Hadislerin Listesi

Ameller niyetlere göredir
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim bizim şu işimizde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduttur
عربي الإنجليزية الأوردية
İslâm, Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın rasûlü olduğuna şahitlik etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı (tastamam) vermen, ramazan orucunu (eksiksiz) tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâbe’yi hac etmendir
عربي الإنجليزية الأوردية
İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmayanlara azap etmemesidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur der ve Allah’tan başka ibadet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı ve kanı haram olur. Onun, (gizli hallerinin) hesabı ise Allah’a aittir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim, Allah'ın dışında birisine yalvarıp yakararak O'na eş koşar bir halde ölürse, Cehennem'e girer
عربي الإنجليزية الأوردية
Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları Allah’tan başka hak bir ilah olmadığına, benim de O'nun Rasûlü
عربي الإنجليزية الأوردية
Kıyamet gününde insanlardan şefaatimle en mutlu olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallah” diyen kişidir.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
İman yetmiş -ya da altmış- küsur şubedir. (Şubelerin) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en altı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah indinde en büyük günah hangisidir diye sordum?: «Seni yaratmış olduğu halde Allah'a şirk (ortak) koşmandır.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim
عربي الإنجليزية الأوردية
Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir, yüz çeviren müstesna!
عربي الإنجليزية الأوردية
Hristiyanların Meryem oğlu İsa'yı yücelttikleri (ve aşırı derecede övdükleri) gibi siz de beni yüceltmeyiniz (ve övmek de aşırı gitmeyiniz). Ben ancak Allah'ın kuluyum. (Benim için) Allah'ın kulu ve rasûlü deyiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helak etti
عربي الإنجليزية الأوردية
Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnat ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın
عربي الإنجليزية الأوردية
Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
''Allah'ın laneti Yahudilerle Hristiyanlara olsun. Çünkü onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler.''
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Kabrimi ibadet edilen bir vesen
عربي الإنجليزية الأوردية
Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Benim kabrimi de çokça ziyaret edilen bayram yerine çevirmeyin. Bana salat getirin, nerede olursanız olun bana salatlarınız ulaşır
عربي الإنجليزية الأوردية
Onlar öyle bir topluluktur ki, içlerinden salih bir kul ya da salih bir adam öldüğünde onun kabrinin üzerine mescit bina eder,
عربي الإنجليزية الأوردية
Aranızda kardeşlerim ve arkadaşlarım vardı ve aranızdan benim için bir halil bulunmadığını Allah’ın huzurunda bildiriyorum. Çünkü yüce Allah İbrahim’i halil edindiği gibi
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in beni gönderdiği şey üzerine seni göndereyim mi? Yok etmediğin bir heykel, düzeltmediğin yüksek bir kabir bırakma
عربي الإنجليزية الأوردية
Uğursuzluğa inanmak şirktir, uğursuzluğa inanmak şirktir, uğursuzluğa inanmak şirktir. Bizden (istemeden kalbine uğursuzluk vehmi gelip de içinde bazı şeylere karşı nefret duyandan) başka, hiç kimsede bu olmasın. Fakat Allah, onu/uğursuzluğu tevekkülle giderir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bir şeyde uğursuzluk olduğuna inanır veya kendisi için uğursuzluk getirecek şeyi bulması için başkasına (fal) baktırırsa
عربي الإنجليزية الأوردية
Hastalıkta bulaşıcılık yoktur. Uğursuzluk yoktur. Fe'l hoşuma gider.» "Fe'l nedir?" diye sorulduğunda: «Güzel bir sözdür
عربي الإنجليزية الأوردية
Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim, temîme (muska) takarsa, Allah'a şirk (ortak) koşmuştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Rukye, temâim (muska) ve tivele (muhabbet muskası) şirktir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bir medyuma gider ve ona bir şey sorarsa; kırk gün kıldığı namazı kabul olmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim Allah’tan başkası adına yemin ederse şüphesiz ki o kâfir olur veya müşrik olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim emanet adına yemin ederse, bizden değildir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben Allah'a yemin ederim ki bir hususta yemin eder ancak başka bir şeyin daha hayırlı olduğunu görürsem o zaman yeminimin kefaretini vererek hayırlı olanı işlerim
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah dilerse ve filanca dilerse demeyiniz. Fakat, Allah dilerse sonra filanca dilerse deyiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü küçük şirk nedir? diye sorduklarında, Rasûlullah: «O riyadır diye buyurmuştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiç kimse, bir başkasını ne fasıklıkla itham etsin, ne de kâfirlikle itham etsin! Yoksa, eğer o kişi böyle değilse, bu sözü kendisine geri döner
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanlar arasında yerleşmiş küfür niteliği taşıyan iki huy vardır ki bunlar; bir kimsenin nesebine dil uzatmak ve ölen kimsenin ardından feryat ederek ağıt yakmak
عربي الإنجليزية الأوردية
Kabirlere doğru namaz kılmayın ve kabirlerin üzerlerine oturmayın
عربي الإنجليزية الأوردية
İçinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Yanlarında köpek ve çan bulunan bir topluluğa melekler arkadaşlık etmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Şeytan, sizden birinize gelir ve şunu kim yarattı, bunu kim yarattı? diye sorar ve en son olarak; Rabbini kim yarattı? diye sorar. Kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, Allah'a sığınsın ve bu vesveseye son versin
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim beni tanıyan ve ihlas ile bana ibadet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim itaatten çıkar, cemaatten ayrılır ve bu halde ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ın; yönetici yaptığı bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah Teâlâ ona Cennet'i haram kılar
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizin üzerinize bir takım emirler, yöneticiler tayin olunacaktır. Onların dine uygun olan işlerini iyi bulur, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamaz, tenkit edersiniz. Kim hoş karşılamaz, kerih görürse günahtan korunmuş olur. Kim de tenkit eder, onların kötülüklerine engel olmaya çalışırsa, kurtuluşa erer. Fakat kim de razı ve hoşnut olur, onlara uyarsa isyan etmiş olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiç şüphesiz, benden sonra adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır.» Ashâb-ı Kiram: "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz?" dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Siz, üzerinize düşen görevleri yapar, kendi hakkınızı ise Allah’tan beklersiniz.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara merhamet edenlere sen de merhamet et
عربي الإنجليزية الأوردية
Din samimiyettir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kur’ân’ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının
عربي الإنجليزية الأوردية
‌Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlal edenler, bir gemiye binmek üzere kura çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdi
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanları (salih amel işlemek için) doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bir hayra (iyiliğe) vesile olursa o kimseye hayrı yapan kimsenin ecri gibi ecir vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bir topluluğa benzerse o da onlardandır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin
عربي الإنجليزية الأوردية
Ümmetimden bir topluluk, Allah'ın emri kendilerine gelinceye kadar hak üzere galip olmaya devam edecektir. Onlar (o vakte kadar) üstün ve galip durumdadırlar
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu tebliğ ulaşacak, ister kerpiçten yapılsın isterse deve kılından. Allah her eve İslâm'ı hâkim kılacaktır
عربي الإنجليزية الأوردية
İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi (gün gelip) tekrar garip haline dönecektir. Müjdeler olsun o gariplere!
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Muhammed’in canı elinde olan zata yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine iman etmeden ölürse, mutlaka Cehennem ashabından olur!
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakınınız. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılığa kaçmaları helak etmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
(Sözlerinde ve fiillerinde haddi aşıp) aşırı gidenler
عربي الإنجليزية الأوردية
Yahudiler, Allah’ın gazaplandığı kimselerdir, Hristiyanlar da sapık kimselerdir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce
عربي الإنجليزية الأوردية
Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdik ve kabul edilmiş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk gün ve gecede derlenir, toplanır
عربي الإنجليزية الأوردية
Cennet size, ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir
عربي الإنجليزية الأوردية
Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; Cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır
عربي الإنجليزية الأوردية
Yüce Allah Cennet'i ve Cehennem'i yarattığında Cebrail -aleyhisselam-'ı
عربي الإنجليزية الأوردية
Yaktığınız ateş var ya, bu Cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, kıyamet günü yeryüzünü elinde tutacak, sağ eli ile gökyüzünü dürecek, sonra da şöyle buyuracaktır: Ben Melikim! Dünya'nın kralları nerede?
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Âişe! Kıyamette insanların en şiddetli azap görenleri, yaptıklarını Allah’ın yarattığına benzetenlerdir
عربي الإنجليزية الأوردية
Canım elinde olana yemin olsun ki, yakın bir zamanda İbn Meryem size adil bir idareci, doğru bir imam olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizye koyacaktır. Mal o kadar çoğalacak ki kimse malı kabul etmeyecektir
عربي الإنجليزية الأوردية
Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim
عربي الإنجليزية الأوردية
Benim havuzum, bir aylık yürüyüş mesafesi kadar büyüktür. Suyu sütten daha beyaz, kokusu miskten daha hoştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Ölüm, alaca bir koç
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O; sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
İki nimet vardır ki, insanların pek çoğu bunların kıymetini bilmeyerek aldanmaktadır: Sağlık ve boş vakit
عربي الإنجليزية الأوردية
Bineğe binen yürüyene, yürüyen oturana, az çoğa selam verir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Kullarım! Ben zulmü nefsime haram kıldım ve sizin aranızda da haram kıldım, - birbirinize zulmetmeyin
عربي الإنجليزية الأوردية
Zulümden sakınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde (zalime) zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helak etmiş,
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, zalime vakit verir, bir kerede ansızın onu yakaladı mı, artık bırakmaz (onun için kurtuluş yoktur
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı: Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Allah, bunu yapılmış tam bir iyilik olarak yazar. Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Allah, o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar. Şayet insan bir kötülük yapmak ister de onu yapmadan vazgeçerse Allah, bunu ona tam bir sevap olarak yazar. Eğer bu kötülüğü yapmak ister ve bu kötülüğü yaparsa, Allah; o fenalığı sadece bir günah olarak yazar
عربي الإنجليزية الأوردية
''İyi bir Müslüman olan cahiliyede yaptığı şeylerden sorumlu tutulmaz. Kötü bir Müslüman olan hem önceki hem de sonra yaptıklarından sorumlu tutulur.'' buyurmuştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir kefareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de Müslüman olsak)." dediler
عربي الإنجليزية الأوردية
Sen geçmişte yaptığın hayırlarla Müslüman oldun.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz ki Allah, Mümin'in yaptığı iyilikler hakkında hiçbir zulüm etmez. İyiliğinin karşılığını dünyada verir, ahirette de onun sevabını verir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey âdemoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümit ettikçe, ben senden her ne sadır olsa aldırmam, seni affederim
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kul bir günah işlediğinde; "Allah'ım! Günahımı bağışla! derse,
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kimse bir günah işler sonra kalkar abdest alır, namaz kılar sonra Allah’tan bağışlanmasını isterse Allah onu mutlaka affeder
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar; gece günah işleyenin tövbesini kabul etmek için gündüz elini açar. Bu uygulama Güneş batıdan doğuncaya kadar böylece devam eder
عربي الإنجليزية الأوردية
Her gece, Rabbimiz -Tebâreke ve Teâlâ- gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına inerek
عربي الإنجليزية الأوردية
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ashabıma sövmeyin! Çünkü sizden biriniz Uhud Dağı kadar altın infak etse, onların bir müd (avuç dolusu) kadar infakına, hatta onun yarısına bile ulaşamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile
عربي الإنجليزية الأوردية
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
عربي الإنجليزية الأوردية
Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim abdest alır ve bunu güzelce yaparsa, günahları bedeninden tırnak diplerine varıncaya kadar akıp çıkar
عربي الإنجليزية الأوردية
Onun suyu temiz, ölüsü helaldir
عربي الإنجليزية الأوردية
Su, iki kulle miktarına ulaşırsa pisliği taşımaz (ondan etkilenmez)
عربي الإنجليزية الأوردية
Tuvalete gittiğiniz zaman, önünüzü ve arkanızı kıbleye doğru dönmeyin. Doğuya yahut batıya dönün
عربي الإنجليزية الأوردية
Biriniz idrarını yaparken zekerini (erkeklik organını) sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve (bir şey içerken) kabın içine solumasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Biriniz uykudan uyandığı zaman abdest alsın ve üç kere sümkürsün. Zira Şeytan, onun burnunun içinde geceler
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sâ' ile beş müd miktarı arasında değişen su ile gusül abdesti, bir müd miktarı su ile de abdest alırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Birinizin abdesti bozulunca, abdest almadıkça, Allah onun namazını kabul etmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir adam abdest aldı, derken ayağının üzerinde bir tırnak bü­yüklüğünde yıkanmadık kuru yer bıraktı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu görünce şöyle buyurdu: «Dön de abdestini güzelce al!» Bu uyarı üzerine adam, dönüp abdest aldıktan sonra tekrar namaz kıldı
عربي الإنجليزية الأوردية
Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her namaz için abdest alırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) birer defa yıkamak suretiyle abdest aldı
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (abdest azasını) ikişer defa yıkamak suretiyle abdest aldı
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim benim bu aldığım abdest gibi abdest alır, sonra içinden (dünyevi) bir şey geçirmeksizin iki rekât namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahla­rını bağışlar
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın
عربي الإنجليزية الأوردية
(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvalete girerken şöyle derdi: «Allah’ım! Erkek ve dişi şeytanlardan sana sığınırım
عربي الإنجليزية الأوردية
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvaletten çıktığı zaman «Gufrânek» ((Allahım!) Senden beni bağışlamanı dilerim.) derdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Misvak kullanmak ağzın temiz kalmasına ve Rabbin razı olmasına sebeptir
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin uykudan kalktığında ağzını misvaklardı
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer Müminlere –veya ümmetime– güçlük vermeyeceğini bilseydim onlara her namaz vaktinde misvak kullanmalarını emrederdim
عربي الإنجليزية الأوردية
Haftada bir kere yıkanmak, başını ve vücudunu yıkamak her Müslümanın görevidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altındaki kılları yolmak
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, mezisi çok gelen bir kimseydim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kızıyla evli olmam hasebiyle bunu sormaktan hayâ ettim. Mikdad b. Esved'e bunu sormasını emrettim. O, bu durumu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorunca şöyle buyurdu: «Cinsel organını yıkar ve abdest alır
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı zaman önce ellerini yıkardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alır, sonra da gusül alırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Ellerinle şöyle yapman sana yeterliydi.» dedi ve iki elini bir defa toprağa vurdu. Ardından sol elini sağ eline sürdü. Sonra da ellerinin üstünü ve yüzünü mesh etti
عربي الإنجليزية الأوردية
Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim
عربي الإنجليزية الأوردية
Bu damardan gelen bir kandır. (Hayız değildir!) Hayızın geldiği vakit kadar namazını kılma; (hayız müddeti bittiği vakit) gusül alıp namazını kıl
عربي الإنجليزية الأوردية
Biriniz karnında bir şey hisseder de bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten/namazdan çıkmasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Birinizin kabından köpek içtiği zaman, onu yedi defa yıkasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Müezzin; "Allahu Ekber, Allahu Ekber dediği zaman, sizlerden biri "Allahu Ekber, Allahu Ekber." derse,
عربي الإنجليزية الأوردية
Müezzini duyduğunuzda, sizde söylediklerini tekrar edin. Sonra da benim için salavat getirin
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim müezzini işittiğinde: "Ben, Allah'tan başka hak ilah olmadığına şahitlik ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Muhammed, O'nun kulu ve Rasûlüdür. Rab olarak Allah'ı, Rasûl olarak Muhammed'i ve din olarak İslâm'ı kabul ettim (razı oldum)" derse günahları bağışlanır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim ezanı işittiğinde: ‘Ey bu mükemmel ezanın ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ihsan et. Onu, kendisine vadettiğin Makâm-ı Mahmûd'a kavuştur’ derse, kıyamet günü şefaatim ona helal olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Ezan ile kamet arasındaki dua reddolunmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Ezanı işitiyor musun?» diye sordu. Âma adam: "Evet" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «O halde icabet et (cemaate gel)
عربي الإنجليزية الأوردية
Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?
عربي الإنجليزية الأوردية
amellerin hangisi Allah'a en sevimlidir? diye sordum. «Vaktinde kılınan namazdır.» buyurdu. Sonra hangisidir? dedim. «Ana babaya iyilik etmektir.» cevabını verdi. Sonra hangisidir? dedim. «Allah yolunda cihat etmektir.» diye buyurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Farz bir namaz vaktine yetişip de onun için güzel bir şekilde abdest alan, huşu ve rükuunu güzel bir şekilde yerine getiren Müslüman her bir kimse için mutlaka kıldığı o namaz kendisinden önceki günahlar için -büyük bir günah işlenmemiş olduğu sürece- kefaret olur ve bu her zaman geçerlidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece beş vakit namaz, iki Cuma ve iki Ramazan, aralarında işlenen günahlara kefaret olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Namaza dikkat edin! Ve elinizin altındaki kimselere iyi davranın
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Çocuklarınıza yedi yaşlarında iken namaz kılmalarını emredin! On yaşına bastıkları hâlde kılmazlarsa kendilerini cezalandırın yataklarını da ayırın
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Namazı (Fâtiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım ve kulum dilediğini alacaktır.”
عربي الإنجليزية الأوردية
Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhakkak ki, kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Bilal! Kalk (ezan oku da), bizi namazla rahatlat
عربي الإنجليزية الأوردية
Allahumme bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beyne’l-meşrikı ve’l-mağribi
عربي الإنجليزية الأوردية
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Fâtihatu’l-Kitabı okumayan kimsenin namazı yoktur
عربي الإنجليزية الأوردية
Dön de yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın
عربي الإنجليزية الأوردية
Nefsini elinde olana yemin olsun ki, "Muhakkak ki sizden; namazı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına en çok benzeyen benim. Dünyadan ayrılana kadar kıldığı namaz buydu
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, yedi kemik üzerine secde etmek ile;
عربي الإنجليزية الأوردية
Rabbin kuluna en yakın olduğu vakit gecenin son yarısıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizler şu Ay'ı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, sabah namazının iki rekâtında: {De ki: Ey kâfirler!} ve {De ki: O Allah, birdir!} surelerini okudu
عربي الإنجليزية الأوردية
İki serinlik namazını kılan kimse Cennet'e girer
عربي الإنجليزية الأوردية
Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir
عربي الإنجليزية الأوردية
İkindi namazını terk eden kimsenin ameli batıl olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bir namazı unutursa onu hatırladığında kılsın. Zira onun kefareti ancak budur
عربي الإنجليزية الأوردية
‌Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. Şayet münafıklar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan belini doğrulttuğu zaman şöyle derdi: «Semi'allahu Limen Hamideh
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle derdi: «Rabbiğfirlî, Rabbiğfirlî
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle diyordu: «Allahummağfirlî, verhamnî ve âfinî, vehdini ve'rzuknî» (Allah'ım! Bana mağfiret et, merhamet et, sağlık ver, bana hidayet ver ve beni rızıklandır.)
عربي الإنجليزية الأوردية
Namaz kıldığınız zaman saflarınızı düz tutun sonra biriniz size imam olsun. İmam tekbir aldığı zaman, siz de tekbir alın
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, avucum onun avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Kabir azabından, Cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in şerrinden sana sığınırım
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'a çokça secde etmelisin. Allah'a ettiğin her bir secde ile Allah seni bir derece yükseltir ve senden bir günahı siler
عربي الإنجليزية الأوردية
Yemek hazırken ve tuvalet ihtiyacı varken namaz yoktur
عربي الإنجليزية الأوردية
Bu Hinzib denilen Şey­tan'dır. Onu hissettiğin an ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç defa tükür
عربي الإنجليزية الأوردية
Hırsızlığın en kötüsü, aceleyle namazı kılıp kendi namazından çalandır. Kendisine: Kişi namazından nasıl çalar? diye sorulunca, o, rükûunu ve secdesini tam olarak yapmaz.» diye buyurmuştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Başını imamdan önce kaldıran kimse; Allah’ın, onun başını eşek başına ya da suretini eşek suretine çevirmesinden korkmaz mı? Ya da korkmuyor mu?
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz namazda şek (şüphe) eder de üç mü, yoksa dört rekât mı kıldığını bilmezse, şüpheyi atsın ve kalbinin emin olduğu şeye göre namazını bina etsin, yani tamam­lasın. Sonra da henüz selam vermeden (namazın sonunda) iki secde yapsın
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, safın arkasında tek başına namaz kılan bir adam gördü ve ona namazını iade etmesini emretti
عربي الإنجليزية الأوردية
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda, bütün gece sabaha kadar uyuyan bir adamdan bahsedildi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Bu, Şeytan'ın iki kulağına -veyahut şöyle dedi- kulağına işediği bir adamdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Üzerine Güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kimse cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Sen Selam'sın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikram sahibi! Sen münezzehsin, sen yücesin
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her namazdan sonra bu kelimeleri yüksek sesle söylerdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her farz namazın akabinde şöyle dua ederdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim, her namazın ardından otuz üç defa Allah’ı tesbih eder, eder, otuz üç defa Allah’a hamt eder, otuz üç defa Allah’ı tekbir ederse, bu toplamda doksan dokuz olur. Yüze tamamlamak için de, Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr. (Allah'tan başka hak ilâh yoktur. O tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamt O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter) derse, günahları denizlerin köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim farz namazların akabinde “Ayete’l-Kürsî”yi okursa cennete girmesine tek engel ölüm olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den on rekât namaz öğrendim
عربي الإنجليزية الأوردية
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının farzından önce dört rekât, sabah namazının farzından önce iki rekât namazı asla terk etmezdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Her iki ezan arasında bir namaz vardır, her iki ezan arasında bir namaz vardır.» Üçüncüsünde şöyle buyurmuştur: «İsteyen için
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz mescide girdiğinde, iki rekât namaz kılmadan oturmasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Cuma günü imam hutbe okurken (yanındaki arkadaşına) "Sus!" dersen, boş konuşmuş (cumanın sevabını kaçırmış) olursun
عربي الإنجليزية الأوردية
Namazı ayakta kıl. Ayakta kılmaya güç yetiremezsen oturarak kıl. Buna da gücün yetmezse yan tarafın üzere yatarak kıl
عربي الإنجليزية الأوردية
Benim bu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah o kimseye Cennet'te bu mescidin benzeri (bir köşk) inşa eder
عربي الإنجليزية الأوردية
Zekâtı verilmeyen her altın ve gümüş, kıyamet günü ateşte kızdırılarak levhalar haline getirilir
عربي الإنجليزية الأوردية
Sadaka vermek maldan bir şey eksiltmez. Allah hoşgörülü olan kulunun ancak izzetini artırır. Her kim Allah için tevazu gösterirse, Allah da onu yüceltir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ey âdemoğlu! Sen infak et ki, ben de sana infak edeyim
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir adam, Allah’ın rızasını umarak ailesine harcamada bulunursa, harcadıkları onun için birer sadaka olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir insan öldüğü zaman, üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat
عربي الإنجليزية الأوردية
Gümüş karşılığında altını veresiye değiştirmek faizdir, peşin olursa o başka. Buğdayı buğdayla veresiye değiştirmek faizdir, peşin olursa o başka. Arpayı arpayla veresiye değiştirmek faizdir, peşin olursa o başka. Hurmayı hurmayla veresiye değiştirmek faizdir, peşin olursa o başka
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, fıtır sadakasını Müslüman olan; köle, hür, erkek, kadın, küçük veya büyük herkese bir sâ' hurma veya bir sâ' arpa olarak farz kıldı ve bu sadakanın, insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretti
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namazı kılın ki, selametle cennete giresiniz
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlere emrettiğini Müminlere de emretti
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kimse darda bulunan borçluya mühlet verir veya borcunun bir kısmını ya da tamamını bağışlarsa; Allah o kişiyi, arşının gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde gölgelendirir
عربي الإنجليزية الأوردية