عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
«قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ، بِيَدِي الأَمْرُ أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ».

[صحيح] - [متفق عليه] - [صحيح البخاري: 4826]
المزيــد ...

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor. Hâlbuki zamanı yöneten benim. Emir (her türlü tasarruf) benim elimdedir, geceyi ve gündüzü ben çeviririm (birbirine dönüştürürüm)»

[Sahih Hadis] - [Muttefekun aleyh] - [Sahih-i Buhârî - 4826]

Şerh

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kudsî hadiste Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Âdemoğlu bana eziyet ediyor." Bu, insanın başına musibetler ve hoşlanmadığı olaylar geldiğinde zamana sövmesi ve onu kötülemesi sebebiyledir. Çünkü her şeyi tek başına idare eden, olup bitenleri dilediği gibi yöneten Allah'tır. Bu sebeple zamana sövmek, gerçekte Allah Azze ve Celle'ye sövmek anlamına gelir. Zaman ise sadece Allah'ın emrine boyun eğdirilmiş bir mahlûktur; hadiseler onda ancak Allah Teâlâ'nın emriyle meydana gelir.

Hadisten Çıkarılan Hükümler

  1. Bu hadis, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden rivayet ettiği hadislerdendir. Buna hadis-i kudsî veya ilâhî hadis denir. Bu tür hadisin lafzı ve manası Allah’tandır. Ancak onda, Kur’ân’ın diğer sözlerden ayrılmasını sağlayan özellikler bulunmaz. Meselâ tilavetiyle ibadet edilmesi, ona dokunmak için taharet şartı, insanlara meydan okuma (tehaddî) ve i‘câz (eşsiz mucize oluşu) gibi Kur’ân’a mahsus özellikler hadis-i kudsîde yoktur.
  2. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya karşı söz ve inançta edepli olunması gerekir.
  3. Kazaya ve kadere iman etmenin, başa gelen eziyetlere karşı sabretmenin gerekliliği ifade edilmiştir.
  4. Eziyet zarar anlamında değildir. İnsan, çirkin bir sözü işitmekten veya çirkin bir şeyi görmekten dolayı eziyet duyar; fakat bundan zarar görmüş olmaz. Yine insan, soğan ve sarımsak gibi kötü kokulardan rahatsız olur (eziyet duyar); ancak bu sebeple zarar görmüş olmaz.
  5. Allah -Subhânehû Teâlâ-, kullarının bazı kötü amellerinden dolayı eziyet duyar (buna razı olmaz ve hoşnutsuzluğunu belirtir), fakat bundan asla zarar görmez. Zira Allah Teâlâ, kudsî hadiste şöyle buyurmuştur: «Ey kullarım! Siz bana zarar verecek bir güce asla erişemezsiniz ki bana zarar veresiniz. Bana fayda sağlayacak bir güce de asla erişemezsiniz ki bana fayda sağlayasınız.»
  6. Zamana sövmek veya onu kötülemek üç kısma ayrılır: 1- Kişinin, zamanı bizzat iş yapan ve olayları meydana getiren varlık kabul ederek ona sövmesi; yani zamanın işleri hayra veya şerre çevirdiğine inanmasıdır. Bu, büyük şirktir. Çünkü Allah ile birlikte başka bir yaratıcı kabul etmiş ve meydana gelen olayları Allah'tan başkasına nispet etmiştir. 2- Kişinin, zamanı olayları meydana getiren varlık olarak görmemesi; aksine fiilleri gerçekleştirenin Allah olduğuna inanmasına rağmen, hoşlanmadığı olayların gerçekleştiği zemin olduğu için zamana sövmesidir. Bu ise haramdır. 3- Kişinin, kınama veya kötüleme kastı olmaksızın sadece durumu haber vermeyi amaçlamasıdır. Bu caizdir. Buna, Lût -aleyhisselam'ın şu sözü örnek gösterilebilir: {Ve dedi ki: 'Bu, çok çetin bir gündür.}
Tercümeleri Görüntüle
Geçerli Dil: İngilizce Endonezce Bengalce Daha Fazla (40)