmıştın? diye sordu. İbni Ömer -radıyallahu anhumâ-: "Baldırlarımın yarısına kadar kaldırmıştım", diye cevap verdi.
Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti
Kur'an okuma ve ezberine sahip kimsenin misali, bağlı deve gibidir. Eğer sahibi devesini korursa, onu eli altında tutar. Eğer salıverirse deve kaçıp gider
Ey Âişe! Şüphesiz ki Allah Refîk'tir (merhametlidir), rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Sertlik ve şiddet karşılığında vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeyin karşılığında vermediğini yumuşak huyluluk (rıfk) karşılığında verir
Sende Allah'ın sevdiği iki özellik vardır: Hilim (yumuşak huyluluk ve öfkesini kontrol edebilme) ile teenni (acele etmeyip ağırbaşlı ve temkinli davranma)
Birçok kadın Muhammed'in ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. (Kadınlarını döven) bu kimseler, sizin hayırlınız değildirler
Allah’ım! Acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takva ver! Nefsimi temizleyip arındır! Onu en güzel arındıracak olan sensin. Sen o nefsin dostu ve mevlasısın. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım
Şöyle duâ et: «Allâhummekfinî bi-helâlike an harâmik ve ağninî bi-fadlike ammen sivâk» «Allah’ım! Haramlarından uzaklaştır, helal olana kanaat ettir. Lütfunla beni kimseye muhtaç etme!
«Allahumme innî eûzü bike mine’l-aczi ve’l-keseli ve’l-cübni ve’l-heremi ve’l-buhli ve eûzü bike min azâbi’l-kabri ve eûzü bike min fitneti’l-mahyâ ve’l-memâti: Allah'ım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.»
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınırdı.
Üç kişi vardır ki, Yüce Allah Kıyamet Günü'nde onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz (günahlarından arındırmaz) ve onlar için elem verici bir azap vardır
"Otu bol yerlerde yolculuk yaptığınız zaman, otlardan istifade etmeleri için develere imkân verin. Çorak ve otsuz yerlerde yolculuk ederseniz, takattan düşmeden gidilecek yere varmaları için develeri süratlice sürün."
"Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuk sırasında geceleyin uyumak üzere konaklayınca sağı üzerine yatardı. Fecrin doğuşuna yakın konaklamış ise, (yastık yerine) kolunu diker, başını omzunun üstüne koyardı."
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç kere tekbir getirir sonra da şöyle dua ederdi: "Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz..."
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gazveye çıkacağı zaman: «Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Malı ve akrabası olmayan kardeşleriniz vardır. Her biriniz onlardan iki veya üç kişiyi yanına alsın.» diye buyurdu. Aslında bizlerin de ancak bir kişi ile nöbetleşecek devemiz vardı. (Cabir) dedi ki, “Ben nöbetleşe binmek üzere iki (veya üç) kişi aldım. Benim de ancak onlardan biri gibi deveme nöbetleşe binme hakkım vardı."
Aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin ve esir düşmüş olanı esaretten kurtarın
Âlimin, sadece ibadetle meşgul olan âbide üstünlüğü; benim, sizin en alt derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir
Allah’ım! Kullarını toplayacağın veya diriltip kaldıracağın gün beni azabından koru
Allah’ın rızası gözetilerek öğrenilmesi gereken bir ilmi, yalnızca dünya malından bir menfaat elde etmek amacıyla öğrenen kimse, Kıyamet Günü Cennet'in kokusunu bile bulamayacaktır
«Kul(um) bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşınca ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek geldiği zaman, ben ona koşarak varırım.»
Bir adam yolda yürürken, dikenli bir dal buldu ve onu yoldan kaldırdı. Bu sebeple Allah da ondan memnun oldu ve onu bağışladı
Arazi, mal edinerek dünyaya rağbet etmeyiniz
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yere birtakım çizgiler çizdi. Sonra da çizgileri göstererek şöyle buyurdu: «Bunlar insanın istek ve arzuları, şu da onun ecelidir. İnsan hayal içinde yaşayıp giderken bir de bakar ki, en yakın ölüm çizgisi karşısına gelivermiş.»
Esmâ -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: Bir kadın:Ey Allah'ın Rasûlü! Benim bir kumam var. Kocamın bana vermediği bir şeyi, verdi diye kumama karşı gösteriş yapsam, bunun bana bir günahı olur mu? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:"Kendisine verilmemiş bir şey ile doymuş görünen kişi, iki sahte elbise giyerek gösteriş yapan kimse gibidir" buyurdu.''
İmrân b. Husayn -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi:Bir seferde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bulunuyorduk. Devesinin üzerindeki Medineli bir hanım, devesinden sıkılarak ona lânet etti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kadının sözünü duyunca:"Üzerindekileri alın, deveyi salın gitsin. Çünkü o deve lânetlenmiştir" buyurdu.İmrân der ki: O deve hâlâ gözümün önündedir, insanların arasında gezinirdi de kimse ona ilişmezdi.
Ebû Berze Nadle b. Ubeyd el-Eslemî radıyallahu anh şöyle dedi: Genç bir hanım, üzerinde müslümanların birtakım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i görüverdi. Dağ yolunun dar yerine gelmişlerdi. Kadın: "Deeh, Allahım bu hayvana lanet et!" deyip hayvanı sürmeye çalıştı. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm: "Lânetlenmiş bir deve bizimle birlikte bulunmasın!" buyurdu.
"Şeytan: Ya Rabbi! Senin izzetine yemin ederim ki ruhları bedenlerinde oldukları sürece kullarını saptırmaya devam edeceğim." Rabbimiz de şöyle buyurdu: "İzzetime ve celalime yemin ederim ki onlar benden bağışlanmayı talep ettikleri sürece ben de onları affetmeye devam edeceğim."
«Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dava açtılar. Cehennem: "Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!" diye övündü. Cennet de: "(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?" dedi.
«Gümüşten iki cennet vardır. İçlerinde bulunan kaplar ve diğer eşyalar da gümüştendir. Altından iki cennet vardır. İçlerinde bulunan kaplar ve diğer eşyalar da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki ridau'lkibriyadan/büyüklük ridasından başka bir şey yoktur.»
Şüphesiz Cennet'te öyle bir ağaç vardır ki, binici, iyi beslenip eğitilmiş, çok süratli bir ata binerek yüz yıl yol alsa bile onun gölgesini (veya uzunluğunu) katedemez
Şüphesiz Cennet'te bir pazar vardır. Cennet ehli her cuma oraya gelir
"Kim ilk darbede bir kertenkele öldürürse, ona şöyle şöyle sevap vardır. Kim onu ikinci vuruşta öldürürse ona da birinciden daha az olmak üzere şu kadar sevap vardır, eğer onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden az olmak üzere şöyle şöyle sevap vardır."
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: Ey Allah’ın Rasûlü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. Biz kadınlara da bir gün ayır, o gün toplanalım, Allah’ın sana öğrettiklerinden bize de öğret!'' dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:“Peki şu gün şurada toplanınız!'' buyurdu. Kadınlar toplandılar. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğretti. Sonra onlara:''Sizden (henüz ergenlik çağına gelmemiş) üç çocuğunu âhirete gönderen her kadın için bu çocuklar cehenneme karşı mutlaka siper olur'' buyurdu. İçlerinden bir kadın: Bu durum iki çocuk gönderenler için de geçerli midir?'' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Evet, iki çocuk gönderen için de durum aynıdır'' cevabını verdi.Müttefakun aleyh.
“Herhangi bir müslümanın (ergenlik çağına ermemiş) üç çocuğu ölürse, o kimseye cehennem ateşi ancak Allah’ın yemini yerine gelecek kadar kısa bir süre dokunur.”
İbn Mes'ûd -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre: Bir gün kendisine bir adam getirilerek, "Bu, sakalından şarap damlayan falanca kişidir" denildiğini bunun üzerine kendisinin de şu cevabı verdiğini bildirmektedir: Biz ayıp ve kusur araştırmaktan menedildik. Kendiliğinden bir kusur veya ayıp ortaya çıkarsa biz onun gereğini yaparız.''Hasen Sahih Hadis,Ebû Dâvûd, Buhâri ve Müslim'in rivayet şartına uygun olarak rivayet etmiştir.
Allah dünyada insanlara haksız yere eziyet edenlere, mutlaka azap eder
«Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb–ı Hak: Peki, bunlara karşılık ne yaptın? buyurur. – Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim, diye cevap verir.»
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ansızın istemeden harama bakmanın hükmünü sordum. «Hemen gözünü başka tarafa çevir!» diye buyurdu
Aişe'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ra­sû­lul­lah -sallallahu aleyhi ve sellem- benim evimde uzanmıştı baldırları yada kaval kemiği gözüküyordu. O sırada Ebû Bekir kapıya geldi, içeri girmek için izin istedi. Re­sû­lul­lah tav­rında bir değişiklik yap­madan içeri girmesine izin verdi. Sonra soracağını sorup gitti. Daha sonra Ömer geldi, ona da aynı şekilde hâlini değiştirmeden izin verdi. Ondan sonra Osman, huzura girmek için izin istedi. Bu defa Rasû­lul­lah -sallallahu aleyhi ve sellem- toparlanıp elbisesini düzeltti. -Muhammed şöyle demiştir: Bunların aynı gün olduğunu söylemiyorum - Osman içeri girdi konuştu ve dışarı çıktığında Aişe: Ebû Bekir girdi toparlanmadınız, önemsemediniz, sonra Ömer girdi toparlanmadınız, önemsemediniz, sonra Osman gelince oturup elbisenizi düzelttiniz. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kendisinden meleklerin bile hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?. Muslim rivayet etmiştir.
«Her kim "Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ huve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbu ileyhi" (Kendisinden başka hak ilah bulunmayan, ebedi hayatla daima diri olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı yöneten Allah'tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim) diye yalvarırsa, savaştan kaçmış bile olsa günahları bağışlanır.»
Kur’an’ı okuyun. Çünkü o, Kıyamet Günü kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir
“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan sonra bir ay kunut yaptı. Suleymoğulları'ndan bazı kabilelere beddua ediyordu. ”Enes -radıyallahu anh- sayıda tereddüd ederek dedi ki: (Nebi -sallallahu aleyhive sellem-) Kırk ya da yetmiş kurrâyı müşriklere gönderdi. O müşrikler ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- arasında yapılmış bir anlaşma olmasına rağmen, o kabileler kurrâlara karşı çıkıp, onları öldürdüler. Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunlara hüzünlendiği kadar hiçbir kimseye hüzünlendiğini görmedim.''
«Allâhummec‘al fî kalbî nûran ve fî basarî nuran ve fî sem‘î nûran ve an yemînî nûran ve an yesârî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve emâmî nûran ve halfî nûran vec‘allî nûrân.» (Ey Allah’ım! Kalbimde bir nur, gözümde bir nur kıl. Kulağımda bir nur, sağımda bir nur, solumda bir nur kıl. Üstümde bir nur, altımda bir nur kıl. Önümde bir nur, arkamda bir nur kıl. Benim için (büyük) bir nur kıl)
Aişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Zevde bint Zem'a gibi olmak istediğim ve bana onun kadar sevgili gelen başka bir kadın görmedim. O ayırt edici özelliğe sahip bir kadındı. Yaşlandığında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçirdiği günü Aişe'ye vermiştir. Ya Rasûlullah! Benim seninle geçirdiğim günümü Aişe'ye verdim demiştir. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Aişe'ye iki gün ayırırdı. Aişe'nin günü ve Sevdenin günü".
Allah’ın haram kıldığı bu çirkinlikten kaçının. Kim onu işlerse Allah’ın örtüsüyle gizlensin ve Allah’a tövbe etsin. Kim günahlarını bize izhar ederse, biz de yüce Allah’ın kitabında olanı onun üzerine uygularız
Kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan O’nun huzuruna çıkarsa, işlediği günahlar ona zarar vermez. Kim de Allah’a ortak koşarak ölürse, yaptığı hiçbir iyilik ona fayda sağlamaz
Şüphesiz ki Aziz ve Celil olan Allah uyumaz; uyumak O’na yakışmaz da
Şüphesiz Allah’tan en çok sakınanınız ve Allah’ı en iyi bileniniz benim
Şüphesiz ki her biriniz Rabbinize münacatta bulunuyorsunuz, bu yüzden birbirinizi rahatsız etmeyin
‘Kul, namaz kılar; fakat kıldığı namazdan kendisi için ancak onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı yazılır.’”
Beyaz renk elbiseler giyiniz; çünkü elbiselerinizin hayırlısı beyaz olanlarıdır. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız
Hangi Müslüman bir musibete uğrar da Allah'ın kendisine emrettiği gibi: {İnnâ Lillahi ve innâ ileyhi râciûn} (Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz) [Bakara Suresi: 156] Allah'ım! Musibetim sebebiyle bana ecir ver ve bana onun yerine daha hayırlısını ihsan et.' Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder.Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder
Bırakın şu işi! Çünkü bu, kötü ve iğrenç bir çağrıdır
Benim dünya (konforu ve lüksü) ile ne işim olur ki! Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine’ye geldikleri günden vefat edinceye kadar üst üste üç gece buğday ekmeği ile karınlarını doyurmadılar
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geriye ne bir dirhem, ne bir dinar, ne bir köle, ne bir cariye, ne de başka hiçbir şey bıraktı; sadece beyaz katırını, silahını ve sadaka olarak bağışladığı bir araziyi bıraktı
Onu lânetlemeyin! Allah’a yemin ederim ki onun Allah’ı ve Resûlü’nü sevdiğini biliyorum
Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur
Size oruç, namaz ve zekâttan daha hayırlı bir şey söylemeyeyim mi?
“Size, içinizdeki en hayırlı kimsenin kim olduğunu ve en şerlisinin kim olduğunu haber vereyim mi?”
İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez
"Ben onun için ağlamıyorum. Allah katındaki nimetlerin, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- için daha hayırlı olduğunu elbette biliyorum. Ben asıl, vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum, dedi. Bu sözleri duyduktan sonra, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma- duygulandılar. Onlar da Ümmü Eymen’le birlikte ağladılar."
“Bugün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kapıcısı olacağım”, dedim. O sırada Ebû Bekir -radıyallahu anh- gelerek kapıyı çaldı. Kim o? diye sordum. Ebû Bekir, dedi. Biraz bekle, dedikten sonra Peygamber -aleyhisselâm-’ın yanına vardım ve: Yâ Rasûlallah! Ebû Bekir geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim. «İzin ver ve onu cennetle müjdele!» buyurdu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında güneş tutuldu.Bunun saat (yani kıyamet alâmeti) ol­masından korkarak telâşla kalktı ve mescide gel­di. Ve o zamana kadar asla yaparken görmediğim en uzun kıyam, ve en uzun sucûdlarla namaz kıldırdı. ve: "Allah-Azze ve Celle'nin- göndermekte olduğu işte bu âyetler, hiçbir kimsenin ölme­sinden, ve hayâtından dolayı olmaz. Lâkin Allah bu tutulma ile kul­larını korkutur. Binâenaleyh sizler bu kabilden (korkunç) birşey gördüğünüz zaman hemen Allah'ı zikr etmeye, Allah'a dua etmeye ve Allah'tan mağfiret istemeye (koyulup) sığınınız" buyurdu.
Adamın biri, bir başkasından bir tarla satın aldı. Tarlayı satın alan adam, tarlada altın dolu bir çömlek buldu. Tarlayı kendisine satmış olan adama:Altınlarını al. Çünkü ben, senden sadece tarlayı satın aldım. Altınları satın almadım.dedi. Tarlayı satmış olan adam da: Ben sana tarlayı ve içindeki şeyleri birlikte sattım deyince ikisi bir adama gidip hakemlik yapmasını istediler. Hakemlik yapan adam: Si­zin çocuklarınız var mı? diye sordu. Onlardan biri: Benim bir oğlum var. dedi. Diğeri de: Benim de bir kızım var dedi. Hakem; Bu oğlan ile kızı birbirleriyle evlendirin ve bu altından onlara sarfedip sadaka ola­rak verin dedi.
Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- Yemen'den destek birlikleri geldiği zaman onlara sordu:Aranızda Üveys b. Âmir var mı? Üveys- radıyallahu anh-'ın yanına geldi.Ve ona Üveys b. Âmir sen misin? dedi.O da Evet dedi.Murad kabilesinin Karen kolundan mısın? Evet dedi.Sende alaca hastalığı vardı, iyileştin, ondan bir dirhem büyüklüğünde yer kaldı öyle mi?Evet dedi .Annen var mı? Evet.Ve ardından Ömer -radıyallahu anh- Üveys'i nereden tanıdığına dair can alıcı açıklamayı yapıyor:Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bizzat işittim O buyurdu ki: “Yemen'den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys b Âmir isimli biri gelecektir Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi vardı, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hususunda yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen senin için Allah'tan af dilemesini iste!''Bu sözleri söyledikten sonra Ömer -radıyallahu anh- Üveys b Amir'den kendisi için istiğfar etmesini istiyor.O da Ömer -radıyallahu anh- için mağfiret diliyor.Ömer -radıyallahu anh- ona nereye gitmek istiyorsun diye soruyor? Üveys'de Kûfe'ye diye cevap veriyor.
Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kurrâ olan yetmiş kişiyi onlara gönderdi.
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:Bir köle efendisine hizmetinde samimi davranır ve Allah'a güzelce ibadet ederse onun için iki kat ecir vardır.Müttefakun aleyh.Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle- buyurdu:"Rabbine güzelce ibadet eden, efendisine karşı vazifelerini hakkıyla ve samimiyetle yerine getiren, ona itaat eden köle için iki ecir vardır.Buhârî rivayet etmiştir.
Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbni Tağlib de bunlardan biridir.»
«Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Bu adam râhibe giderek: Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Rahip: Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü.»
Hemmâm b. Hâris'in Mikdâd -radıyallahu anh-'den rivâyet ettiğine göre, bir adam Osman -radıyallahu anh-'i övmeye başlayınca, Mikdâd da dizleri üstüne çökerek metheden kişinin yüzüne çakıl taşları atmaya başladı. Bunun üzerine Osman ona:Ne yapıyorsun öyle? deyince Mikdâd:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Meddahları/çok övenleri gördüğünüz zaman yüzlerine toprak serpiniz" buyurdu, diye cevap verdi.Müslim rivayet etmiştir.
“Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz benim yanımda bulunduğunuz hal üzere ve zikretmeye devam ederseniz, sizinle melekler döşeklerinizin üzerinde ve yollarınızın üzerinde musafaha ederlerdi. Fakat Ey Hanzala! Bazen öyle bazen böyle.” buyurdu.
"İnsanlar, bir yerde konakladıklarında patikalara ve vadilere dağılırlardı. Bunun üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizin bu şekilde patikalara ve vadilere dağılmanız şeytandandır.» O günden sonra konakladıkları her yerde bir arada kaldılar."
Enes b. Sîrîn şöyle dedi: Ben, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- ile birlikte Mecûsîlerden bir grubun yanında idim. Gümüşten bir kap içinde pelte tatlısı getirildi; Enes onu yemedi. Getiren kişiye, onu başka bir kaba aktarması söylenildi; o da ağaçtan yapılmış bir kaba aktarıp getirdi, Enes de ondan yedi.Beyhakî hasen bir isnad ile rivayet etmiştir.''Halanc'':Tahtadan yapılan yemek kabıdır.
«Şüphesiz ki sen, kendisinde cahiliye olan bir kimsesin. (Bu köleleriniz) din kardeşleriniz ve size hizmet edenlerinizdir. Allah onları emrinizin altına vermiştir. Her kimin kardeşi elinin altında ise yediğinden ona yedirsin, giydiğinden ona giydirsin. Altından kalkamayacakları işleri yapmakla onları yükümlü tutmayın. Eğer onlara böyle bir yükümlülük verecek olursanız, o işte kendilerine yardım edin.»
«Allah'ım! Ayyaş b. Ebî Rabîa'ı kurtar. Allah'ım! El-Velîd İbnu'l-Velid'i kurtar. Yâ Allah! Seleme İbnu'l-Hişâm'ı kurtar! Allah'ım! (Müşrikler elinde) zayıf ve âciz görülen diğer mü'minleri de kurtar! Allah'ım! Mudar (müşrikleri) üzerine baskını şiddetlendir. Allah'ım! İçinde bulundukları bu yılları onlara Yûsuf Peygamber'in kıtlık yıllarına benzet!»
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, İsrailoğulları'ndan bir adamı zikretti. O adam İsrailoğulları'ndan bir kimseden ödünç olarak kendisine bin dînar vermesini istedi. Ödünç vermek isteyen zât: "Buna şâhit yapacağım şâhitleri getir" dedi. Ödünç isteyen kimse: "Şâhid olarak Allah yeter" dedi. Ödünç verecek olan bu sefer de: "Haydi bana kefil getir" dedi. O adam: "Kefil olarak Allah yeter" -dedi. Ödünç verecek olan kimse: "Hakîkaten doğru söyledin" dedi ve belirlenen bir süre ile ona bin dînâr verdi.
«Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip, (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.»
«Rabbi e'innî ve lâ tuin aleyye, ve'nsurnî ve lâ tensur aleyye, ve'mkur lî ve lâ temkur aleyye, vehdinî ve yessir hudâ ileyye, ve'nsurnî alâ men beğâ aleyye» (Rabbim! Bana yardım et ve aleyhimde (düşmanıma) yardım etme. Yardımını benden esirgeme ve aleyhimde (düşmanımı) destekleme. Düşmanımı cezalandır, beni cezalandırma. Beni hayırlı işlere yönelt ve hayır yolunda ilerlemeyi bana kolaylaştır. Zulüm ve haksızlık edene karşı bana yardım et.)
Uhud savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in üzerinde iki zırh vardı. Derken bir kayaya tırmanmak istedi. Zırhların ağırlığından buna gücü yetmedi. Nihayet Talha -radıyallahu anh- çömeldi ve basamak görevi yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üzerine basarak kaya üzerine çıkıp doğruldu. Zübeyr -radıyallahu anh- diyor ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in; «Talha, Cennet'i hak etti.» buyurduğunu işittim.
«Allahumme leke eslemtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu ve ileyke enebtu ve bike hâsamtu. Allahumme eûzu bi izzetike. Lâ ilâhe illâ ente en tudillenî, ente'l-Hayyu'l-lezî lâ temûtu ve'l-cinnu ve'l-insu yemûtun.» (Allah'ım! Sana teslim oldum, sana iman ettim, sana tevekkül ettim, sana yöneldim, senin yardımınla mücadele ettim. Allah'ım! Senden başka hak ilah yoktur. Allah'ım! Beni saptırmandan izzetine sığındım. Sen, ölmeyen dirisin! Cinler ve insanlar ise ölürler.»
«Cennet ve Cehennem birbirleriyle münakaşa ettiklerinde; Cennet dedi ki: “Bana güçsüzler ve yoksullar girer.” Cehennem de dedi ki: “Bana da zorbalar büyüklenenler girer.” Bunun üzerine Allah, Cehenneme: “Sen benim azabımsın seninle dilediğimden intikam alırım. Cennete de sen benim rahmetimsin dilediğime seninle rahmet ederim.”»
«Muhammed’in canı elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ben, sizin cennetliklerin yarısı olacağınızı umarım. Çünkü cennete Müslüman olmayan kimse giremez. Siz, müşriklere nispetle kara öküzün derisindeki beyaz benek gibisiniz.» buyurdu.
Sizden önce yaşayanlar arasında yarası bulunan bir adam vardı. Acısına dayanamayıp (feryat ederek) bir bıçak aldı ve onunla elini kesti. Akan kan durmadı ve adam öldü. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu: 'Kulum, canı hakkında benim hükmümden önce davranmaya kalkıştı; ben de ona Cennet'i haram kıldım
Allah'ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Yalnızca Sana (tövbe ile) yöneldim ve Senin (verdiğin deliller) ile (hakikati inkâr edenlere karşı) mücadele ettim. Allah'ım! Beni saptırmandan Senin izzetine sığınırım. Senden başka hiçbir hak ilah yoktur. Sen asla ölmeyecek olan Hayy (diri) olansın; cinler ve insanlar ise ölürler
Müslüman bir kul ya da -Mümin- bir kul abdest aldığında yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası ile- yüzünden akar gider
Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: "Es-Selâmu aleykum" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun selamına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «On sevap kazandı
Allahumme innî es'eluke'l-hudâ ve't-tukâ ve'l-afâfe ve'l-ğınâ» Manası: (Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim.)
Ey Âişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa idi onun suyunu bozardı
Ey Ebû Saîd! Rab olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, rasûl olarak Muhammed'e (iman edip) razı olan kimse Cennet'i hak eder
Kim, "Subhânallâhi el-Azîm ve bihamdihî" derse onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir
Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir erkek olmadan bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir
Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır.
Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun!
Kim bir Müminin dünyevi sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir
Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O'na tövbe ediyorum
Müslümanın izârı (belden aşağı giydiği elbise) baldırın yarısına kadar olmalıdır. Elbisesini aşık kemiklerine kadar uzatmasında bir sıkıntı -bir günah- yoktur. Aşık kemiklerinden aşağıda olan kısım ise ateştedir. Kim de elbisesini kibirlenerek yerde sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz
Kargaşa/fitne zamanı yapılan ibadet, bana hicret etmek gibidir
Bir Müslüman, içinde bir günah veya akrabalık bağlarını koparma isteği bulunmayan bir dua ederse, Allah ona şu üç şeyden birini mutlaka verir: Ya duasını dünyada hemen kabul eder ya onun mükafatını ahirete saklar ya da duası nispetinde bir kötülüğü ondan uzaklaştırır.» Sahabeler: "Öyleyse biz de dualarımızı çoğaltırız" dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Allah’ın lütfu ve lütfedeceği şeyler, sizin istediklerinizden çok daha fazladır.» diye buyurdu
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- keder ve sıkıntı zamanında şöyle dua ederdi: «Azamet ve hoşgörü sahibi olan Allah’tan başka hiçbir hak ilah yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka hiçbir hak ilah yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve yüce arşın Rabbinden başka hiçbir hak ilah yoktur
Biriniz esnediği zaman elini, ağzının üzerine koysun. Zira Şeytan içine girer
Hayat şartları (dünyalık) bakımından sizden daha aşağıda olanlara bakın; sizden yukarıda/daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor (küçük) görmemeniz için en uygun olanıdır
Müslümanın Müslüman üzerinde altı hakkı vardır.» ''Ya Rasûlallah! Bunlar nelerdir?'' diye sorulunca şöyle buyurdu: «Onunla karşılaştığında ona selam ver, seni davet ettiğinde davetine icabet et, senden nasihat istediğinde ona nasihat et, hapşırıp Allah'a hamdettiğinde ona ''Yarhamukallah/Allah sana rahmet etsin'' de, hastalandığında onu ziyaret et, öldüğünde cenazesine katıl
Allah, kibirlenerek elbisesini yerde sürüyen kimseye bakmaz
İki nimet vardır ki, insanların pek çoğu bunların kıymetini bilmeyerek aldanmaktadır: Sağlık ve boş vakit
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- secdelerinde şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Bütün günahlarımı, küçüğünden büyüğüne, ilkinden sonuncusuna, açığından gizlisine hepsini bağışla
Çok lanet edenler, Kıyamet Günü ne şahitlik yapacaklar, ne de şefaatçi olacaklardır
Şüphesiz Rabbiniz çok hayâ sahibidir ve cömerttir. Bir kulu kendisine el açıp dua ettiğinde, o elleri boş çevirmekten hayâ eder
Senden ayrıldıktan sonra dört cümle söyledim; bunları üç defa tekrarladım. Eğer bunlar, senin bugün sabahtan beri söylediklerinle tartılsaydı, onlara ağır basardı
Bir topluluk, oturdukları bir mecliste Allah’ı zikretmez ve peygamberlerine salât etmezlerse, bu meclis onlar için bir eksiklik, pişmanlık ve vebal sebebi olur. Allah dilerse onları bundan dolayı azaplandırır, dilerse onları bağışlar
Allah'ım! Sen insanların Rabbisin! Sıkıntıyı giderensin! Şifa ihsan et. Zira Sen eş-Şâfi'sin/şifa vericisin. Senden başka şifa verecek olan hiçbir kimse yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın
Kıyamet Günü'nde bana en sevgili olanınız ve makam bakımından bana en yakın konumda bulunacak olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır
Müslüman olup da, kendisine yeteri kadar rızık verilen ve Allah’ın verdiği nimetine kanaatkâr olmayı bahşettiği kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir
Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, vücudu sıhhat ve afiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, kısa ve özlü duaları sever, özlü olmayan duayı yapmazdı
Yemin etmek malın (hızlıca) satılmasını sağlar, fakat kazancın (bereketini) yok eder
Rüzgâra sövmeyin. Hoşunuza gitmeyen bir rüzgâr gördüğünüz zaman şöyle deyin: Allah'ım! Senden bu rüzgârın hayrını, içinde olanların hayrını ve emrolunduğu şeyin hayrını isteriz. Bu rüzgârın şerrinden, içinde olanların şerrinden ve emrolunduğu şeyin şerrinden de sana sığınırız
Sizden biriniz dua ederken: Allah’ım! İstersen beni bağışla! İstersen bana merhamet et! İstersen bana rızık ver! demesin. Dileğini kesin bir dille istesin. Zaten O, dilediğini yapar ve O’nu zorlayabilecek hiçbir güç yoktur
Yanında adım anıldığı halde bana salavat getirmeyenin burnu sürtsün. Ramazan ayına ulaştığı hâlde, günahları bağışlanmadan bu ayı geride bırakan kişinin burnu sürtsün. Anne ve babası yanında yaşlandığı halde onlar sayesinde Cennet'e giremeyenin burnu sürtsün
Karşılaştıklarında birbirleriyle tokalaşan iki Müslümanın daha birbirinden ayrılmadan günahları bağışlanır
Doğrusu, bütün âdemoğlunun kalpleri, Rahman’ın iki parmağı arasında, tek bir kalp gibidir. Onu dilediği gibi çevirir
Allah, bizden bir söz işitip de başkalarına da bu sözü işittiği gibi aynen aktaran kişinin yüzünü aydınlatsın. Nitekim sözün aktarıldığı kişi, sözü işiten kişiden daha anlayışlı olabilir
Muhakkak ki senin için temenni ettiğin şeyler bir misli fazlasıyla sana verilecektir
Şüphesiz Mümin kul için Cennet'te içi oyulmuş tek bir inci tanesinden yapılmış bir çadır vardır ki, yüksekliği altmış mildir. Onun içinde Müminin hanımları bulunur. Mümin kul onları ziyaret edip dolaşır, fakat onlardan hiçbiri birbirlerini görmezler
Allah Tebâreke ve Teâlâ: "Ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım." buyurdu
O, çirkin söz söyleyen biri değildi; kötü ve kaba konuşmaya da yeltenmezdi. Çarşı pazarda bağırıp çağırarak gürültü yapmazdı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, aksine affeder ve bağışlardı
Şüphesiz ki kabir, ahiretin merhalelerinin ilkidir. Eğer ölen kimse, ondan (kabir azabından) kurtulursa, ondan sonraki merhaleler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa, ondan sonraki merhaleler daha zordur
Ben: 'Ey Allah'ın Rasûlü! En çok kime iyilik edip hürmet göstermeliyim?' dedim. O da şöyle buyurdu: «Annene. Sonra annene. Sonra annene. Sonra babana. Sonra da yakınlık derecesine göre en yakın olana
Cennete girecek ilk topluluk, dolunay gecesindeki ayın sureti (güzelliği ve parlaklığı) üzere olacaktır. Onların ardından gelenler ise gökte ışığı en güçlü parlak yıldızın görünümü üzere olacaklardır
Allah’tan Cennet'i istediğinizde Firdevs'i isteyiniz
İnsanlar eğer ezan okumanın ve birinci safta yer almanın sevabını bilselerdi, sonra da buna ulaşmak için kura çekmekten başka bir yol bulamasalardı, mutlaka kura çekerlerdi
Rab olarak Allah'a, din olarak İslam'a, rasûl olarak Muhammed'e (iman edip) razı oldum diyen kimse Cennet'i hak eder
Kim kendisini bir dağdan aşağı atarak intihar ederse, o Cehennem ateşinde durmaksızın kendisini aşağıya atıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek,
İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi (gün gelip) tekrar garip haline dönecektir. Müjdeler olsun o gariplere!
Küçük görülen günahlardan sakının!
Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim
Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir
Herhangi bir kimse kardeşine: 'Ey kâfir!' derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer söylediği kimse gerçekten dediği gibi ise (yani gerçekten kâfir ise), söz yerini bulmuş olur; aksi takdirde bu söz onu söyleyene döner
Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor. Hâlbuki zamanı yöneten benim. Emir (her türlü tasarruf) benim elimdedir, geceyi ve gündüzü ben çeviririm (birbirine dönüştürürüm)