Hadislerin Listesi

Dünya Müminin zindanı, kâfirin Cennet'idir
عربي الإنجليزية الأوردية
Veren el, alan elden daha hayırlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Hakîm! Gerçekten şu mal göz alıcı ve tatlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Allah'ım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur; öyleyse Ensar'ı ve Muhacirler'i bağışla
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden birinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için, (istediğini) verseler de vermeseler de insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Birlikte yiyiniz ve besmele çekiniz ki, yemeğiniz bereketlensin
عربي الإنجليزية الأوردية
Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ın benimle gönderdiği ilim ve hidayetin misali, bir araziye düşen yağmur gibidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et
عربي الإنجليزية الأوردية
Dilediğinizce yiyip içme durumunda değil misiniz? Peygamberiniz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gördüm ve karnını doyuracak kadar hurma bulamazdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir. Allah'ın en çok buğz ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa o, üçüncü vadi daha isterdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Kötü ahlak, amel ve arzulardan sana sığınırım
عربي الإنجليزية الأوردية
Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya başka bir şey ile ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı Kıyamet Günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanlar Kıyamet Günü'nde, yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzurunda toplanırlar
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, bana alçak gönüllü olun! Öyle ki, bir kimse başka bir kimseye karşı övünmesin, yine bir kimse başka bir kimseye karşı azgınlık yapmasın diye vahyetti
عربي الإنجليزية الأوردية
Sana eziyet veren her şeyden, her kötü nefsin, gözün veya hasetçinin gözünden koruması için sana Allah’ın adıyla rukye yapıyorum (okuyorum). Allah sana şifa versin. Allah'ın adıyla sana okuyorum (rukye yapıyorum)
عربي الإنجليزية الأوردية
Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen ve sadece sana verilen şu iki nurdan dolayı sana müjdeler olsun. Bunlar, Fâtihatü'l-Kitâb ve Bakara Suresi'nin sonundaki ayetlerdir. Bunlardan okuduğun her bir harfin karşılığı mutlaka sana verilecektir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz zekât malından hakkında başka bir şeyi alırsa bu aldığı şey Kıyamet Günü'nde boynuna dolanmış bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Âişe! Şüphesiz ki Allah refîktir (merhametlidir), rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Sertlik ve daha başka şeylere vermediği sevabı yumuşaklığa verir
عربي الإنجليزية الأوردية
Sende Allah’ın sevdiği iki özellik vardır: Yumuşak huyluluk ve aceleci olmamak
عربي الإنجليزية الأوردية
Birçok kadın Muhammed'in ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. (Kadınlarını döven) bu kimseler, sizin hayırlınız değildirler
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ım! Acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takva ver! Nefsimi temizleyip arındır! Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen o nefsin dostu ve mevlasısın. Allah’ım! Faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah, Kıyamet Günü'nde üç kimse ile konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acıklı bir azap vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kocası ölen kadın hariç, herhangi bir ölü üzerine üç günden fazla matem tutmasın. Kocaları için dört ay on gün matem tutsun
عربي الإنجليزية الأوردية
Âlimin âbid olana üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ım! Kullarını bir araya getirdiğin ya da dirilttiğin gün beni azabından koru!
عربي الإنجليزية الأوردية
(Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim kendisinde Allah -Azze ve Celle-'nin rızası aranarak tahsil edilen bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse Kıyamet Günü'nde Cennet'in kokusunu bile duyamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah, bir kulu sevdiği zaman, Cibrîl -aleyhisselam-'a seslenir muhakkak ki Allah, filan kulunu seviyor, sen de sev diye buyurur. Şöyle dedi: Cibrîl -aleyhisselam- onu sever
عربي الإنجليزية الأوردية
Namaz kılmakta olanın önünden geçen kimse ne kadar günah işlediğini bilmiş olsaydı, kırk şu kadar zaman yerinde durması onun için daha hayırlı olurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Abdesti güzelce al, parmakların arasına suyu eriştir. Oruçlu değilken burnuna suyu çokça çek
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah dünyada insanlara haksız yere eziyet edenlere, mutlaka azap eder
عربي الإنجليزية الأوردية
Gerçek şu ki, ateşle azap etmek, ateşin yaratıcısından başka hiç kimse için uygun ve meşru değildir
عربي الإنجليزية الأوردية
Bu..." Mescitler bu tür idrar ve pislik için uygun değildir. Mescitler yalnızca Allah -Azze ve Celle-'yi anmak, namaz kılmak ve Kur'an okumak içindir
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: Tezekle ve kemikle istincâ yapmayı/taharetlenmeyi yasakladı
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiçbiriniz üç taştan daha azıyla taharetlenmesin
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ’nın, kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna gösterdiğinden çok daha büyüktür
عربي الإنجليزية الإسبانية
Gücünüzün yettiği nispette ibadet etmeniz size yeter. Allah’a yemin ederim ki, siz bıkıp usanmadıkça Allah bıkıp usanmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Sabah namazının ezanında, müezzin "Hayye ale'l-felâh" dediğinde duyan kimsenin "Es-salâtu hayrun minen nevm" (namaz uykudan daha hayırlıdır) demesi sünnettendir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kur’an’ı okuyun; çünkü o Kıyamet Günü'nde onu okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanlar mescitler bina etme hususunda birbirlerine karşı övünmedikçe Kıyamet kopmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Farz namazları kılsam, ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz Allah ve Rasûlü şarap (içki), leş, domuz ve putların satışı­nı haram kıldı
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol
عربي الإنجليزية الأوردية
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et
عربي الإنجليزية الأوردية
İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır.
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah’ın haram kıldığı bu çirkinlikten kaçının. Kim onu işlerse Allah’ın örtüsüyle gizlensin ve Allah’a tövbe etsin. Kim günahlarını bize izhar ederse, biz de yüce Allah’ın kitabında olanı onun üzerine uygularız
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhakkak yüce Allah birtakım farzları farz kılmıştır, onları zayi etmeyin. Birtakım hadler de tespit etmiştir, onları da aşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları çiğnemeyin. Bazı şeyler hakkında da unutmaktan dolayı değil de sizin için rahmet olsun diye susmuştur. Onları araştırıp durmayın
عربي الإنجليزية الأوردية
Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden birinizin yaratılışı annesinin karnında kırk gün boyunca nutfe (sperm) olarak toplanır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim bizim bu işimizde (dinimizde) ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduttur
عربي الإنجليزية الأوردية
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
عربي الإنجليزية الأوردية
Din samimiyettir
عربي الإنجليزية الأوردية
Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakının, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getirin
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlere emrettiğini Müminlere de emretti
عربي الإنجليزية الأوردية
Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Yüce Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
عربي الإنجليزية الأوردية
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
عربي الإنجليزية الأوردية
Farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
عربي الإنجليزية الأوردية
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanın her bir eklemi adına sadaka vermesi gerekir
عربي الإنجليزية الأوردية
Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir köle bile yönetici olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Bana gerçekten büyük bir şey hakkında sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır
عربي الإنجليزية الأوردية
Zarar vermek yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Her kim beni tanıyan ve ihlâs ile bana ibadet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden hiçbiriniz, arzusu benim getirdiğime tâbi olmadıkça gerçek iman etmiş olamaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Sarhoşluk verici her şey haramdır.
عربي الإنجليزية الأوردية
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir
عربي الإنجليزية الأوردية
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak tut
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz Allah, ümmetim hakkında hatalarını, unutmalarını ve zorla yapmaya mecbur kaldıklarını bağışlamıştır
عربي الإنجليزية الأوردية
Dünyaya karşı zâhid ol (ondan yüz çevir), Allah seni sever. İnsanların elindekine karşı zâhid ol (göz dikme), insanlar da seni sever
عربي الإنجليزية الأوردية
Süt (emzirme), nesep akrabalığının haram kıldığını haram kılar
عربي الإنجليزية الأوردية
Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacağı kadar birkaç lokma yemesi yeterlidir. Şayet yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi iyi bir Müslüman olmasının alametlerindendir
عربي الإنجليزية الأوردية
Hediyeleşin ki birbirinize olan sevginiz artsın
عربي الإنجليزية الأوردية
Eğer içeri girmiş olsalardı,... Kıyamet Günü'ne kadar oradan çıkamayacaklardı; itaat ancak doğru olan şeyi yapmadadır
عربي الإنجليزية الأوردية
Onu üç defa ya da beş defa, uygun görürseniz daha fazla, su ve sedir ağacının yapraklarıyla yıkayın. Son yıkamada kâfûr -veya kâfûr benzeri bir şey ekleyin-. İşiniz bittiğinde bana haber verin
عربي الإنجليزية الأوردية
Yâ Rasûlallah, mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah'a dua et de bizlere yağmur ihsan etsin
عربي الإنجليزية الأوردية
O, henüz yemek yeme çağına gelmemiş küçük bir oğlunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e getirmiş ve o da çocuğu kucağına oturtmuştu ve bebek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesine çişini yaptı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su istedi ve elbisenin üzerine serpti, fakat elbiseyi yıkamadı
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Bana Kur’an oku!
عربي الإنجليزية الأوردية
Seferde oruç tutmanız iyi bir şey/itaat değildir
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seferde bulunduğumuz zaman mestleri üç gün üç gece çıkarmamayı, büyük ve küçük abdest bozduktan, uyuduktan sonra bile mestlere mesh etmeyi, ancak cünüp olunca mestleri çıkarmayı emrederdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve selem- "Semiallâhu limen hamideh" diyerek başını rükûdan kaldırdığı zaman, o alnını yere koymadıkça bizden hiçbir kimseyi (secdeye varmak için) eğildiğini görmedim. Sonra Allah Rasûlü'nün arkasından secdeye vararak yere kapanırdık
عربي الإنجليزية الأوردية
Aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin ve esir düşmüş olanı esaretten kurtarınız
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbir ile, kıraate de ''Elhamdulillahi Rabbi'l-âlemîn"i okuyarak başlardı
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde iken bir adam ona, "Gece namazı hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “«İkişer ikişer
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ın azabıyla cezalandırmayın
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu Yemen'e gönderdiğinde, her otuz hayvandan bir yaşında erkek dana veya bir yaşındaki inek
عربي الإنجليزية الأوردية
Adak adamanın kefareti, yeminin kefaretiyle aynıdır
عربي الإنجليزية الأوردية
İşlerini (idarelerini) yürütmek için bir kadını başlarına geçiren bir topluluk asla kurtuluşa eremez
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah -Azze ve Celle- uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben aranızda en çok Allah'tan korkan ve Allah'ı en iyi bilen kimseyim
عربي الإنجليزية الأوردية
Biz ümmetlerin sonuncusuyuz ve hesap verecek olan ilk ümmetiz
عربي الإنجليزية الأوردية
Bizler gençliğimizde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikteydik ve Kur'an'ı öğrenmeden önce imanı öğrendik. Sonra Kur'an'ı öğrendik ve onun sayesinde imanımız daha da arttı
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiçbir peygamber yoktur ki, ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Enes'e, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kıraatinin nasıl olduğu soruldu. O da şöyle dedi: «Uzatarak okurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
ona Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an okuması soruldu
عربي الإنجليزية الأوردية
Şüphesiz ki her biriniz Rabbinize münacatta bulunuyorsunuz, bu yüzden birbirinizi rahatsız etmeyin
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olmadığı sürece her halde bize Kur'an okumayı öğretirdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Daha ziyade şöyle deyin: İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, senden bağışlanma diliyoruz ve dönüşümüz sanadır
عربي الإنجليزية الأوردية
Kitabınızda okuduğunuz bir ayet var ki, eğer bu ayet bize, Yahudilere vahyedilmiş olsaydı, o günü bayram günü olarak kabul ederdik
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah -Azze ve Celle- şöyle buyurmuştur: {Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir}
عربي الإنجليزية الأوردية
Gaybın anahtarları beş tanedir
عربي الإنجليزية الأوردية
{Hacılara su verme ve Mescid-i Haram'ın imar ve bakım işini (üstlenen kimseyi), Allah’a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir değildirler. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.} [Tevbe: 19] Ayetin sonuna kadar
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in idrarını yaptığını, sonra abdest aldığını ve mestlerinin üzerine mesh ettiğini gördüm diye cevap verdi
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazını kıldıktan sonra Güneş iyice doğana kadar namaz kıldığı yerde otururdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ın kadın kullarının Allah'ın mescitlerine girmelerini engellemeyin, ancak süslenmeden ve koku sürünmeden evden çıkmalarına izin verin
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizden biri mescide girdiğinde Nebî -aleyhisselam-'a salat ve selam getirsin ve şöyle desin: Ey Allah'ım! Bana rahmetinin kapılarını aç
عربي الإنجليزية الأوردية
Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah'ın ve Rasûlü'nün ahit ve emanına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allahın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emanı hususunda Allah'a hıyanet etmeyin
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i (namazın bitiminde) sağa sola selam verirken yanaklarının beyazlığını görürdüm
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir kul namaz kılabilir; fakat namazın ancak onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı onun için yazılır
عربي الإنجليزية الأوردية
Ölmek üzere olanlarınıza "lâ ilâhe illallah" kelimesini söylemeyi telkin edin
عربي الإنجليزية الأوردية
Dilerseniz size veririm; fakat zenginlere veya güçlü, sağlıklı olanlara bu zekâttan pay verilmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Namazda ilk safı tamamlayınız. Sonra ikincisini. Bir eksiklik kalırsa en son safta kalsın
عربي الإنجليزية الأوردية
Namaz için kamet getirildiği zaman artık farz namazdan başka namaz yoktur
عربي الإنجليزية الأوردية
Onu bırakın; çünkü o iğrenç bir şeydir
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Kisrâ'ya, Kayser'e, Necâşî'ye ve her türlü zalime mektup yazarak onları Allah Teâlâ'ya davet etmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah'ım! Ben ancak bir beşerim! Şimdi Müslümanlardan herhangi birine sitem eder, lanet eder veya dayak atarsam, bunu onun için bir temizlik ve rahmet kıl!
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar üç gece üst üste buğdaydan yapılmış yiyeceklerden doymadılar
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride dirhem, dinar, erkek köle, cariye (kadın köle) hiçbir şey bırakmadı. Sadece beyaz katırını, silahlarını ve sadaka olarak ayırdığı bir parça toprağı bıraktı
عربي الإنجليزية الأوردية
Ey Bilal! Bana İslam’da yaptığın en hayırlı ameli anlat
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kavmi İslam'a davet etmeden önce onlarla savaşmamıştır
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur
عربي الإنجليزية الأوردية
Ona lanet etmeyin; çünkü Allah'a yemin ederim ki, o Allah'ı ve Rasûlünü sever
عربي الإنجليزية الأوردية
Size oruç, namaz ve zekâttan daha hayırlı bir şey söylemeyeyim mi?
عربي الإنجليزية الأوردية
Sizin hanginizin hayırlı, hanginizin şerli olduğunu size bildireyim mi?” dedi
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim insanlara teşekkür etmez ise, Allah'a da şükretmez
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben lanetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim!
عربي الإنجليزية الأوردية
Yürürken gökten bir ses duydum. Gözlerimi kaldırdım ve Hira’da bana gelen meleği
عربي الإنجليزية الأوردية
Kim hiçbir şeyi şirk koşmadan Allah'ın huzuruna çıkarsa, O’nun nezdinde hiçbir günah o kimseye zarar vermez; kim de Allah'a bir şeyi ortak koşarak ölürse, Allah nezdinde hiçbir iyiliği o kimseye fayda vermez
عربي الإنجليزية الأوردية
Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın! Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran
عربي الإنجليزية الأوردية
Bir Müslümanın kanı ancak üç sebepten biriyle helâl olur
عربي الإنجليزية الأوردية
Mirası hak sahiplerine veriniz. Geriye ne kalırsa, en yakın erkek akrabaya aittir
عربي الإنجليزية الأوردية