عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
«مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ». قَالَ: فَقَالَ الْأَشْعَثُ: فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ؛ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ، فَجَحَدَنِي، فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلَكَ بَيِّنَةٌ؟» قُلْتُ: لَا. قَالَ: فَقَالَ لِلْيَهُودِيِّ: «احْلِفْ». قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِذَنْ يَحْلِفَ وَيَذْهَبَ بِمَالِي. فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى: {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا}. إِلَى آخِرِ الْآيَةِ.
[صحيح] - [متفق عليه] - [صحيح البخاري: 2416]
المزيــد ...
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Yalan yere yemin ederek malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasp etmiş olduğu için kendisine gazap edilmiş olarak Allah'a kavuşur.» Dedi ki: Eş'as şöyle söyledi: Allah'a yemin ederim ki, bu benim başıma geldi. Benimle bir Yahudi arasında bir toprak parçası vardı ve o bana bunu vermedi. Ben de onu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna getirdim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, «Bir delilin var mı?» diye sordu. Ben de, "Hayır" dedim. Nebî -aleyhisselam- Yahudi'ye, «Yemin et» dedi. Eş'as dedi ki "Ey Allah'ın Rasûlü! O zaman yemin eder ve malımı alır. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: {Şüphesiz ki, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle satanlara gelince, işte onların ahirette hiç nasipleri yoktur.}. Ayetin sonuna kadar.
[Sahih Hadis] - [Muttefekun aleyh] - [Sahih-i Buhârî - 2416]
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- başkasının malını bu yeminle elde etmek amacıyla, yeminin yalan olduğunu bilerek Allah adına yemin etmenin sakıncalı olduğunu; çünkü böyle birinin Allah'ın kendisine kızgın olduğu bir halde Allah'ın huzuruna çıkacağını bildirmiştir. Eş'as b. Kays -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Yahudi ile toprak mülkiyeti konusunda anlaşmazlık yaşadıklarında bu durumu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bildirip aralarında hüküm vermesini istediklerinde Nebî -aleyhisselam- Eş'as'a şöyle buyurmuştur: İddianı ispatlamak için delil sunmalısın. Bunu yapamazsanız, karşındaki kişinin, yani davalının yeminini istemekten başka çaren kalmaz. Eş'as şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü, Yahudi adam yemin eder ve paramı almaktan çekinmez ise; bunun üzerine Allah Teâlâ Kur'an'da bunu doğrulayan bir ayet indirmiştir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın sözleri şöyledir: {Şüphesiz satın alanlar}, değiştirenler {Allah'ın ahdini} ve Müminlere verdiği emaneti yerine getirme emrini ve {yeminlerini} Allah'ın adına yalan atarak yemin edenler {az bir bedel karşılığında değiştirenler} dünya mallarıyla {ahirette hiçbir paya sahip olmayacaklar} onların hiç nasipleri olmayacak {Allah onlarla konuşmayacak} onların hoşuna giden ve faydalı sözler söylemeyecek, aksine onlara gazaplanacak, {Kıyamet Günü'nde onlara bakmayacak} merhametle ve şefkatle bakmayacak, {onları temize çıkarmayacak} onları güzel övgülerle övmeyecek, işledikleri günah ve kirliliklerden onları temizlemeyecek {onlara elem verici bir azap vardır} işledikleri günah karşılığında onlar için acı veren bir azap vardır.