Hadislerin Listesi

İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakının, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getirin
عربي الإنجليزية الأوردية
Muhammed’in canı elinde olan zata yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine iman etmeden ölürse, mutlaka Cehennem ashabından olur!
عربي الإنجليزية الأوردية
Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helak etti
عربي الإنجليزية الأوردية
Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir, yüz çeviren müstesna!
عربي الإنجليزية الأوردية
İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir
عربي الإنجليزية الأوردية
Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: "Sen bizim seyyidimizsin" dedik de, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Es-Seyyid Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dır.» buyurdu. Biz: Sen bizim üstünlük bakımından en faziletlimiz, (eşe, dosta iyilik elini) uzatma ba­kımından da en üstünümüzsün, dedik. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Söylediğinizin hepsi bu veya buna yakın bir söz olsun. Şeytan sizi (mübalağalı övgülerde) koşturmasın!
عربي الإنجليزية الأوردية
(Ey Muhammed!) başını kaldır! Söyle, sözün dinlensin; iste ki istediğin verilsin. Şefâat dile! Sana şefâat hakkı verilsin.
عربي الإنجليزية الأوردية
Benden önce hiç kimseye verilmeyen beş şey bana verildi
عربي الإنجليزية الأوردية
Üzerine Güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür
عربي الإنجليزية الأوردية
‘’Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiği sırada evimde, rafta bulunan bir miktar arpadan başka, bir canlının yiyebileceği hiçbir şey yoktu. Ben, bir müddet ondan yedim. Uzun bir süre (geçmesine rağmen tükenmediğini görünce) onu tarttım. Tartınca da tükendi.’’
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yük­sek bir yerden Medine evleri arasından yükselen köşklere baktı da: «Benim görmekte olduğum fitneleri sizler görebiliyor musu­nuz?» diye buyurdu. Sahâbîler: "Hayır!" dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Şüphesiz ben, yağmur damlası gibi evlerinizin aralarına dökülen fitneleri görü­yorum.» buyurdu.
عربي الإنجليزية الأوردية
Canım elinde olana yemin olsun ki, yakın bir zamanda İbn Meryem size adil bir idareci, doğru bir imam olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizye koyacaktır. Mal o kadar çoğalacak ki kimse malı kabul etmeyecektir
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben, Bekir oğlu Sa'd kabilesinden Dımâm b. Sa'lebe’yim." dedi
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kırk yaşında iken ilk vahiy indirildi
عربي الإنجليزية الأوردية
Yaz, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, bu ağızdan hak olandan başkası çıkmaz
عربي الإنجليزية الأوردية
«O halde siz benden Arap kabilelerini soruyorsunuz. (Bilin ki) Câhiliye döneminde hayırlı (şerefli) olanlar, şayet dînî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar.»
عربي الإنجليزية الأوردية
«Kendimi rüyamda bir misvakla misvaklanırken gördüm. Derken iki adam geldi. Biri, diğerinden daha büyüktü. Ben de misvağı küçük olana verdim. Bana; büyüğe denildi. Ben de onu, büyüğe verdim.»
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah, Adem -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yarattığında kendisine: "Git, meleklerden şu oturan topluluğa selam ver, sana nasıl selam vereceklerine kulak kesil. O, senin ve neslinin selamı olacak" diye buyurdu. Adem: "Es-selamu aleykum" dedi. Melekler de: "Es-selamu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler "ve rahmetullah" ibaresini de ilave ettiler.
عربي الإنجليزية الأوردية
“Allahım! Sen bu kavmimi affet. Onlar cahil, bilmeyen kimselerdir.”
عربي الإنجليزية الأوردية
Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.
عربي الإنجليزية الأوردية
"Zekeriyya aleyhisselam marangoz idi."
عربي الإنجليزية الأوردية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kertenkelelerin öldürülmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kertenkele İbrahim -aleyhisselam-'ın ateşinin (yanması için) üflerdi.”
عربي الإنجليزية الأوردية
"İsra’ya götürüldüğü gece ona, (biri şarap biri süt olmak üzere) iki kâse getirildi."
عربي الإنجليزية الأوردية
Ben aranızda en çok Allah'tan korkan ve Allah'ı en iyi bilen kimseyim
عربي الإنجليزية الأوردية
Hiçbir peygamber yoktur ki, ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın
عربي الإنجليزية الأوردية
Âhir zamanda yaşları genç, akılları kıt bir topluluk ortaya çıkacaktır. Onlar, mahlukatın en hayırlısının sözünden (Kur'an ve Sünnet'ten) bahsederler. Okun avı (delip) geçtiği gibi İslam'dan çıkarlar
عربي الإنجليزية الإندونيسية
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başlarına Âsım b. Sâbit el-Ensarî'yi komutan tayin ettiği on kişiden oluşan bir kâfileyi (irşad ve istihbârât için) görevlendirdi.
عربي الإنجليزية الأوردية
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir su kabı istedi. İçinde birazcık su bulunan, fakat derin olmayan geniş bir kap getirdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elini suya soktu. Enes dedi ki: Nebi'nin parmaklarının arasından fışkıran suya bakmaya başladım. O sudan, yetmiş, seksen kadar kişi abdest aldı.
عربي الإنجليزية الأوردية
Eyyub -aleyhisselâm- çıplak olarak yıkanırken (gökten) üzerine altından çekirge düştü.
عربي الإنجليزية الأوردية
"Üç kişiden başka beşikte konuşan (bebek) olmamıştır"
عربي الإنجليزية الأوردية
Musa -aleyhisselam-'ın Hızır ile Olan Kıssası
عربي الإنجليزية الأوردية
'Âdem -aleyhisselam- vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar. Onu defnettiler. Sonra çocuklarına dönerek, (Ey âdemoğulları! Ölülerinize böyle yapınız) dediler.''
عربي الإنجليزية الأوردية
'Zurayk oğulları Yahudilerinden Lebîd b. A'sam adında bir Yahudi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sihir yaptı. Bundan dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı işleri yapmadığı halde o iş kendisine yapıyorum gibi geliyordu.
عربي الإنجليزية الأوردية
«Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın nebisi Dâvûd -aleyhisselam- da kendi elinin emeğini yerdi.»
عربي الإنجليزية الأوردية
İnsanların en hayırlısı benim asrımda (dönemimde) yaşayanlardır. Sonra onlardan sonra gelenler (Tabiûn), sonra da onlardan sonra gelenlerdir (Tebeu't-tâbiîn)
عربي الإنجليزية الإندونيسية