Hadislerin Listesi

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'ye Kedâ'dan, Bathâ'nın yanındaki yukarı yoldan girdi ve aşağı yoldan da çıktı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O, sadece tebessüm ederdi."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin uykudan kalktığında ağzını misvaklardı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (namazda) secdeye gidince ellerinin arasını koltuk altı beyazlıkları görününceye kadar açardı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi kızı Zeynep'ten olan torunu Umâme'yi taşıyarak namaz kılardı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
''Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-" Bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan geri kalmam.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
«Aldığı şey, Allah’ındır. Verdiği de Allah’ındır. Herşey onun yanında belli bir ecele (vakte) kadardır. Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin!»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Kızım! Bu günden sonra babanın üzerinde hiçbir ızdırâb kalmayacaktır.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in konuşması seçkin (açık seçik) idi. Her işiten onu anlardı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Eğer ümmetime güçlük vermeyeceğini bilseydim, her namaz için misvak kullanmalarını emrederdim.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir. Onun ne olduğu sorulduğunda, o riyâdır.» buyurmuştur.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- binekle veya yaya olarak Kubâ Mescidi’ni ziyâret eder ve orada iki rekât namaz kılardı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Bilmez misin ki İslâm, kendinden önceki günahları yok eder, hicret de ondan önceki günahları yok eder, hac da ondan önceki günahları yok eder?»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
«Ey Ebû Bekr! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Ben ve Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- cünüplükten dolayı bir kaptan yıkanırdık."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
«Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Biriniz, gecenin bir kısmında (namaza) kalktığı zaman (önce) hafif (kısa) iki rekat namaz kılsın.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Az amel işledi, çok ecir/sevap kazandı.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«O halde onu veriniz; şüphesiz ki sizin hayırlınız borcunu en güzel şekilde ödeyendir.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de yemedi, terk etti.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Bir gece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaza durdum. Bakara suresini okumaya başladı.»

Diline tercüme: İngilizce İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini duydunuz, sanırım" diye buyurdu.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Ey Sa’d b. Muaz! İstediğim cennettir. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, Uhud’un eteklerinden beri hep o cennetin kokusunu alıyorum."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
"Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir şey istendiğinde asla yok demezdi."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Ebu Bekir’e emredin de insanlara namazı kıldırsın.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- fetih yılında Mekke'ye, başında siyah bir sarıkla girmiştir.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir şey içerken üç nefeste içerdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Gece, kırbada beklemiş soğumuş suyun varsa getir; yoksa eğilip dereden içeriz.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan bir deve satın almıştı. Devenin parasının tartılmasını ve üzerine bir miktar ilave edilmesini emretti.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin evvelinde (başında) uyur, son kısmında ise namaz kılardı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Eğer Allah sizin kalbinizden rahmetini çekip almışsa ben ne yapabilirim ki?» karşılığını verdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kabasını yere yaslayarak oturup, ayaklarını da dikmiş vaziyette hurma yerken gördüm.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i üzerinde iki yeşil elbise ile gördüm.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in en sevdiği elbise gömlek idi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hastalıktan yahut başka bir sebepten dolayı gece namazını kılamaz ise gündüz bu namazı on iki rekat olarak kılardı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Allah, beni şerefli bir kul kıldı; inatçı bir zorba değil.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- defnedildikten sonra kabrin başında dört tekbir alarak cenaze namazı kıldı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma günü, sabah namazında "Elif, Lâm, Mîm. (Secde) ve Hel etâ ale'l-insâni (İnsan) sûrelerini okurdu."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Allahım! Kim ümmetimin işiyle ilgili bir göreve gelir de onlara zorluk çıkarırsa, sen de ona zorluk çıkar.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Allah'ım! Beni bağışla, bana rahmet et ve beni er-Refîku’l-A’lâ zümresine kat!

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Bir kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e dokunmuş bir bürde getirdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Bir hizmetçisi Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in elinden tutar, onu istediği yere kadar götürürdü."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
“Bu kimseler çirkin sözlerle benden mal almak ile beni cimriliğe nispet etmek arasında tercihte bıraktılar. Ben, cimri değilim.”

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in gömleğinin kolu bileğine kadardı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Zubeyr b. Avvâm -radıyallahu anh-’ın kıssası ve borcunu ödemedeki vefası.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Bir keresinde Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdim, kendisi sıtmaya yakalanmıştı, elimi vücuduna dokundurdum."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ölümü anında gördüm. Yanında, içinde su bulunan bir su kabı vardı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Deveni elinden alacağımı mı sandın? Deve senindir! Bedeli de senindir.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayır konusunda insanların en cömertiydi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem ahlak bakımından insanların en güzeliydi."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Bir Yahûdî çocuğu vardı, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hizmet ederdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Eğer paça veya kürek eti yemeğe davet edilsem, derhal giderim.»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Allah'ın göndermiş olduğu her bir peygamber koyun çobanlığı yapmıştır»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ellerinden daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Kim, bana selâm verirse, onun selâmını almam için Allah mutlaka bana rûhumu iâde eder. Bende onun selamına karşılık veririm"

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
"Ben çocuklarla birlikte Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i Veda Tepesi'nde karşılamıştım."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Melekler ara vermeksizin onu kanatlarıyla gölgelendiriyor."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah yolunda savaşma hali dışında, ne bir kadına ne de bir hizmetçiye, eliyle vurmadı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-‘tan şöyle derken işitmiştir: Ebû Talha, Ümmü Suleym’e: Ben bu defa Rasûlullah’ın sesini zayıf olarak işittim, kendisinde açlık olduğunu biliyorum, yanında yiyecek bir şey var mı? Dedi. Ümmü Süleym, arpadan yapılmış birkaç tane ekmek çıkardı. Sonra kendi başörtüsünü çıkardı da onun bir kısmiyle ekmekleri sarıp dürdü. Sonra bohçayı benim elbisemin altına gizledi. Örtünün bir kısmını da bana ridâ yaptı. Sonra beni Rasûlullah’a gönderdi. Enes dedi ki: Ben de bunu götürdüm. Rasûlullah’ı mescidde, beraberin de insanlar olduğu hâlde buldum. Ben onların yanına varıp dikildim. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- bana: “Seni Ebû Talha mı gönderdi?” diye sordu. Ben: Evet, dedim. Rasûlullah: “Yemek sebebiyle mi?” dedi. Ben: Evet, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah, yanında bulunanlara: “Kalkınız!” buyurdu. Müteakiben yürüdü, ben de aralarında yürüdüm. Nihayet Ebû Talha’ya geldim (ve durumu ona haber verdim). Ebû Talha, annem Ümmü Suleym’e: Yâ Ümme Süleym! Rasûlullah insanları getirmektedir. Hâlbuki yanımızda onları doyurabileceğimiz yemek yoktur, dedi. Ümmü Süleym: Allah ve Rasûlü en iyi bilendir! Dedi. Enes dedi ki: Müteakiben Ebû Talha gitti, nihayet Rasûlullah’a kavuştu. Ebû Talha, Rasûlullah ile beraber geldi, ikisi içeriye girdiler. Rasûlullah: “Yâ Ümme Süleym! Yanında ne varsa getir!” buyurdu. O da bu ekmekleri getirdi. Rasûlullah emretti, ekmekler parmak ile küçük küçük parçalara bölündü. Ümmü Süleym bunun üzerine yanında bulunan yağ tulumundan biraz yağ sıktı ve onu bulayıp katık yaptı. Sonra Rasûlullah o katık hakkında Allah’ın söyletmek istediği şeyleri söyledi. Sonra: “On kişi için izin ver!” buyurdu. Ebû Talha on kişiye izin verdi. Onlar doyuncaya kadar yediler, sonra dışarı çıktılar. Sonra Rasûlullah tekrar“On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha onlara da izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarıya çıktılar. Sonra Rasûlullah tekrar: “On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha on kişiye daha izin verdi, onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarı çıktılar. Sonra Rasûlullah “On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha onlara da izin verdi, onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarıya çıktılar. Böylece cemaatin hepsi yediler ve doydular.Bu topluluk yetmiş ya da seksen kişi idi.Başka bir rivayette:Hala onlarda on kişi giriyor ve on kişi çıkıyordu.Onlardan hiç kimse kalmayana kadar devam etti.O da doyana kadar yedi.Sonra da yemeği hazırladı ve ne görsün yemek ilk yedikleri kadar.Başka bir rivayette onar onar yediler ve bunu seksen adamla beraber yaptılar.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve misafir olduğu aile üyeleri yediler ve yemek bıraktılar.Başka bir rivayette:''Sonra da kalanlarını komşularına verdiler.''Enes'ten rivayet edilen başka bir hadiste bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldim.Ve onu ashabıyla beraber otururken buldum.Kendisini ashâbı ile otururken buldum. Karnına bir sargı sarmıştı. Ashâbından bazılarına:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- karnını niçin sardı? diye sordum. Onlar: Açlıktan, diye cevap verdiler. Bunun üzerine, annem Ümmü Süleym Binti Milhân’ın eşi Ebû Talha’ya gittim ve: Ey babacığım! Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i karnını bir sargı ile bağlamış vaziyette gördüm. Ashâbından bazılarına bunun sebebini sordum, açlıktan olduğunu söylediler, dedim. Ebû Talha annemin yanına girdi ve: Yiyecek bir şey var mı? diye sordu. Annem de: Evet, evde bir parça ekmek ve bir kaç hurma var. Eğer Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize tek başına gelirse, kendisini doyururuz. Eğer onunla birlikte başkası da gelirse, onlara az gelir, dedi. Enes hadisin tamamını zikretti.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
Beşinci:Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre o, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Necid taraflarında bir gazvede bulunmuştu. Dönüşte Rasûlullah ile birlikteydi. Öğle vakti ağaçlık, çalılık bir vadiye geldiklerinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- orada mola vermiş, mücâhidler ağaçlar altında gölgelenmek üzere çevreye dağılmışlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ise, semure denilen sık yapraklı bir ağaç altında istirahate çekilmiş kılıcını da ağaca asmıştı.(Câbir dedi ki:) birazcık (uyku) kestirmiştik ki, Rasûlullah’ın bizi çağırdığını işittik ve hemen yanına koştuk. Bir de baktık, Rasûlullah’ın yanında (müşriklerden) bir bedevi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:Ben uyurken bu bedevi kılıcımı almış, uyandığımda kılıç kınından sıyrılmış vaziyette bunun elindeydi. Bana: Seni benim elimden kim koruyup kurtaracak? dedi. Ben de üç defa:Allah” cevabını verdim.(Câbir diyor ki) Rasûlullah adamı cezalandırmamıştı, yanında oturuyordu.Müttefakun aleyh.(Buhârî’deki) bir başka rivayette Câbir -radıyallahu anh- şöyle demiştir.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Zâtü’r–Rikâ’ denilen gazvede bulunuyorduk. Gölgeli bir ağaç bulduğumuzda onu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e bırakmayı âdet edinmiştik. (Bu defa da öyle yaptık. ) Ancak müşriklerden bir adam gelerek Rasûlullah’ın (ağaçta asılı olan) kılıcını alıp çekmiş ve:Benden korkuyor musun? diye seslenmiş. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:Hayır” cevabını vermiş. Adam:Peki seni benim elimden kim kurtaracak? demiş. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de Allah” buyurmuştur. Ebû Bekir el–İsmâîlî’nin “Sahîh”inde yer alan bir rivâyette olayın bundan sonraki kısmı şöyle anlatılmaktadır: Adam:Seni benim elimden kim kurtarır? dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:Allah” cevabını verdi. Bunun üzerine adamın elinden kılıç düştü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kılıcı aldı ve: Peki şimdi seni benim elimden kim kurtaracak? buyurdu. Adam: İyi bir cezalandırıcı ol! dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Allah’tan başka hak ilâh olmadığını ve benim Allah’ın elçisi olduğumu kabul ve itiraf eder misin?” dedi. Adam:Hayır, kabul etmem. Ancak seninle çarpışmamaya, seninle savaşacak herhangi bir topluluk içinde bulunmamaya söz veririm, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- adamı serbest bıraktı. O da arkadaşlarının yanına döndü ve onlara:En hayırlı kişinin yanından geliyorum, dedi.''Kafele'' sözü döndü,''Udâh'' Dikenli ağaç demektir.Semura dikenli büyük ağaç,''İhterata Seyf'' kılıcı kınından çıkardı.''Salten'' kınından çıkarılmış demektir.

Diline tercüme: Türkçe Urduca Boşnakça Bengalce Çince
"Kimse bana ashabım hakkında bir şey aktarmasın. Ben sizlerin aranıza çıkıp geldiğimde kalbimde bir şeylerin olmasını istemem."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
"Üç kişiden başka beşikte konuşan (bebek) olmamıştır"

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Bengalce Çince
Nebi- sallallahu aleyhi ve sellem-'in ahlâkı Kur'an'dı."

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Allah’tan kork/sakın ve eşini yanında tut!»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurdu:''Vaktiyle bir adam: Ben mutlaka bir sadaka vereceğim dedi.Geceleyin evinden sadakasını alıp çıktı ve onu bilmeden bir hırsızın eline tutuşturdu. Ertesi gün belde halkı:(Hayret!) Bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş diye konuşmaya başladı. Adam: Allâh’ım! Sana hamdolsun. Ben mutlaka bir sadaka vereceğim dedi. Yine sadakasını alarak evinden çıktı ve onu (bu sefer de bilmeden) bir fahişenin eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:(Olur şey değil!) Bu gece bir fahişeye sadaka verilmiş diye konuşmaya başladı. Adam: Allâh’ım! Bir fahişeye (de olsa) sadaka verdiğim için sana hamdolsun. Ben mutlaka yine sadaka vereceğim dedi. O gece, yine) sadakasını alıp evinden çıktı ve onu (bu defa da bilmeden) bir zenginin eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:(Bu ne iştir!) Bu gece de bir zengine sadaka verilmiş! diye (hayretle) söylenmeye başladı. Adam: Allâh’ım! Hırsıza, fahişeye ve zengine (de olsa) sadaka verebildiğim için sana hamdolsun dedi. Bu ihlâsı sebebiyle) uykusunda o adama: Hırsıza verdiğin sadaka, belki onu yaptığı hırsızlıktan utandırıp vazgeçirecektir. Fahişe, belki yaptığından pişman olup iffetli bir kadın olacaktır. Zengin de belki bundan ibret alıp Allah’ın kendisine verdiği maldan muhtaçlara dağıtacaktır denildi.''Buhârî bu lafızla rivayet etmiştir.Müslim de aynı manada rivayet etmiştir.

Diline tercüme: Türkçe Urduca Boşnakça Bengalce Çince
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:Bedir gününde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müşriklere baktı.Onlar bin kişi idi.Ashabı ise üçyüzdokuz adamdı.Bunun üzerine Allah'ın Nebîsi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıbleye döndü,sonra ellerini uzattı.Rabbine şöylece niyaz etmeye koyuldu:''Allah'ım! Bana verdiğin vaadini gerçekleştir.Allah'ım! Bana vaat ettiğini ver.Allah'ım! Eğer Müslüman olan bu topluluğu helak edecek olursan yeryüzünde sana ibadet edilmez.'' Ellerini uzatıp kıbleye dönmüş olduğu halde rabbine yalvarışını,ridası omuzlarından düşünceye kadar sürdürdü.O zaman Ebu Bekir yanına gelip ridasını aldı,omuzlarına koydu.Arkasından ona sarılarak,dedi ki:Ey Allah'ın Nebisî!Rabbine bu kadar yalvarışın yeter.Şüphesiz ki o sana verdiği sözünü gerçekleştirecektir.Bunun üzerine aziz ve celil Allah:''Hani siz Rabbinizden imdat istiyordunuz da:Muhakkak ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediyorum diye duaznıza karşılık vermişti.''(Enfal,9) buyruğunu indirdi.Allah ona meleklerle yardım etti.Ebu Zümeyl,dedi ki:İbn Abbâs bana tahdis edip dedi ki:O gün Müslümanlardan bir adam önünde giden müşriklerden bir adamın arkaından hızlıca koşuyorkenüzerinden kamçı ile indirilen bir darbe sesi ile ilerle hayzum diyen bir suvarüi sesi duyuverdi.Önündeki müşriğe baktı,yere yıkıldığını görüverdi.Ona bakınca burnunda bir bere izinin bulunduğunu ve kamçı darbesi gibi yüzünün yarılmışolduğunu ve bütün buralarının morarmış olduğunu gördü.Ensardan olan o zat gelip bunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlatınca ''doğru söylüyorsun,o üçüncü semadan gelen yardımcılardandı''buyurdu.O gün yetmiş kişiyi öldürmüş,yetmiş kişiyi de esir almışlardı.Ebu Zümeyl dedi ki:İbn Abbâs,dedi ki:Esirleri aldıklarında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir ve Ömer'e:''Bu esirler hakkında görüşünüz nedir?'' Buyurdu.Ebu Bekir:Ey Allah'ın Nebisî.Bunlar amca ve aşiret çocuklarıdır.Onlardan fidye almanı uygun görüyorum.Böylelikle o bizim için kafirlere karşı bir güç olur.Umulur ki Allah onları İslam'a hidayet eder.Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- :''Peki ey Hattâb'ın oğlu! Senin görüşün nedir?'' buyurdu.Ömer şu cevabı verdi:Hayır,Allah'a yemin ederim ki ey Allah'ın Rasûlü! Ebu Bekir ile aynı görüşte değilim ama benim görüşüm şudur:Bize imkan ver,bunların boyunlarını vuralım.Ali'ye Akil'e karşı imkan ver o onun boynunu vursun.Bana filan kimseye karşı imkan ver -Ömer'in bir akrabasını kasdederek- ben de onun boynunu vurayım.Şüphesiz bunlar küfrün önderleri ve ileri gelenleridir.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir'in söylendiğinden hoşlandı ama benim söylediğimden hoşlanmadı.Ertesi gün geldiğimde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve Ebu Bekir'in oturmuş ağladıklarını gördüm.Ben Ey Allah'ın Rasûlü! Bana senin ve arkadaşının hangi sebepten dolayı ağladığını haber ver.Eğer ağlama imkanım olsa ağlarım.Ağlayamazsam siz ağladığınız için ağlamaklı olurum.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Ben arkadaşlarının bana yaptıkları fidye alma tekliflerinden ötürü ağlıyorum.Onların azapları bana şu ağaçtan daha yakında gösterildi.''Bununla Allah'ın nebisine -sallallahu aleyhi ve sellem- yakın bir ağacı kastetmişti.Aziz ve Celil Allah'da :'(Yeryüzünde çokça savaşıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması hiçbir peygambere yaraşmaz.Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve hoş yeyin.) (Enfal:67-69) buyruklarını indirdi.Böylece Allah onlara ganimeti helal kıldı.Müslim rivayet etmiştir.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ebû Bekr Yemâme'de şehîd olanların ölümünü müteâkib haber yollayıp beni çağırdı. Yanında Ömer b. Hattâb da bulunuyordu. Ebû Bekr bana şu sözleri söyledi: Ömer bana geldi ve: Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehit oldu. Ben diğer harb sahalarında da harbin şiddetli olup Kur'ân hafızlarının şehit edilmelerinden, bu sebeble de Kur'ân'dan büyükçe bir kısmın zayi olup gitmesinden endîşe ediyorum. Binâenaleyh ben senin, Kur'ân'ın kitâb hâlinde toplanmasını emretmeni düşünüyorum, dedi. Ben Ömer'e: Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yaparsın? Dedim. Ömer: Vallahi bu hayırdır, dedi ve bana görüşüme başvurmaya devam etti. Nihayet Allah benim göğsümü bu işi için açtı ve ben de Ömer'in düşündüğü bu işte onun gibi düşündüm. Zeyd dedi ki: Bu sözlerden sonra Ebû Bekr, bana hitaben şunları söyledi: Sen genç ve akıllı bir erkeksin, biz seni hiçbir kusurla itham etmiyoruz. Sen Rasûlullah için vahyi yazıyordun. Buna binaen sen Kur'ân'ı ara ve onu bir araya topla! Zeyd buna karşı: Vallahi eğer bana dağlardan bir dağın nakledilmesini teklif etmiş olsalardı, o iş benim üzerime, bana emrettiği bu Kur'ân'ı toplama işinden daha ağır olmazdı, dedi. Zeyd dedi ki: Ben: Sizler, Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz? Dedim. Ebû Bekr: Allah'a yemîn ederim ki, bu hayırlı bir iştir, dedi ve Ebû Bekr bana gelmeye devam etti. Nihayet Allah, Ebû Bekir'le Ömer'in akıllarını yatırdığı ve göğüslerini ferahlandırdığı bu işe, benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı. Bunun üzerine ben de Kur'ân'ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu hurma dallarından, ince taş levhalardan ve hafızların ezberlerinden topladım. Nihayet et-Tevbe Sûresi'nin sonunu Ebû Huzeyme el-Ensârî'nin yanında buldum. O âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım. Bu âyet,(Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.)Tevbe suresi 128. ayetten sûrenin sonuna kadar devam eden âyetti. Neticede toplanan bu sahîfeler, tâ Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ebû Bekr'in yanında bulundu. Sonra hayâtı müddetince Ömer'in yanında kaldı. Bundan sonra Ömer'in kızı Hafsa’nın yanında kaldı.Buharî rivayet etmiştir.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
Âişe -radıyallahu nhâ- şöyle demiştir:Sâd Hendek savaşında yaralandı.Ona Hıbbân b. Arika denilen Kureyşli bir adam ok attı.O kişi de Hıbbân b. Kays,Muays b. Âmir b. Lueyoğullarından olup kolundaki atar damardan yaraladı.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu yakınında olup ziyaret etmesi için mescide bir çadır kurdurdu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek harbinden (Medine'deki evine) dönüp geldiğinde, silâhını çıkarıp yerine koymuş ve yıkanmıştı. Bu sırada Cibrîl -aleyhi's-selâm- Peygamber'e geldi o sırada başındaki tozu silkeliyordu.Sen silâhını çıkarmışsın! Vallahi biz melekler henüz silâhlarımızı çıkarmadık. Haydi, onlara doğru yola çık! dedi.Peygamber: "Nereye doğru çıkıyoruz?" diye sordu. Cibril, Kurayzaoğullarının yurdunu işaret ederek: İşte şuraya! Dedi. Bunun üzerine Peygamber, Kurayza oğulları'na doğru hareket etti. Muhasaranın sonunda bunlar. Rasûlullah'ın hükmüme inip boyun eğdiler. Rasûlullah da bunlar hakkında'bir hüküm vermesini Sa'd b. Muâz'a havale etti. Sa'd da:Ben onlar hakkında şöyle hüküm veriyorum: Bunların harb edenleri Öldürülür. Kadınları ve çocukları esîr edilir, malları da taksîm olunur, dedi. Hişâm şöyle demiştir: Bana babam Urve, Âişe'den şöyle haber verdi: Sa'd ibn Muâz (Kurayza oğulları hakemliği ettiği günden evvelki gecede): Yâ Allah! Sen bilirsin ki, Rasûlü'nü tekzîb eden, vatanından çıkaran kavim kadar kendilerine harb ve cihâd etmek istediğim hiç bir kimse yoktur. Yâ Allah! Öyle zannediyorum ki, bizimle onların arasında artık yapılacak harb kalmamıştır. Şayet Kureyş ile başka bir harbimiz daha kaldı ise, Sen'in yolunda onlarla cihâd edeyim diye beni hayâtta bırak. Eğer aramızda harb kalmamış ise, bu yaramı deş de bu yüzden bana şehîdlik nasîb et! diye duâ etmiştir. Müteakiben boyun damarına kadar gelen şişlik deşildi. Mescid de Gıfâr oğulları'ndan bâzı kimselere âit bir çadır daha vardı. İşte bu Gıfârîler kendi hâllerinde oturup dururlarken bir de bakmışlar ki, kendilerine doğru kan akıp geliyor. Onlar: Ey çadır ehli! Sizin tarafınızdan bize doğru gelen bu kan nedir? Dediler. Meğer Sa'd'ın yarası akıp dururmuş. İşte Sa'd -radıyallahu anh- bu yaradan dolayı öldü.Sahih-i Buhârî.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Çince
‘’Onlara ilişme Ey Ebu Bekir! Çünkü bu günler bayram günleridir. Ve o günler Mina günleridir.’’

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«Allah'ım! Ben bu çocuğu seviyorum, sen de onu sev ve onu seveni de sev!»

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hatice –radıyallahu anhâ- ölünceye kadar onun üzerine (başka bir kimseyle) evlenmedi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
«İbrâhim benim oğlumdur. O henüz annesini emerken öldü. Cennet'te iki süt anne, onun süt müddetini tamamlayacaklardır.» dedi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca Bengalce Çince
Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe 'den gelen bir rivayette Ubeydullah der ki: "Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanına girdim. Ona: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığından bana anlatmaz mısın?" dedim. Anlatmaya başladı: "Elbette! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırlaştı ve: "İnsanlar namazını kıldı mı?" diye sordu. Biz: "Hayır! Ey Allah'ın Rasûlü, onlar sizi bekliyorlar!" dedik.Leğene benim için su koyun!" diye emretti.Âişe der ki: "Hemen dediğini yaptık, o da yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat üzerine baygınlık çöktü. Sonra kendine geldi ve tekrar:Cemaat namaz kıldı mı?" diye sordu. "Hayır!" dedik, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" Tekrar: Benim için leğene su koyun!" emretti.Âişe der ki: Dediğini yaptık, yıkandı. Sonra tekrar kalkmak istedi. Yine üzerine baygınlık çöktü. Sonra ayılınca: İnsanlar namaz kıldı mı?" diye sordu. Hayır! Dedik, onlar sizi bekliyorlar, ey Allah'ın Rasûlü!" : "Benim için leğene su koyun!" dedi ve yıkandı. Sonra kalkmaya yeltendi, yine üzerine baygınlık çöktü, sonra ayıldı.İnsanlar namazı kıldı mı?" diye sordu.Hayır, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" dedik.Âişe der ki:İnsanlar mescide çekilmiş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yatsı namazı için bekliyorlardı."Âişe der ki: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekr'e adam göndererek insanlara namaz kıldırmasını söyledi. Elçi gelerek ona: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- halka namaz kıldırmanı emrediyor!" dedi. -İnce duygulu bir kimse olan- Ebu Bekr -radıyallahu anh-: Ey Ömer halka namazı sen kıldır!" dedi.Âişe'nin anlattığına göre,Ömer: Buna sen daha ziyade hak sahibisin!" cevabında bulundu. Âişe der ki: "O günlerde namazı Ebu Bekr -radıyallahu anh- kıldırdı. Bilahare Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinde bir hafiflik hissetti. Biri Abbâs olmak üzere iki kişinin arasında, öğle namazı için çıktı. O sırada namazı insanlara Ebu Bekr kıldırıyordu. Ebû Bekr, Rasûlullah'ın geldiğini görünce, geri çekilmek istedi.Sallallahu aleyhi ve sellem- geri çekilme diye işaret buyurdu. Kendisini getirenlere: "Beni yanına oturtun" dedi. Onlar da Ebû Bekr'in yanına oturttular.Ebû Bekr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına uyarak namaz kılıyordu.İnsanlar da Ebû Bekr'in namazına uyarak namazını kılıyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturmuş vaziyette idi."Ubeydullah dedi ki: "Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'nın yanına girdim ve:Âişe -radıyallahu anhâ-'nın -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığı ile ilgili olarak anlattığını size anlatayım mı?" dedim. Bana: "Haydi anlat!" dedi. Ben de bu hususta anlattığını naklettim. Söylediklerimden hiçbir noktayı reddetmedi. Sadece:(Rasûlullah'ı mescide) Abbâs'la birlikte taşıyan ikinci şahsın ismini verdi mi?" diye sordu. Ben: "Hayır söylemedi" deyince: "O, Ali radıyallahu anh idi" dedi.''Sahih-i Buhârî.

Diline tercüme: Fransızca İspanyolca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gecede bütün hanımlarını dolaşır sadece bir kez gusül alırdı.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarından biriyle evlenirken iki müdd arpa unuyla düğün yemeği verdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca
Medine ve Hayber arasında üç gece kalarak, orada Safiye validemizle evlenip gerdeğe girdi.

Diline tercüme: İngilizce Fransızca Türkçe Urduca Endonezce Boşnakça Rusca