عن جابر-رضي الله عنه- مرفوعًا: «من قال حين يَسْمَع النِّدَاء: اللَّهُم ربِّ هذه الدَّعْوَة التَّامة، والصَّلاة القَائمة، آتِ محمدا الوَسِيلَة والفَضِيلة، وابْعَثْه مَقَامًا محمودًا الَّذي وعَدْتَه، حلَّت له شَفَاعَتِي يوم القيامة».
[صحيح.] - [رواه البخاري.]
المزيــد ...

Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim ezanı işittiği zaman: "Allâhumme Rabbe hâzihi’d-da‘veti’t-tâmme, ve’s-salâti’l-kâ’ime, âti Muhammedeni’l-vesilete ve’l-fadîle veb'ashu makâmen mahmûdeni’llezî vaadteh." (Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın Rabbi Allahım! Muhammed'e-sallallahu aleyhi ve sellem- vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır) diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefaatim vâcip olur.»
[Sahih Hadis] - [Buhârî rivayet etmiştir]

Şerh

Hadisin Manası: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor: «Kim ezanı işittiği zaman» Yani kim bu siyga ile gelmiş duayı müezzinin ezanı bitirdikten sonra söylerse, demektir. Müslim'in Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan- rivayet ettiği hadiste o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Şayet müezzini duyarsanız onun söylediğini söyleyiniz, sonra da bana salat ve selam getiriniz ve sonra da benim için vesileyi isteyiniz.» Bu hadise göre ezan duası, müezzinin dediklerini onun arkasından tekrarladıktan sonra ezanın bitiminde olur. «Şu eksiksiz davetin» Ezan; insanları namaza çağırması sebebiyle davet olarak isimlendirilmiştir. Tâmme; kamil olması. Muhammed'i -sallallahu aleyhi ve sellem- elçiliği tasdik etmesi, tevhid gibi imani inançları kapsaması sebebiyle kâmildir. Başı tekbir iledir. İçinde İslam'ın şartlarından birincisi olan iki şehâdet vardır. Sonra ezanda namaza çağrı vardır. Son olarak da tekbir ile biter. «Kılınacak namazın Rabbi» İki manası vardır: 1. Kılınacak. 2. Hiç bir ümmetin değiştiremediği ve nesh edemediği ve yeryüzüyle gökyüzü var olduğu müddetçe sürekli olan ve okunandır. «Vesîleyi» Vesile, kulun kendisi ile Allah'a yakınlaştığı salih amellerdir. Burada bu söz ile söylenmek istenilen, Cennet'te yüce bir makam, Müslim'de Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma- hadisinde geldiği gibi. Hadiste: (Müezzini duyduğunuz zaman sizde söyleyin. Sonra da Allah'tan benim için vesileyi isteyin, o Cennet'te bir makam olup, Allah'ın kullarından bir kul için olacaktır. Ben de o kul olmayı ümit ediyorum» «Fazileti (ver)» Diğer yaratılmışların üzerinde bir makamdır. Manası: Muhammed'i-sallallahu aleyhi ve sellem- diğer yaratılmışlardan üstün kıl. «Makam-ı Mahmud'a ulaştır.» Kıyamet günü; insanlar kabirlerinden diriltileceği zaman övülen makamdır. Makam-ı Mahmûd, keramet çeşitleriyle övgünün kazanıldığı her şey için söylenir. Burada murad edilen, hüküm verileceği zaman olan büyük şefaattır. Öncekiler ve sonrakilerin beklediği şefaattır. Kıyamet günü yaratılmışlar mahşer uzayınca, durmak meşakkatli olunca, Âdem –aleyhisselam-’a gelip içlerinde bulundukları durumdan onları kurtarmaları için Rableri katında onlara şefaat etmelerini isterler. O’da bunu yapamayacağını söyler. Sonra onlar Nuh –aleyhisselam-’a gelirler o da yapamayacağını söyler. Hâkeza İbrahîm, Mûsa ve Îsâ –aleyhim es-selâmu ve etemmu et-teslîm- sonra Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelirler, O da şöyle buyurur: «Ben onun içinim.» Secde eder ve ona övgüler ilham edilir, sonra da ona şöyle denir: Başını kaldır, iste! Sana verilecek! Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şefaati ister ve O'nun şefaati ile onlar bu durumdan kurtarılırlar. «Ona vaat ettiğin» Allah yarattıkları arasında hüküm vereceği zaman ona büyük şefaati vadetmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Böylece Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceği umulur." (İsra Suresi: 79) Asâ, Kur'an’da gelirse vaciptir. «Ona şefaatim vacip olur.» Ona Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in şefaati vacip olur. Bunu duası ile hak etmiştir. Şefaat ona Kıyamet günü ulaşır. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- de ona hesapsız Cennet'e sokulmasıyla şefaat etmiş olur. Ya da derecelerinin yükselmesi ve yahut da Cehennem azabından kurtararak olur. «Kıyamet günü» Bu isim ile isimlendirilmesinin sebebi: O günde büyük işlerin olması sebebiyledir. O gün yaratılmışlar kabirlerinden kalkarlar, kulların aleyhine şahitlik edecekler. Kalkarlar ve insanların durulacak meydanda kıyamları ve diğer işler bunlardandır.

Tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince Farsça Tagalog Hintli Uygur Kürt Hausa Portekizce
Tercümeleri Görüntüle