Hadislerin Listesi

Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
عربي الإنجليزية الأوردية
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden hiçbiriniz, arzusu benim getirdiğime tâbi olmadıkça gerçek iman etmiş olamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
عربي الإنجليزية الأوردية
Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir
عربي الإنجليزية الأوردية
‌Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?
عربي الإنجليزية الأوردية
Büyük günahlar; Allah'a şirk koşmak, ana babaya asi olmak, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir
عربي الإنجليزية الأوردية
Helak eden yedi şeyden sakının!
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim
عربي الإنجليزية الأوردية
her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki bacağı arasındaki (üreme organını haramdan) koruma sözü verirse, ben de ona Cennet sözü veririm
عربي الإنجليزية الأوردية
Cennet size, ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir
عربي الإنجليزية الأوردية
Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; Cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır
عربي الإنجليزية الأوردية
İki Müslüman, kılıçları ile (birbirlerini öldürmek için) karşı karşıya gelirlerse, ölen de öldürülen de ateştedir
عربي الإنجليزية الأوردية
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve amellerinize bakar
عربي الإنجليزية الأوردية
Ameller niyetlere göredir
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde Cehennem'i hak ederler
عربي الإنجليزية الأوردية
«Her ademoğlu çokça hata eder. Çokça hata edenlerin en hayırlısı çokça tövbe edenlerdir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları Cennet'e en fazla götürecek şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlaktır
عربي الإنجليزية الأوردية
Benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı hiçbir fitne bırakmadım
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kim bir şeye bağlanırsa, o şeyle başbaşa bırakılır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
عربي الإنجليزية الأوردية
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
عربي الإنجليزية الأوردية
Yüce Allah Cennet'i ve Cehennem'i yarattığında Cebrail -aleyhisselam-'ı
عربي الإنجليزية الأوردية
(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünya göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah, onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi
عربي الإنجليزية الأوردية
İyi kimseyle oturup kalkan kimsenin misali ile kötü kimseyle oturup kalkan kimsenin misali,
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey kalpleri evirip, çeviren (Allah'ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim, şehit olmayı içtenlikle dilerse; Allah, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun
عربي الإنجليزية الأوردية
Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
«Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’dan daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?» "Evet! Ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!" dedik. «Şirk-i hafîdir (gizli şirk). Meselâ, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar.» buyurdular.
عربي الإنجليزية الأوردية
Kıyamet gününde bir adam getirilir Cehennem'e atılır ve karnından bağırsakları dışarı fırlar ve o bununla değirmen döndüren bir eşek gibi Cehennem içinde döner
عربي الإنجليزية الأوردية
Bu, yetmiş sene önce Cehennem'e atılmış bir taştır ve şimdi dibine varıncaya kadar düşmüştür
عربي الإنجليزية الأوردية
“Sa’îd b. Cubeyr’in yanındaydım “Dün gece düşen yıldızı kim gördü?” diye sorunca, “Ben (gördüm)” dedim. Sonra da “Namaz kılıyor değildim, beni bir şey sokmuştu.” dedim
عربي الإنجليزية الأوردية
Advâ (hastalığın bir kişiden başka bir kişiye geçmesi) yoktur, Tıyera (uğursuzluk) yoktur, Hâmeh/Baykuş (Araplar bu kuşun birinin evine konmasını uğursuzluk sayarlardı) yoktur. Safer (safer ayının uğursuz sayılması) yoktur. Aslandan kaçtığın gibi cüzzamlıdan kaç
عربي الإنجليزية الأوردية
«Haksız olarak öldürülen her kişinin kanından bir pay, Adem’in ilk oğluna ayrılır. Çünkü o, insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah yolunda cihad edenler için Allah Teâlâ cennette yüz derece hazırlamıştır. Her derecenin arası yerle gök arası kadardır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
“Allah katında dünya, bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı ondan kâfire dünyada bir yudum su dahi içirmezdi.”
عربي الإنجليزية الأوردية
«İki göz var ki ateş onlara değmeyecektir. Allah’ın azabından korkarak ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır. Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
İşlediği günahları açığa vuranlar
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden hiçbiriniz, Allah hakkında hüsnüzan beslemeden ölmesin
عربي الإنجليزية الأوردية
“Eğer Uhud dağı kadar altınım olsa, borç ödemek için ayıracağım hariç, hiçbirini yanımda üç günden fazla tutmak istemem.”
عربي الإنجليزية الأوردية
«Ahirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının ne kadarcık bir su aldığına bir baksın.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Benim ardımdan sizin adınıza korktuğum şeylerden biri de, sizin için dünyanın güzelliklerinin ve süslerinin bolca verilmesidir
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah’ın kulu! Bu kapıdan girmen senin için daha hayırlıdır diye çağırılır. Namaz kılanlar namaz kapısından, mücahitler cihad kapısından çağrılır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz cehennemliklerin azabı en hafif olanı, ateşten iki terliği ve bu terliğin iki bağı olan kimsedir ki, bunlardan dolayı tıpkı bir kazanın kaynaması gibi beyni kaynar. O, kendisinden daha şiddetli azap çeken hiç kimse olmadığını sanır. halbuki o, azabı en hafif olanlarındandır. Halbuki o, onların arasındaki en hafif azabı görmektedir
عربي الإنجليزية الأوردية
"Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri (onunla) kalır; ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle kalır."
عربي الإنجليزية الأوردية
İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Muhakkak ki Allah, kulun tevbesini can boğaza gelmediği sürece kabul eder.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kim, güneşin batıdan doğmasından önce tevbe ederse; Allah, onun tevbesini kabul eder.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Ateşe kimin haram kılındığını yahut ateşin kime haram kılındığını haber vereyim mi? (Cana) yakın, ağır başlı, yumuşak huylu, kolayca iş gören kimselere haram kılınmıştır.
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kim korkarsa, akşam karanlığında yol alsın. Kim akşam karanlığında yol alırsa, hedefine varır. Haberiniz olsun Allah'ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Cehennem ateşi, cehennem ehlinin bazısının topuklarına, bazısının dizlerine, bazısının kuşak yerlerine, bazısının da boyunlarına kadar çıkar.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey âdemoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümit ettikçe, ben senden her ne sadır olsa aldırmam, seni affederim
عربي الإنجليزية الأوردية
Kıyamet günü cehennem, yetmiş bin yuları olduğu halde getirilir. Her yularında, onu çeken yetmiş bin melek vardır.
عربي الإنجليزية الأوردية
(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "İnsanları cennete en fazla girdiren şey nedir?" diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’a karşı takvalı olmak ve güzel ahlâktır.» buyurdu. "İnsanları cehenneme en fazla götürecek şey nedir?" diye sorulunca da: «Ağız ve cinsel organdır.» diye buyurdu.
عربي الإنجليزية الأوردية
«el-Adhu nedir? Sizlere haber vereyim mi? O nemime/kovuculuk, insanlar arasında laf taşımaktır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Bir Müslümanın en hayırlı malının, dağların tepelerinde güttüğü koyunların olması yakındır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Sırat, Cehennem’in ortasına kurulur. Sıratın üzerinde, Sa’dân’ (bölgesinin) in dikenleri gibi dikenler vardır. Sonra insanlara (geçiş için) izin verilir. Onun üstünde yürürler. Onlardan kimi o dikenlerin zarar vermesinden korunmuştur. Kimi de onun tarafından tutulur, derileri yırtılır ve başı yerde ayakları ise yukarıda olur.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir münadi şöyle seslenecek: "Sağlıklı olacaksınız ve asla hastalanmayacaksınız. Yaşayacaksınız ve asla ölmeyeceksiniz. Genç olacaksınız ve asla yaşlanmayacaksınız. Nimetler içinde yaşayacaksınız ve asla acı çekmeyeceksiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Tebâreke ve Teâlâ Cennet ehline şöyle der: "Ey Cennet ehli!" Onlar da: "Buyur Rabbimiz emrine amadeyiz" derler. Allah: "Cennet'e girmekten dolayı memnun musunuz?" der. Cennet ehli: "Nasıl memnun olmayız. Yarattıklarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” derler
عربي الإنجليزية الأوردية
Cennet ehli Cennet'e girdikleri zaman Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurur: Size daha da artırmamı istediğiniz bir şey var mı?’
عربي الإنجليزية الأوردية
"Şüphesiz cennetlikler, aralarındaki üstünlükten dolayı köşklerde bulunanları, doğu veya batı ufkunda bulunan parlak yıldızı gördükleri gibi görürler."
عربي الإنجليزية الأوردية
“Cennette yay kadar bir yer, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”
عربي الإنجليزية الأوردية
«Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir ya da boşa çıkarır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi kamçılar taşıyıp onu insanlara vuran insanlar ve de giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah'a itaatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar
عربي الإنجليزية الأوردية
"Zil (her türlü nefesli çalgı aletleri) şeytanın düdüklerindendir."
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey kadınlar, sadaka verin! Zira sizin cehennemliklerin çoğunluğu olduğunuzu gördüm.» Onlar: “Neden, ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. Dedi ki: «Çok lanet okuyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Akıllı adamın aklını başından alan sizden daha akıl ve dince eksik birini görmedim
عربي الإنجليزية الأوردية
«Ben cehennemden en son çıkacak (veya cennete en son girecek) kimseyi biliyorum. O adam cehennemden emekleye emekleye çıkar. Allah Teâlâ ona: – Haydi git, cennete gir, buyurur. Adam cennete gider, fakat ona cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah Teâlâ’ya: – Yâ Rabbi! Cennet ağzına kadar dolmuş! der.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiç göğün bulutsuz / berrak olduğu bir günde güneşe bakmakta / görmekte bir sıkıntı çekiyor musunuz?” buyurdu. “Hayır, dediler. “Peki bulutsuz Ayın ön dördüncü gecesinde aya bakmakta / görmekte hiç zorlanıyor musunuz?
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kişi bir kabrin yanından geçerken keşke bu mezar sahibinin yerinde ben olsaydım diye temennide bulunmadıkça kıyamet kopmayacaktır
عربي الإنجليزية الأوردية
Ölüm, alaca bir koç
عربي الإنجليزية الأوردية
Yaktığınız ateş var ya, bu Cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!
عربي الإنجليزية الأوردية
İlmi, âlimlere karşı övünmek, cahillerle münakaşa etmek
عربي الإنجليزية الأوردية
Sırat-ı müstakim dosdoğru bir yoldur
عربي الإنجليزية الأوردية
Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kimse bir günah işler sonra kalkar abdest alır, namaz kılar sonra Allah’tan bağışlanmasını isterse Allah onu mutlaka affeder
عربي الإنجليزية الأوردية
Sana olan hainlikleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilecek
عربي الإنجليزية الأوردية
{Sonra o gün, size verilen nimetlerden dolayı hesaba çekileceksiniz.}
عربي الإنجليزية الأوردية
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsan yaşlansa da kalbi iki hususta gençliğini korur: Dünyaya olan sevgisi ve uzun emeller beslemesi (çok yaşayacağını umarak bitmek tükenmek bilmeyen arzular peşinde olması)
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Lezzetleri (dünyevî zevkleri) yıkıp sona erdiren şeyi çokça hatırlayın.» Yani: ölümü
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Fitneler, hasırın çubuklarının birbiri ardınca örülmesi gibi kalplere arz edilir
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır.
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
عربي الإنجليزية الأوردية
«Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Bir iki hurma veya bir iki lokmayla savuşturulan kimse yoksul değildir. Asıl yoksul, muhtaç olduğu halde dilenmeyen kimsedir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
"Cennetin baktım oradakilerin çoğunluğunun fakirler olduğunu gördüm, ateşe baktım oradakilerin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm"
عربي الإنجليزية الأوردية
«Cennetle cehennem bir birleriyle münakaşa ettiler. Cehennem, bana zorbalar ve kibirlenenler giriyor, dedi. Cennet de; bana zayıf ve miskinler giriyor.» dedi.
عربي الإنجليزية الأوردية
"Sizler muhakkak birçok ameller yapmaktasınız ki, onlar sizin gözlerinizde kıldan ince­dir. Şu muhakkak ki, bizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında onları, he­lak edici günâhlardan sayardık."
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah bir kulu hakkında hayır dilerse, cezasını ertelemeyip bu dünyada verir. Kulu için bir şer dilerse, cezasını erteleyip kıyamet gününde verir.
عربي الإنجليزية الأوردية
Siz ancak içinizdeki zayıflar sebebiyle yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah -Azze ve Celle- buyurdu ki: Celalim için birbirlerini sevenlere peygamberlerin ve şehitlerin imreneceği nurdan minberler vardır.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Yâ Rasûlallah! Bir kimse gelip benim malımı almak istese ne buyurursun?
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünya Müminin zindanı, kâfirin Cennet'idir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben Suffe Ehli’nden yetmiş kişiyi gördüm. Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu.
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir adam bir kadını öptü. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek böyle yaptığını haber verdi: -Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: «Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın vakitlerinde na­maz kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; "Ya Rasûlallah, ben had cezasını hak ettim, onu bana tatbik et." dedi.
عربي الإنجليزية الأوردية
İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de yemedi, terk etti.
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Hakîm! Gerçekten şu mal göz alıcı ve tatlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
"Cennetin kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki, içeri girenlerin çoğu yoksullardı. Zenginler ise hesap görmek için alıkonulmuştu."
عربي الإنجليزية الأوردية
"Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini duydunuz, sanırım" diye buyurdu.
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Allah'ım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur; öyleyse Ensar'ı ve Muhacirler'i bağışla
عربي الإنجليزية الأوردية
Biliniz ki, dünya ve onun içinde bulunanlar lanetlenmiştir (değersizdir). Ancak Allah’ı zikretmek, O’na yaklaştırıcı şeyler (salih ameller), öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci müstesnadır
عربي الإنجليزية الأوردية
“Bu adam, öteki gibi dünya dolusu adamdan daha hayırlıdır.”
عربي الإنجليزية الأوردية
“Eğer mü’min, Allah’ın azabını bilseydi, cennet ümidine kapılmazdı. Kâfir de Allah’ın rahmetinin tam olarak kavrayabilseydi, O’nun cennetinden asla ümidini kesmezdi.”
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah’a yemin ederim ki, Allah’a göre dünya, önünüzdeki şu ölü oğlaktan daha değersizdir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğine garanti verirse, ben de ona Cennet'i garanti veririm.»
عربي الإنجليزية الأوردية
"Bize ait kulübeyi tamir ederken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- yanımıza uğramıştı"
عربي الإنجليزية الأوردية
Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim
عربي الإنجليزية الأوردية
Dilediğinizce yiyip içme durumunda değil misiniz? Peygamberiniz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gördüm ve karnını doyuracak kadar hurma bulamazdı
عربي الإنجليزية الأوردية
«Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? denilir. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünyaya karşı zâhid ol (ondan yüz çevir), Allah seni sever. İnsanların elindekine karşı zâhid ol (göz dikme), insanlar da seni sever
عربي الإنجليزية الأوردية
«Gerçekten Medine'de öyle adamlar var ki siz bir yolda yürür veya bir vadiyi geçerseniz sizinle beraberdirler. Kendilerini hastalık hapsetmiştir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacağı kadar birkaç lokma yemesi yeterlidir. Şayet yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Cennet ve Cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.» buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
“Allah Teâlâ, boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete götürülen kimselerden hoşnut olur”.
عربي الإنجليزية الأوردية
Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa o, üçüncü vadi daha isterdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, bana alçak gönüllü olun! Öyle ki, bir kimse başka bir kimseye karşı övünmesin, yine bir kimse başka bir kimseye karşı azgınlık yapmasın diye vahyetti
عربي الإنجليزية الأوردية
"Bir buttan başka hiçbir şey kalmadı." diye cevap verir. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- "Buttan başka hepsi bize kalmış (öyleyse)." diye yanıtlar.
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah, Kıyamet Günü'nde üç kimse ile konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acıklı bir azap vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Ebûbekir -radıyallahu anh-’ın bir kölesi vardı. Kazandığı haracı (efendinin kölesinden çalışmasının karşılığı olarak aldığı bir miktar maldır), Ebûbekir'e getirip, verirdi de Ebu Bekir'de bu haraçtan yerdi.
عربي الإنجليزية الأوردية
"Rasûlullah’ın devesi Adbâ, yarışta birinciliği başkasına vermezdi."
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah, bir kavme azap etmek istediğinde o kavim içerisinde bulunan (iyi-kötü) her ferde azap isabet ettirir. Sonra (kıyamet gününde) herkes kendi ameline göre diriltilir.» Müslim rivayet etmiştir.
عربي الإنجليزية الأوردية
Arazi, mal edinerek dünyaya rağbet etmeyiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yere birtakım çizgiler çizdi. Sonra da çizgileri göstererek şöyle buyurdu: «Bunlar insanın istek ve arzuları, şu da onun ecelidir. İnsan hayal içinde yaşayıp giderken bir de bakar ki, en yakın ölüm çizgisi karşısına gelivermiş.»
عربي الإنجليزية الأوردية
"Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil, Cennet nehirlerindendir."
عربي الإنجليزية الأوردية
«Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dava açtılar. Cehennem: "Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!" diye övündü. Cennet de: "(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?" dedi.
عربي الإنجليزية الأوردية
«Gümüşten iki cennet vardır. İçlerinde bulunan kaplar ve diğer eşyalar da gümüştendir. Altından iki cennet vardır. İçlerinde bulunan kaplar ve diğer eşyalar da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki ridau'lkibriyadan/büyüklük ridasından başka bir şey yoktur.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz Cennet'te öyle bir ağaç vardır ki, binici, iyi beslenip eğitilmiş, çok süratli bir ata binerek yüz yıl yol alsa bile onun gölgesini (veya uzunluğunu) katedemez
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz Cennet'te bir pazar vardır. Cennet ehli her cuma oraya gelir
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Uhut şehidleri üzerine kabre konmala­rından sekiz sene sonra ölülere ve dirilere veda eder gibi namaz kıldı.
عربي الإنجليزية الأوردية
“Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her müslümanı Allah, çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennete koyar.”
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb–ı Hak: Peki, bunlara karşılık ne yaptın? buyurur. – Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim, diye cevap verir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ansızın istemeden harama bakmanın hükmünü sordum. «Hemen gözünü başka tarafa çevir!» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ın haram kıldığı bu çirkinlikten kaçının. Kim onu işlerse Allah’ın örtüsüyle gizlensin ve Allah’a tövbe etsin. Kim günahlarını bize izhar ederse, biz de yüce Allah’ın kitabında olanı onun üzerine uygularız
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah -Azze ve Celle- uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kul namaz kılabilir; fakat namazın ancak onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı onun için yazılır
عربي الإنجليزية الأوردية
Hangi Müslüman bir musibete uğrar da Allah'ın kendisine emrettiği gibi: {İnnâ Lillahi ve innâ ileyhi râciûn} (Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz) [Bakara Suresi: 156] Allah'ım! Musibetim sebebiyle bana ecir ver ve bana onun yerine daha hayırlısını ihsan et.' Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder.Allah mutlaka ona, kaybettiğinden daha hayırlısını lütfeder
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Benim dünya (konforu ve lüksü) ile ne işim olur ki! Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar üç gece üst üste buğdaydan yapılmış yiyeceklerden doymadılar
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride dirhem, dinar, erkek köle, cariye (kadın köle) hiçbir şey bırakmadı. Sadece beyaz katırını, silahlarını ve sadaka olarak ayırdığı bir parça toprağı bıraktı
عربي الإنجليزية الأوردية
Size oruç, namaz ve zekâttan daha hayırlı bir şey söylemeyeyim mi?
عربي الإنجليزية الأوردية
«Benim için birbirini sevenlere, benim rızâmı kazanmak için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve infak edenlere muhabbetim vâcip oldu.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben bazı kimselerin kalbinde sabırsızlık ve tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de, Allah’ın kalplerinde yarattığı kanaat ve hayırla baş başa bırakırım. Amr İbni Tağlib de bunlardan biridir.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Bu adam râhibe giderek: Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu. Rahip: Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü.»
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir. Onların Cahiliye dönemde hayırlı ve değerli olanları, dînî emirleri anlayıp amel ettikçe İslâm devrinde de hayırlılarıdır. Ruhlar toplu cemaatlerdir. Onlardan birbirleriyle tanışanlar kayna­şır, tanışmayanlar da ayrılırlar."
عربي الإنجليزية الأوردية
Kıyamet günü olduğu zaman Allah -Azze ve Celle- her bir Müslümana bir yahudi, yahut bir hristiyan sunar da, bu senin ateşten kurtulmandır, fidyendir.” diye buyurur.
عربي الإنجليزية الأوردية
«Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip, (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.»
عربي الإنجليزية الأوردية
"Kabir azabı ve nimetlerinin zikredildiği Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen hadis"
عربي الإنجليزية الأوردية
«Allah her kimi iki çenesi arasındakinin şerri ve iki bacağı arasındakinin şerrinden korursa, şüphesiz o kimse cennete girer.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Cennet ve Cehennem birbirleriyle münakaşa ettiklerinde; Cennet dedi ki: “Bana güçsüzler ve yoksullar girer.” Cehennem de dedi ki: “Bana da zorbalar büyüklenenler girer.” Bunun üzerine Allah, Cehenneme: “Sen benim azabımsın seninle dilediğimden intikam alırım. Cennete de sen benim rahmetimsin dilediğime seninle rahmet ederim.”»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Muhammed’in canı elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ben, sizin cennetliklerin yarısı olacağınızı umarım. Çünkü cennete Müslüman olmayan kimse giremez. Siz, müşriklere nispetle kara öküzün derisindeki beyaz benek gibisiniz.» buyurdu.
عربي الإنجليزية الأوردية
"Cennet ehli, köşklerde kalanları tıpkı sizin gökteki yıldızları seyretmeniz gibi seyrederler."
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden önce yaşayanlar arasında yarası bulunan bir adam vardı. Acısına dayanamayıp (feryat ederek) bir bıçak aldı ve onunla elini kesti. Akan kan durmadı ve adam öldü. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu: 'Kulum, canı hakkında benim hükmümden önce davranmaya kalkıştı; ben de ona Cennet'i haram kıldım
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Ebû Saîd! Rab olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, rasûl olarak Muhammed'e (iman edip) razı olan kimse Cennet'i hak eder
عربي الإنجليزية الأوردية
Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun!
عربي الإنجليزية الأوردية
Hayat şartları (dünyalık) bakımından sizden daha aşağıda olanlara bakın; sizden yukarıda/daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor (küçük) görmemeniz için en uygun olanıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
İki nimet vardır ki, insanların pek çoğu bunların kıymetini bilmeyerek aldanmaktadır: Sağlık ve boş vakit
عربي الإنجليزية الأوردية
Müslüman olup da, kendisine yeteri kadar rızık verilen ve Allah’ın verdiği nimetine kanaatkâr olmayı bahşettiği kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, vücudu sıhhat ve afiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhakkak ki senin için temenni ettiğin şeyler bir misli fazlasıyla sana verilecektir
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz Mümin kul için Cennet'te içi oyulmuş tek bir inci tanesinden yapılmış bir çadır vardır ki, yüksekliği altmış mildir. Onun içinde Müminin hanımları bulunur. Mümin kul onları ziyaret edip dolaşır, fakat onlardan hiçbiri birbirlerini görmezler
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Tebâreke ve Teâlâ: "Ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım." buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz ki kabir, ahiretin merhalelerinin ilkidir. Eğer ölen kimse, ondan (kabir azabından) kurtulursa, ondan sonraki merhaleler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa, ondan sonraki merhaleler daha zordur
عربي الإنجليزية الأوردية
Cennete girecek ilk topluluk, dolunay gecesindeki ayın sureti (güzelliği ve parlaklığı) üzere olacaktır. Onların ardından gelenler ise gökte ışığı en güçlü parlak yıldızın görünümü üzere olacaklardır
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Kim kendisini bir dağdan aşağı atarak intihar ederse, o Cehennem ateşinde durmaksızın kendisini aşağıya atıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek,
عربي الإنجليزية الإندونيسية
İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi (gün gelip) tekrar garip haline dönecektir. Müjdeler olsun o gariplere!
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Küçük görülen günahlardan sakının!
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir
عربي الإنجليزية الإندونيسية