Hadislerin Listesi
Dünya Müminin zindanı, kâfirin Cennet'idir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Veren el, alan elden daha hayırlıdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal, çekici ve tatlıdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
‘Sizden biri, her gün bin sevap kazanmaktan aciz mi kalır?’
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ey Allah'ım! Ahiret hayatından başka hayat yoktur; öyleyse Ensar'ı ve Muhacirler'i bağışla
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden birinizin ipini alıp dağa giderek sırtında bir bağ odun getirip satması ve böylece Allah'ın onu insanlara el açmaktan koruması, insanların kendisine bir şey verip vermemelerine aldırmaksızın onlardan istemesinden daha hayırlıdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Yemeğinizi birlikte yiyin ve üzerine Allah'ın adını (besmeleyi) anın. Böyle yaparsanız yemeğinize bereket verilir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Miraca çıkarıldığım gece, bakırdan tırnakları olan bir topluluğun yanından geçtim
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ın beni kendisiyle gönderdiği hidayet ve ilmin misali, bir araziye yağan bol yağmura benzer
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Zalim de olsa, mazlum da olsa din kardeşine yardım et
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dilediğiniz kadar yeyip içtiğiniz bir bolluk ve refah içinde değil misiniz? Oysa ben Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, karnını doyuracak kadar kötü kaliteli hurma bile bulamadığı günlerde gördüm
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir. Allah'ın en çok buğz ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsaydı, mutlaka üçüncüsünü de isterdi
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ım! Kötü ahlâktan, kötü amellerden ve sapkın arzu ve heveslerden sana sığınırım
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kimin din kardeşine, onun namusuna (şeref ve haysiyetine) veya herhangi bir hakkına ilişkin bir haksızlığı varsa, dinar ve dirhemin (paranın) bulunmayacağı gün gelmeden önce bugün onunla helalleşsin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İnsanlar Kıyamet Günü'nde yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşredileceklerdir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti
عربي
الإنجليزية
الأوردية
“Allah'ın adıyla sana rukye yapıyorum. Sana eziyet veren her şeyden, her nefsin şerrinden veya haset eden gözün (nazarın) şerrinden (seni koruması için). Allah sana şifa versin. Allah'ın adıyla sana rukye yapıyorum.”
عربي
الإنجليزية
الأوردية
'Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen, yalnızca sana lütfedilen şu iki nur ile seni müjdeliyorum. Bunlar; Fâtihatü'l-Kitâb (Fâtiha Sûresi) ve Bakara Sûresi’nin son ayetleridir (Âmene’r-Rasûlü). Bunlardan okuduğun her bir harfe karşılık sana (dilediğin) mutlaka verilecektir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’a yemin ederim ki, sizden kim hakkı olmayan bir şeyi alırsa, Kıyamet Günü'nde mutlaka boynuna dolanmış bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ey Âişe! Şüphesiz ki Allah Refîk'tir (merhametlidir), rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Sertlik ve şiddet karşılığında vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeyin karşılığında vermediğini yumuşak huyluluk (rıfk) karşılığında verir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sende Allah'ın sevdiği iki özellik vardır: Hilim (yumuşak huyluluk ve öfkesini kontrol edebilme) ile teenni (acele etmeyip ağırbaşlı ve temkinli davranma)
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Birçok kadın Muhammed'in ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. (Kadınlarını döven) bu kimseler, sizin hayırlınız değildirler
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’ım! Acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takva ver! Nefsimi temizleyip arındır! Onu en güzel arındıracak olan sensin. Sen o nefsin dostu ve mevlasısın. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Üç kişi vardır ki, Yüce Allah Kıyamet Günü'nde onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz (günahlarından arındırmaz) ve onlar için elem verici bir azap vardır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Hiçbir kadının, bir ölünün ardından üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Ancak kocası için dört ay on gün yas tutar
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Âlimin, sadece ibadetle meşgul olan âbide üstünlüğü; benim, sizin en alt derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’ım! Kullarını toplayacağın veya diriltip kaldıracağın gün beni azabından koru
عربي
الإنجليزية
الأوردية
(Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’ın rızası gözetilerek öğrenilmesi gereken bir ilmi, yalnızca dünya malından bir menfaat elde etmek amacıyla öğrenen kimse, Kıyamet Günü Cennet'in kokusunu bile bulamayacaktır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz Allah bir kulunu sevdiği zaman Cebrâil -aleyhisselam-'a seslenip: ‘Ben falancayı seviyorum, sen de onu sev!’ diye buyurur. Bunun üzerine Cebrâil de onu sever
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Namaz kılan kimsenin önünden geçen kişi, bunun kendisi için ne kadar büyük bir günah olduğunu bilseydi, onun önünden geçmektense kırk (gün, ay veya yıl) beklemesi kendisi için daha hayırlı olurdu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
‘Abdesti güzel ve eksiksiz al, parmaklarının arasını hilalle ve oruçlu değilken istişâkta burnuna suyu çokça çek
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah dünyada insanlara haksız yere eziyet edenlere, mutlaka azap eder
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Gerçek şu ki, ateşle azap etmek, ateşin yaratıcısından başka hiç kimse için uygun ve meşru değildir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz bu mescitler, bu tür idrar ve pislikler için uygun değildir. Mescitler yalnızca Allah -Azze ve Celle-'yi anmak, namaz kılmak ve Kur'an okumak içindir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- tezek (kuru hayvan dışkısı) veya kemik ile taharet almayı yasaklamış
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden hiç kimse üç taştan daha azıyla istincâ yapmasın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’ın kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha büyüktür
عربي
الإنجليزية
الإسبانية
Gücünüzün yettiği amelleri yapmaya bakın. Allah’a yemin olsun ki, siz bıkıp usanmadıkça Allah bıkıp usanmaz (mükafat vermekten vazgeçmez)
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Müezzin sabah ezanında ‘Hayye ale’l-felâh’ dediğinde, sünnet olan, ‘es-Salâtü hayrun mine’n-nevm’ demesidir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kur’an’ı okuyun. Çünkü o, Kıyamet Günü kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İnsanlar mescitler bina etme hususunda birbirlerine karşı övünmedikçe Kıyamet kopmaz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Farz namazları kılsam, ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz Allah ve Rasûlü şarap (içki), leş, domuz ve putların satışını haram kıldı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah sizin için sadaka verilecek şeyleri zaten belirlemedi mi? Her tesbih bir sadaka, her tekbir bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (Lâ ilahe illallah) bir sadaka, iyiliği emretmek bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. Sizden birinizin cinsi münasebetinde bile sadaka vardır.
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah’ın haram kıldığı bu çirkinlikten kaçının. Kim onu işlerse Allah’ın örtüsüyle gizlensin ve Allah’a tövbe etsin. Kim günahlarını bize izhar ederse, biz de yüce Allah’ın kitabında olanı onun üzerine uygularız
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Muhakkak yüce Allah birtakım farzları farz kılmıştır, onları zayi etmeyin. Birtakım hadler de tespit etmiştir, onları da aşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları çiğnemeyin. Bazı şeyler hakkında da unutmaktan dolayı değil de sizin için rahmet olsun diye susmuştur. Onları araştırıp durmayın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden birinizin yaratılışı annesinin karnında kırk gün boyunca nutfe (sperm) olarak toplanır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kim bizim bu işimizde (dinimizde) ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduttur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Din samimiyettir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakının, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getirin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlere emrettiğini Müminlere de emretti
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Yüce Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ey çocuk! Sana birkaç kelime öğreteceğim. Sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah da seni korusun; sen Allah’ı (dinini) koru ki, Allah’ı yanında bulursun. İstediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başkasına bir şey sormaya gerek duymayayım. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah’a iman ettim, de. Sonra dosdoğru ol
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İnsanın her bir eklemi adına sadaka vermesi gerekir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir köle bile yönetici olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Bana gerçekten büyük bir şey hakkında sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için bu elbette kolaydır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Zarar vermek yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Eğer insanlar yalnızca iddialarıyla (delilsiz) haklı kabul edilselerdi, bazı kimseler başkalarının mallarını ve kanlarını (canlarını) talep ederdi. Ancak, delil getirmek iddia sahibine, yemin etmek ise inkâr eden kişiye aittir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah Teâlâ, iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Her kim beni tanıyan ve ihlâs ile bana ibadet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden hiçbiriniz, arzusu benim getirdiğime tâbi olmadıkça gerçek iman etmiş olamaz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sarhoşluk verici her şey haramdır.
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder)
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Birr: Güzel ahlaktır. Günah, nefsinde tereddüt yaşayıp, sıkıldığın ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak tut
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz Allah, ümmetim hakkında hatalarını, unutmalarını ve zorla yapmaya mecbur kaldıklarını bağışlamıştır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dünyaya karşı zâhid ol (ondan yüz çevir), Allah seni sever. İnsanların elindekine karşı zâhid ol (göz dikme), insanlar da seni sever
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Süt (emzirme), nesep akrabalığının haram kıldığını haram kılar
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacağı kadar birkaç lokma yemesi yeterlidir. Şayet yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi iyi bir Müslüman olmasının alametlerindendir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Hediyeleşin ki birbirinize olan sevginiz artsın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Eğer içeri girmiş olsalardı,... Kıyamet Günü'ne kadar oradan çıkamayacaklardı; itaat ancak doğru olan şeyi yapmadadır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Onu üç defa ya da beş defa, uygun görürseniz daha fazla, su ve sedir ağacının yapraklarıyla yıkayın. Son yıkamada kâfûr -veya kâfûr benzeri bir şey ekleyin-. İşiniz bittiğinde bana haber verin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Yâ Rasûlallah, mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah'a dua et de bizlere yağmur ihsan etsin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
O, henüz yemek yeme çağına gelmemiş küçük bir oğlunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e getirmiş ve o da çocuğu kucağına oturtmuştu ve bebek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elbisesine çişini yaptı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su istedi ve elbisenin üzerine serpti, fakat elbiseyi yıkamadı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Bana Kur’an oku!
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Seferde oruç tutmanız iyi bir şey/itaat değildir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seferde bulunduğumuz zaman mestleri üç gün üç gece çıkarmamayı, büyük ve küçük abdest bozduktan, uyuduktan sonra bile mestlere mesh etmeyi, ancak cünüp olunca mestleri çıkarmayı emrederdi
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve selem- "Semiallâhu limen hamideh" diyerek başını rükûdan kaldırdığı zaman, o alnını yere koymadıkça bizden hiçbir kimseyi (secdeye varmak için) eğildiğini görmedim. Sonra Allah Rasûlü'nün arkasından secdeye vararak yere kapanırdık
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin ve esir düşmüş olanı esaretten kurtarınız
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbir ile, kıraate de ''Elhamdulillahi Rabbi'l-âlemîn"i okuyarak başlardı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- minberde iken bir adam ona, "Gece namazı hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “«İkişer ikişer
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ın azabıyla cezalandırmayın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu Yemen'e gönderdiğinde, her otuz hayvandan bir yaşında erkek dana veya bir yaşındaki inek
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Adak adamanın kefareti, yeminin kefaretiyle aynıdır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
İşlerini (idarelerini) yürütmek için bir kadını başlarına geçiren bir topluluk asla kurtuluşa eremez
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah -Azze ve Celle- uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ben aranızda en çok Allah'tan korkan ve Allah'ı en iyi bilen kimseyim
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Biz ümmetlerin sonuncusuyuz ve hesap verecek olan ilk ümmetiz
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Bizler gençliğimizde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikteydik ve Kur'an'ı öğrenmeden önce imanı öğrendik. Sonra Kur'an'ı öğrendik ve onun sayesinde imanımız daha da arttı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Hiçbir peygamber yoktur ki, ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Enes'e, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kıraatinin nasıl olduğu soruldu. O da şöyle dedi: «Uzatarak okurdu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
ona Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an okuması soruldu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Şüphesiz ki her biriniz Rabbinize münacatta bulunuyorsunuz, bu yüzden birbirinizi rahatsız etmeyin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olmadığı sürece her halde bize Kur'an okumayı öğretirdi
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Daha ziyade şöyle deyin: İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, senden bağışlanma diliyoruz ve dönüşümüz sanadır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kitabınızda okuduğunuz bir ayet var ki, eğer bu ayet bize, Yahudilere vahyedilmiş olsaydı, o günü bayram günü olarak kabul ederdik
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah -Azze ve Celle- şöyle buyurmuştur: {Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir}
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Gaybın anahtarları beş tanedir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
{Hacılara su verme ve Mescid-i Haram'ın imar ve bakım işini (üstlenen kimseyi), Allah’a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir değildirler. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.} [Tevbe: 19] Ayetin sonuna kadar
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cünüp olduktan sonra bir sa' su ile yıkanır ve bir müd ile abdest alırdı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in idrarını yaptığını, sonra abdest aldığını ve mestlerinin üzerine mesh ettiğini gördüm diye cevap verdi
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazını kıldıktan sonra Güneş iyice doğana kadar namaz kıldığı yerde otururdu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ın kadın kullarının Allah'ın mescitlerine girmelerini engellemeyin, ancak süslenmeden ve koku sürünmeden evden çıkmalarına izin verin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizden biri mescide girdiğinde Nebî -aleyhisselam-'a salat ve selam getirsin ve şöyle desin: Ey Allah'ım! Bana rahmetinin kapılarını aç
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah'ın ve Rasûlü'nün ahit ve emanına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allahın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emanı hususunda Allah'a hıyanet etmeyin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i (namazın bitiminde) sağa sola selam verirken yanaklarının beyazlığını görürdüm
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Bir kul namaz kılabilir; fakat namazın ancak onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı onun için yazılır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ölmek üzere olanlarınıza "lâ ilâhe illallah" kelimesini söylemeyi telkin edin
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Dilerseniz size veririm; fakat zenginlere veya güçlü, sağlıklı olanlara bu zekâttan pay verilmez
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Namazda ilk safı tamamlayınız. Sonra ikincisini. Bir eksiklik kalırsa en son safta kalsın
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Namaz için kamet getirildiği zaman artık farz namazdan başka namaz yoktur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Onu bırakın; çünkü o iğrenç bir şeydir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Kisrâ'ya, Kayser'e, Necâşî'ye ve her türlü zalime mektup yazarak onları Allah Teâlâ'ya davet etmiştir
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah'ım! Ben ancak bir beşerim! Şimdi Müslümanlardan herhangi birine sitem eder, lanet eder veya dayak atarsam, bunu onun için bir temizlik ve rahmet kıl!
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, bir günde iki öğün yese, o iki öğünden biri mutlaka hurma olurdu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesi, Medine'ye geldikten sonra, vefatına kadar üç gece üst üste buğdaydan yapılmış yiyeceklerden doymadılar
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yatağı deriden yapılmış ve hurma lifiyle doldurulmuştu
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiğinde geride dirhem, dinar, erkek köle, cariye (kadın köle) hiçbir şey bırakmadı. Sadece beyaz katırını, silahlarını ve sadaka olarak ayırdığı bir parça toprağı bıraktı
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ey Bilal! Bana İslam’da yaptığın en hayırlı ameli anlat
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kavmi İslam'a davet etmeden önce onlarla savaşmamıştır
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ona lanet etmeyin; çünkü Allah'a yemin ederim ki, o Allah'ı ve Rasûlünü sever
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Size oruç, namaz ve zekâttan daha hayırlı bir şey söylemeyeyim mi?
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Sizin hanginizin hayırlı, hanginizin şerli olduğunu size bildireyim mi?” dedi
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kim insanlara teşekkür etmez ise, Allah'a da şükretmez
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Ben lanetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim!
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Yürürken gökten bir ses duydum. Gözlerimi kaldırdım ve Hira’da bana gelen meleği
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Kim hiçbir şeyi şirk koşmadan Allah'ın huzuruna çıkarsa, O’nun nezdinde hiçbir günah o kimseye zarar vermez; kim de Allah'a bir şeyi ortak koşarak ölürse, Allah nezdinde hiçbir iyiliği o kimseye fayda vermez
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın! Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Bir Müslümanın kanı ancak üç sebepten biriyle helâl olur
عربي
الإنجليزية
الأوردية
Mirası hak sahiplerine veriniz. Geriye ne kalırsa, en yakın erkek akrabaya aittir
عربي
الإنجليزية
الأوردية