أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمَّا خَرَجَ إِلَى حُنَيْنٍ مَرَّ بِشَجَرَةٍ لِلْمُشْرِكِينَ يُقَالُ لَهَا: ذَاتُ أَنْوَاطٍ يُعَلِّقُونَ عَلَيْهَا أَسْلِحَتَهُمْ، فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ، اجْعَلْ لَنَا ذَاتَ أَنْوَاطٍ كَمَا لَهُمْ ذَاتُ أَنْوَاطٍ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «سُبْحَانَ اللهِ! هَذَا كَمَا قَالَ قَوْمُ مُوسَى {اجْعَلْ لَنَا إِلَهًا كَمَا لَهُمْ آلِهَةٌ} [الأعراف: 138] وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَرْكَبُنَّ سُنَّةَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ». المزيد
Ebû Vâkıd el-Leysî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre:
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Huneyn Seferi'ne çıktığında Müşriklerin Zât-ü Envât dedikleri ve silahlarını üzerine astıkları bir ağacın yanından geçti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: ''Ey Allah'ın Rasûlü! Onların Zât-ü Envât'ı gibi bize de Zât-ü Envât yap!'' dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Subhanallah! İsrailoğulları'nın Mûsâ'ya (Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!) [A'râf: 138] dediğinin aynısını diyorsunuz. Nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden öncekilerin yolunu takip edeceksiniz.»